Pencere Haber Gazetesi
Pencere Haber Gazetesi
KÖŞE YAZISI

...İLELEBET ATATÜRK İLE...

Nuray ÇETİNGÖZ Nuray ÇETİNGÖZ Yazarın tüm yazıları
28-10-2026 21:08 3 dk okuma 7
Paylaş:

Atatürk sevgisi hayatıma, okul kitaplarından daha önce, hem evde hem de babamın mesleği dolayısıyla plaketler ve rozetlerle doğduğum an girmişti.

İlkokul birinci sınıfta, ilk Cumhuriyet Bayramı’nda okuyacağım şiiri sınıftaki tüm arkadaşlarım da ezberlesin istiyordum. Şiiri ezberlerken evin merdivenlerine çıkıp bir de anneme trabzanları süsletiyordum. Böyle olunca da şiirle ben bir bütün olmuştuk. Arkadaşlarımda da öyle olsun istedim herhalde. Çocuk aklı işte, bir türlü ikna olamıyordum. Annemi, babamı ve öğretmenimi de inatçı hâlimle oldukça zorlamıştım. Aslında kendimce tamamen iyi niyetliydim. Sanıyorum, şiir için hazırladığım ortam şiiri çok cazibeli hâle getirmişti. Arkadaşlarımın da bu durumu yaşamasını istiyordum.

Keramet şiirde mi? Bende mi? Süslenmiş merdivende mi? Yoksa seyrediliyor olmakta mıydı? Bilmiyorum.

Öğretmenim, “Nuray, sen bütün arkadaşlarının şiirlerini ezberlersen onlar da senin şiirini ezberler.” dedi. Bu teklif o an için çok zor gelmişti, kabul etmemiştim. “Bayrama yetiştiremem ama sonra hepsini ezberlerim.” dedim. Aramızda anlaşmıştık ama verilmiş bir söz vardı.

Bayram günü çok heyecanlıydım. Gece hiç uyumamış, yarının hayalini kurmuştum. Rahmetli babam, “Atatürk seni seyrediyormuş gibi oku şiirini. Arkadaşlarının şiirlerini de güzelce dinle, ezberlerim demiştin ya!” demişti.

İşte o nasıl olacaktı? Benim gibi hareketli bir çocuğun hiç kıpırdamadan öylece hazır olda durması gerekiyordu. Öğretmenimiz de aramızda konuşmamamızı ve dik durmamızı tembihlemişti. Ama Atatürk’ün beni seyrediyor olması, bana çok ciddi olmam gerektiğini hissettiriyordu.

Ben hayatımın ilk tecrübesini yaşarken belli ki ailem ve öğretmenim gereken tedbirleri almışlardı. Birinci sırada ben vardım. Büyük bir gururla şiirimi rahatça okudum. Diğer arkadaşlarım şiirlerini okurken onları da çok dikkatlice dinleyip alkışladım. Okudukları şiirleri öyle bir kaydetmişim ki hafızama, ertesi gün sınıfta hepsini okudum.

Benim şiirimi ezberlemelerine gerek yoktu. Hatta artık ezberlemelerini istemiyordum. Atatürk beni seyrediyorsa tüm şiirleri bilmesi gerekenin ben olduğunu düşünüyordum. Kendimce kendime çevirdiğim bilgi buydu o yaşta. Görevim buydu.

Okuma yazma öğrenince de ezber olayımı hayatımdan kaldırdım. Öğrenmem için okuyup hayalini kurup uygulamam yetiyordu.

Ortaokul ve lise yıllarımdaki okulumun marşının sözleri aklıma yer ediyor, çok da iyi ediyordu. Atatürk’ün yüce ruhunun bilinci, kalbimde ben büyüdükçe benimle birlikte daha da büyüyerek yaşamaya başlıyordu.

Yazarlığımın ilklerini deneme, şiir ve kompozisyonlarımla yer aldığım duvar gazetesinde, kültür ve sanatın içinde yer alıp yapabildiğimin değerini tanıyor ve tadıyordum.

Cumhuriyet kadınının değerlerini ve Atatürk’ün nefes aldığı yerde olmuş olmanın ruhani olgusunu hâlâ içime çekiyorum. Sunulmuş imkânlarımı en iyi şekilde kullanmak benim görevimdir. Benim iyi talihim Atatürk ise ve bu yaşadıklarım iyi talihimse elbette seve seve paylaşırım.

Türklük bilincini ve Atatürk’ü anlamak, anlatmak, elimizden ve gönlümüzden geldiğince ileri nesillere taşımakla vazifeliyiz. Yazmaktan onur ve mutluluk duyuyorum.

Bu kadar yoğun sevgi, saygı, güven ve başarı ile dolu his yüklenmesi sadece okul anısı olsun diye yaşanmış olamazdı. Çünkü Atatürk’leydim. Yaşamımda bana verilmiş en büyük hediyelerden biriydi bu.

Hem kendinde hem vatanında devrim yapmışlara sevdamız var bizim. Kendimize örnek seçtiğimiz, ilim ve bilimde çığır açmış güçlere hayran olup onların izinden gitmek gibi...

Vatan bilincini kardeşlik, dostluk, namus bilip var olduğumuz toprağa sahip olan hür devlet evladı olarak yetiştik. Kendi vatanına sahip çıkan, sevdalı olan diğer milletleri de anlayabiliriz. Diğer milletlere olan saygımız, sahip olduğumuz damarlarımızdaki asil kanın, şerefin eseridir.

Bu yolda kendinden emin, ülke topraklarını düşman işgalinden kurtarıp Türkiye Cumhuriyeti hâline getirmiş Mustafa Kemal Atatürk’e, silah arkadaşlarına ve vatanımız uğruna can vermiş ata dedelerimize, devraldığımız bayrağı ileri nesillere devretme sözümüz var.

Ruhları şad olsun...

Ey büyük Atatürk!

Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır...

Ne mutlu Türk’üm diyene!

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun…

Sevgi ve umut ile...

Nuray Çetingöz

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Pencere Haber Gazetesi yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Nuray ÇETİNGÖZ — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.