Yemek kaşığındaki sineklere baktı Cemil, bir kaşık dolusu karasinek, umarsız salladı kaşığını, yüzünü buruşturdu, omzunda müthiş bir ağrı hissetti. Yine kanamıştı yarası, ucundan biraz araladı, çıldırmış gibi saldıran sinekleri kovdu, dudak gibi oyuk yarası, hem şişmiş hem de morarmıştı. Dün yanındaki erlerden biri ona sormadan cephe gerisine gitmiş, tedavisi için aslında, orduda çok kısıtlı miktarda bulunan bir ilaç getirmişti. Üç gün önce yarayı yaktıkları halde, uyuşturulmadan dağlanırken, askere örnek olmak için bağırmamıştı, yine de inlemesine engel olamamıştı. Hatırlayınca yine kendine kızdı, yüzü kızardı, yumruğunu sıktı, yine de sineklerden iltihaplanmıştı işte... Neyse, şimdi bunları düşünmenin ne yeri ne de zamanı değildi. Gece olmuştu, toplar susmuş, mermi vızıltıları kesilmişti. Sabah için biraz uyuması lazımdı. Yana kaykıldı, başını solmuş haki bez heybenin üstündeki, eski bir gocuğa bıraktı, sağa döndü, sola döndü, vücudu ateş gibi yanıyor, sinekler uyutmuyordu. Havadaki çürük ceset, yanık et, keskin barut kokusuna alışmıştı aslında, sadece lanet sinekler ve yarası onu zorluyor, günlerden beri uyutmuyordu. Yarın büyük bir gündü, kısıtlı cephaneleri bitiyordu, kesin kararlıydı Cemil, yarın şafakta son saldırıyı yapacaklardı, askerlerine sonunda süngü tak diyeceği an gelmişti. Kardeşi Celil'in vurulduğu gün geldi aklına, boğazından vurulmuştu, bir iki saniye yüzüne bakmış, ellerini sıkarken son bir hırıltı çıkan ağzından, oluk oluk kan boşalmıştı.
Aslında ilk günlerde, yollarda, cepheye gelirken çok korkuyordu ölümden, ne gariptir ki çevresinde vurulanları gördükçe artık kanıksamıştı her şeyi, kalbine veya vücudunun herhangi bir yerine girecek olan o demir parçasını düşündü. Omuzunda ki bu kadar yüzeysel bir yara bile, bu kadar acı verirken, içine girecek olan o demirin, ne kadar acı verebileceğini düşündü, hafifçe ürperdi, kısa bir süreliğine, o eski korkusu geri geldi, fakat hemen attı bu duyguyu içinden, korkacak zamanı yoktu, korkacak zaman değildi. Çevresinde bugüne kadar gördüğü bütün dehşet dolu görüntüler geldi aklına, işgal kuvvetleri, tecavüz edilen kadınlar, uzuvları kesilmiş çocuklar, toplu mezarlar hınç dolu gözlerle, boşluğa baktı. Ölmek değil yaşamak daha zordu bugünlerde, kardeşlerini, Zemzem'i, Hasan'ı, Murat'ı düşündü, içi bir acayip olmuştu, gözleri doldu, buraya kadarmış dedi içinden, yeni bir ülkü için, yeni bir ülke için feda edilmesi gereken, ADAK edilen nesil biziz, ben, Harun, Bilal, Celil, en küçükleri Murat’ı sayamadı içi elvermemişti, adeta kıyamamıştı ona, dua etti onun için. Tam gün ağarırken, derin bir nefes aldı Cemil, askerlerin en önünde bir heykel gibi sessizce durdu. Sonra kafasını kaldırdı: "Bugün çocuklarımızın huzur içinde, hür yaşamaları için, tecavüz edilmiş, işkence görmüş kadın ve çocuklarımızın intikam hakkı için, toprağını sürdüğümüz, aşını yediğimiz, suyunu içtiğimiz vatanın, anamız, anavatanımız için öldürme vaktidir, gerekirse en önde gönüllü ölme vaktidir. Onlar buralara çok uzaklardan geldiler, biz hep buradaydık, hep vardık. Ya geri dönecekler, ya da ölecekler. Haklı olduğumuz için, hakkınız için, HAK ADINA HÜCUM!" diye kükredi. Cemil önde süngüsü ile atladı yardan aşağı, düşmanın tam üstüne, kızarmış bir şafak vakti, düşmanın pususunda, ölüme koşuyordu askerler. Hepsi biliyordu öleceklerini ,fakat yine de bir an için de olsa, gözlerini bile kırpmadan, geride kalmamak için birbirileriyle yarıştılar, bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun şimşeğiydi onlar, daha güzel günlere inandılar, kendilerini vatana adadılar. Aniden içinde, kızgın çeliğin ateşini hissetti Cemil, yanıyordu ciğeri, derin bir nefes aldı düşerken... İnsanoğlunun genetik kodlamasının bir ürünü olarak hafızasında, hatırladığı tüm anıların, en küçük yaştan bugüne "geriye sayımı" gerçekleşti birkaç saniyede, tüm hayatı geçti gözünün önünden, son nefesini verdi...
*Milli Kurtuluş Savaşımızda şehit olan büyük dayıma ve kardeşlerine adanmıştır...
ATA'YA
Nasıl bir adanmışlıkla yaşadın
Bir efsaneyi tez zamanda Kafalar taşla ezilirken meydanda
Sorduk tarihe, dedi ki benzemez kimse ona
Ve onu anlayıp, bir işaretle diri diri sipere girenlere
Ne garip yüzyıl geçti ardından
Ne tam filme çekildin ne ciğerlere…