Karamürsel’de ticaret kötü gitmektedir.
Halk git gide yoksullaşmakta, bunun için de çözüm aranmaktadır.
Esnaf çare üretmeye çalışmaktadır.
Zamanın padişahi Abdulaziz’in Hereke’deki köşküne gelmesini bekler Karamürsel halkı.
Neyse padişah Hereke Köşküne gelir. Esnaf da Karamürsel Sepetinin içine yörede yetişen meyve ve sebzelerden doldurur. Padişahin huzuruna çıkarlar...
Tabi elde Sepet içinde yöresel meyve ve sebzeler beklerler sıralarını.
Öncesi gelenler değerli yakutlar, ziynetler hediye ederken bizimkiler ellerinde sepet çıkarlar padişahın huzuruna.
Padişah bir bunlara bakar, bir sepete. Bu ne der?
Temsilci "efendim biz Karamürsel’den geliyoruz. Uzun zamandır esnafımız ve dolayısıyla halkımız zorluk çekiyor” derken padişah araya girer kızgınlıkla "yani bu Sepeti getirdiniz."
Temsilci de "efendim sadece sepet değil, içinde Karamürsel’imizde yetişen meyve ve sebzelerimiz var."
Padişah "Demek öyle" der yine kızgın ses tonuyla ... "Getirin oradan bir büyük tepsi şu küçük sepetten çıkan meyve ve sebzeler bu tepsiyi dolduramazsa hepinizi zindana attırırım" der.
Neyse efendim tepsi gelir, sepet boşalmaya baslar, tepsi dolar bir de taşar" Padişah şaşkındır... "Ya şu sepeti ufak tefek gördük bir şeye benzetemedik. Tepsi doldu taştı." Ve Karamürsel’e özel önem verilmesi emrini verir.
İşte "Sen bizi ufak tefek gördün Karamürsel Sepeti mi zannettin” buradan gelmektedir…
*
Benim başında bulunduğum Urla Gençlik Voleybol şubemizin yaptıkları, ileri de yapacakları için şimdiden Karamürsel sepeti benzetmesi yapabiliriz.
O ufak tefek görünen Urla’nın evlatlarının antrenmandaki performansları, maçlarda gösterdikleri mücadele, göğüslerinde taşıdıkları armaya saygı ve sevgi… Onları ufak tefek görüp küçümsemeyin. Urla Gençlik S.K. Voleybol Şubesi geçen sezon büyükler liginde şampiyonluk getirmiştir. Karamürsel Sepeti gibi onlar.
Onların ileride bulunacakları yerleri görünce bu cümleyi hatırlatırız sizlere...