Göksel beni aradı... "hani yazın?" Dedim başlayamadım… Yarın göndersem… Oğlum şimdi başlayamamışın sonra nasıl başlayacaksın...?
Haklı başlayacağım yeri tam bulamıyorum…
“Etek boyu kısadır, ondan olmuştur” dan mı? Başlayayım...
“Boşanmak istedi diye 3 çocuğunun önünde öldürülen kadından mı?” Başlayayım...
Ya da bebek yaşta daha hayatı başlamadan sapıklar tarafından tecavüze uğrayan bebeklerden mi?
Geç saate kaldığında gölgelerden korkarak eve girmeye çalışan kadınlardan mı?
Ya da “apartmanına girdiğinde apartman içinde bir sapık tarafından öldürülen” den mi?
Hadi bundan Başlayayım dediğim de bir başkası önüme çıkacak, haydi bundan Başlayayım diyeceğim…
İnsan her gün yeni haberi duyduğunda söze nereden Başlayayım dediğinde bir başka olay...
Bir yerden başlamak gerekirse, özlü sözle Başlayayım dedim.
"Kadının güçlü olduğu yerde, toplum da güçlüdür erkek de"
Ama kadından korkar bazıları… Kadın ayrıntıdır… Bir eve girdiğinde scanner gibi okur etrafı, yerleştirir kafasına, koltuk ne renk, fincan takımının üzerindeki desenin biçimi, perdedeki bölüm sayısı…
Kadın hafızadır... Unutmaz yıllar yıllar önce olanı… Hatta çok koca bunu bir anekdot olarak anlatır “abi unutmamış yaaaa. Lap diye koydu önüme, 11 sene 3 ay 15 gün önce olanı…”
Siz böyle bir bireye mecliste kota koyuyorsanız, kadın hakları araştırma komisyonu başkanını hakkını aradığı erkek egemen toplumda erkek seçiyorsanız, spor dallarından tutun, eğitimdeki okul birincilerine kadar kadının güçlü yapısını görmüyorsanız, esasında pozitif ayrımcılık dediğimiz şeyi bu görmeyenlere karşı negatif ayırımcılık olarak kenara koymak lazım.
Kadın vicdandır… Anam diye anladığınızda en çaresiz zamanınızda anne vicdanını, anne korumasını, kadının yüreğindeki sevgiyi çağırırsınız...
2-3 gün önce reklam olarak verdiğim cümleyi koyacak yer bulamadın mı diyeceksiniz…
Bir gün evde yalnız oturup o evdeki kadına yaptıklarınız gözünüzün önünden geçip, “otur evinde yaaaa, ne işin var orada?” diye sorguladığınız, özgürlüğünü sınıflandırmayı maharet bildiğiniz kadın, karşı koltukta yoksa, boş boş bakarken koltuğun orta düğmesine, şiddet uygulamayı bir maharet gördüğünüzü düşünün". “Bağcının bağı sokup gittiğini, o üzümü bir daha nah yiyeceğinizi” düşünün... Tabii genel anlamda bir konuşma gibi görüyorsunuz... Bu kadar gazete haberi, bu kadar cinayet, bu kadar sapıklık, bu kadar baskı kurulan bir toplumun bir parçasını düşününce bazen genel konuşma gibi geliyor...
Ben naçizane bulunduğum konum gereği "geleceğin Güçlü, Mustafa Kemal Atatürk’ün kendilerine verilen tüm hakları sonuna kadar kullanan, Cumhuriyetin Güçlü Kadınlarını" yetiştirmeye çalışıyorum... Kadın Güçlü olursa, birey olursa, toplum Güçlü olur.
Yaaa Göksel çok az yer ayırma bir daha... Sözüm yarım kalıyor hep birader ya...
Zafer Çöpten
Kadının insan, kendisinin insanoğlu olan biri...