Gerçeğin peşinden yılmadan giden, kalemiyle topluma ayna tutan, kimi zaman alkışlanan kimi zaman eleştirilen ama her koşulda sorumluluğundan vazgeçmeyen gazeteciler…
Bugün onların günü.
Gazetecilik; sadece haber yazmak değil, yaşananı kayda geçirmek, sessiz kalanların sesi olmak, yerelin nabzını tutmak demektir. Özellikle yerel basın, bir kentin hafızasıdır. Urla’nın sokaklarını, esnafını, pazarını, denizini, sevincini, acısını en iyi bilenler yine Urla’da yaşayan, Urla’yı yazan gazetecilerdir.
Bir dükkân kepenk kapattığında, bir esnaf siftah yapamadığında, bir mahallede dayanışma doğduğunda ya da bir başarı hikâyesi yazıldığında; yerel gazeteciler oradadır. Çünkü onlar sadece izleyen değil, bu kentin bir parçası olan insanlardır.
Urla’da gazetecilik yapmak hem sorumluluk hem de cesaret ister. Herkesin birbirini tanıdığı bir yerde doğruyu yazmak, gerçeği savunmak, emeğe saygı göstermek kolay değildir. Ama tam da bu yüzden değerlidir. Yerel basın, demokrasinin en canlı, en sahici damarlarından biridir. Bizler biliyoruz ki; güçlü bir Urla için güçlü bir yerel basın şarttır. Ve Urla basın emekçileri bu gücü göstermektedirler. Eleştiren, sorgulayan, ama aynı zamanda yapıcı olan bir basın; kente değer katar. Esnafın, emekçinin, kadının, gencin sesini duyuran her haber; bu topraklara atılmış sağlam bir kayıttır.
Bu vesileyle; gece gündüz demeden çalışan, kalemini satmadan, vicdanını rehber edinen tüm gazetecilerin Gazeteciler Günü’nü kutluyorum.
Urla’yı yazan, Urla’yı anlatan, Urla’nın yarınlarına not düşen tüm basın emekçilerine saygı ve teşekkürlerimle…
Kaleminiz güçlü, yolunuz açık olsun.
