Merhaba dostlar oğlumuzla birlikte, iş kurmak amacıyla gittiğimiz Bakü’den yazıyorum.
Bir başka ülkeden yurduma bakmanın dezavantajı, uzak kalmaktan dolayı, bazen geçici körlükler yaşamak olsa da, avantajının olayları kuşbakışı görmek, olması diye düşünüyorum.
Bundan sonraki yazılarımda, bu kardeş ülkenin iyi ve kötü yanlarını, ülkemizle kıyaslayarak, tatlı tatlı sohbet etmeye çalışacağım. İçimizden bir kişinin bile beyninde, yeni bir pencere açabilirsem, çok mutlu olacağım. Her ne kadar sürçü lisan etsemde, af fola!
İlk izlenimlerim şöyle, yaz mevsiminde geceleri ışıldayan, gündüzleri sıcaktan kavrulan, kışın Ankara ya benzeyerek donan, çok bakımlı, temiz yapılaşmada, Avrupa ülkelerini aratmayan, eskinin korunduğu, yeninin eskiye yasalarla uydurulduğu, estetik kum rengi, Rönesans, neotik, neobarok ve klasisizm gibi bir mimariye dayanan, çok güzel, İzmir’den küçük bir şehir. Sovyet Mimari tarzının yanında, modern ve post modern yapılaşmalar, son yıllarda ağırlık kazanmış.
İstanbul, İzmir gibi şehirlerimizde, canım eski yapıların, nasıl tahrip edildiğini, bütünlüğünün korunamadığını kıyasla görünce, doğrusu insanın içi cız ediyor.
Şehirde hiç Suriyeli olmadığı gibi, çok zor şartlarda, oturum izni alınabiliyor. Ülkeye vizesiz, pasaportsuz girdikten sonra, 14.günde, adres bildirimi yapmadığımız için kişi başı 10.000 tl ceza ödedik. Pırıl pırıl, bal dök yala, dijital resmi daireler aracılığı ile sürekli kontrol altındasın. İlk doksan günün bitiminde, tıpış tıpış ülkene geri gidiyor, sonra istersen tekrar dönüyorsun. Her yerde kamera var, suç oranı yok denecek kadar az. Vatandaşlık almak bir Azerbaycanlı ile evlensen bile zor, çok uzun yıllar alıyor. Oturum hakkı için yaklaşık iki buçuk milyon tl ye, bir ev almak zorundasın ya da bu civarda ciro garantili, bir şirket kuracaksın. Ev almak, çalışma izni için yeterli değil maalesef.
Bu kadar teknik bilgi yeter. Haftaya insan odaklı sosyal durumlardan, bahsedeceğim. Çok sevdiğim, beni etkileyen bu şehrin surlarına bakarak, yazdığım şiiri buraya bırakayım. Onların diliyle, BUYURUN, HOŞ KALINIZ.!
BAKÜ (BÜYÜLÜ DİYAR)
Rüzgar, ateş, nar
Kışı kar, yazı har
Evler, kızıl güneşten duvar
Dinle! Konuşuyor içeride ki surlar
Kader, keder, ayrılık, ölüm…hiç bitmeyen acılar
Ah…leyar…Her şey değişti gülüm
Artık, dünya bize dar
Ne ararsan özde var, içimdeki közde var
Yine de unutma, gideni bedbaht
Geride kalanı bahtiyar
Çünkü burası Bakü
Bir garip büyülü diyar
Çabuk geçiyor ruhum, emret! Zamanı beklet
Hayattan güzellikler iste, inadına elde et!
Aşk, meşk, neşe, huzur, saadet hatta ibadet…
Ah..! Yitirdiğim gençliğim neredesin?
Çok uzaklardan geliyor sesin
Burada kızlar çok fena!
Karagözlerinde, hep yıldırımlar çakar
Yanaklarına vuran yangın, delikanlıları yakar
Bir şehri mukaddes ki, gündüzü ayrı cevher
Gecenin vitrininde, bir nadide mücevher
Evet! Bütün sevdalılar, ayrılık sancısı çeker
Teselli arıyorsan,Bakü’ye gelmek yeter.