Bugün İzmir’de yürürken kimsenin fark etmediği bazı sokaklarda bir zamanlar İzmir’in en sert, en gürültülü ve en ünlü geceleri yaşanıyordu. Eski İzmir’in efsaneleşen Aya Fotini Kilisesi’nin çan kulesinden başlayıp bugünkü Basmane civarı olan Ermeni Mahallesi’nde biten “Büyük Meyhaneler” bölgesi, sıradan bir eğlence yeri değildi. Burası kabadayıların, tüccarların, kaçakçıların ve para saçan zenginlerin buluşma noktasıydı.
Gece çöktüğünde sokak tamamen değişirdi. Meyhanelerin kapıları açılır, içeriden ud sesleri yükselir, rakı masaları sabaha kadar dolup taşardı. Bir masada Anadolu’dan gelen hayvan tüccarları otururken, birkaç adım ötede İzmir’in zengin ailelerinden gençler kadeh tokuştururdu.
En ilginç kurallardan biri ise kadınların bu dünyaya neredeyse hiç alınmamasıydı. Büyük meyhaneler, tamamen erkeklerin hâkim olduğu sert bir gece hayatına sahipti. Kavga edenler, yüksek sesle şarkı söyleyenler, cebindeki son parayı masaya bırakanlar… Hepsi bu sokakların müdavimiydi.
Ama burayı asıl efsane yapan şey sadece eğlence değildi. O dönem başı derde giren birçok Rum’un gizlice bu meyhanelerde saklandığı anlatılır. Polis baskısından kaçanlar günlerce korunur, sonra sessizce şehir dışına çıkarılırdı. Yani büyük meyhaneler, geceleri kadar yeraltı hikâyeleriyle de ünlüydü.
Sokağın en meşhur adresi ise Yannuli’nin Meyhanesiydi. Burada servis edilen meşhur “Yannuli No 9” uzosu o kadar ünlenmişti ki, İzmir dışından gelenler bile sadece bu içkiyi tatmak için uğrardı. Üstelik mekân sahibi Yannuli’nin cömertliği dilden dile yayılmıştı. Parasız kalan müşterinin hesabını çoğu zaman kendi ödediği söylenirdi.
1922 yangınıyla birlikte o şaşaalı dünya tamamen yok oldu. Meyhaneler yandı, sokaklar sustu. Bugün aynı yerde modern yollar ve kalabalık trafik var. Ama eski İzmir’i bilenler için Büyük Meyhaneler hâlâ rakı kokusu, ud sesi ve bitmeyen gecelerle hatırlanıyor.
Jano Çavuşoğlu