Pencere Haber Gazetesi
Pencere Haber Gazetesi
KÖŞE YAZISI

VENİZELOS’UN ANKARA ZİYARETİ VE TÜRK-YUNAN YAKINLAŞMASI

Jano ÇAVUŞOĞLU Jano ÇAVUŞOĞLU Yazarın tüm yazıları
08-10-2026 16:03 5 dk okuma 19
Paylaş:

1930 yılının sonbaharında Ankara’da dikkat çekici bir ziyaret gerçekleşti. Yunanistan Başbakanı Eleftherios Venizelos, eşi Eleni Venizelos ve beraberindeki heyetle Türkiye’ye geldi. Birkaç yıl önce savaşın karşı taraflarında bulunan iki ülke, artık ilişkilerini farklı bir zeminde kurmaya çalışıyordu.

 

VENİZELOS ANKARA’DA

Venizelos, Dışişleri Bakanı Andreas Mihalakopulos ve beraberindeki heyetle 26 Ekim 1930’da İstanbul’a geldi. Ertesi gün Ankara’ya geçti. Ankara’daki resmi temasları 27 Ekim’de başladı ve 31 Ekim’de sona erdi. Yunan heyeti 31 Ekim akşamı Ankara’dan İstanbul’a hareket etti; Venizelos ise 1 Kasım’da Türkiye’den ayrıldı.

Böylece ziyaret, İstanbul’a gelişinden Türkiye’den ayrılışına kadar yaklaşık altı günlük bir süreci kapsıyordu.

Venizelos’un eşi Eleni de bu ziyaret sırasında Ankara’daydı.

Ziyaretin en dikkat çekici günlerinden biri ise 29 Ekim’di. Cumhuriyet Bayramı’nın yedinci yıl dönümü Ankara’da büyük törenlerle kutlanırken, Yunanistan Başbakanı da başkentte bulunuyordu.

29 Ekim akşamı Ankara Palas’ta Mustafa Kemal Atatürk’ün başkanlığında büyük bir resmi ziyafet ve balo düzenlendi. Venizelos, eşi Eleni, Macaristan Başbakanı Kont Bethlen ve Yunan Dışişleri Bakanı Mihalakopulos da davette hazır bulunan isimler arasındaydı.

29 Ekim 1930’da Ankara Palas’ta çekilen fotoğrafta Afet İnan, Eleftherios Venizelos, Eleni Venizelos ve Mustafa Kemal Atatürk birlikte görülmektedir.

 

1930 YILINDA TÜRK-YUNAN ANLAŞMALARI

Venizelos’un Ankara ziyaretinin asıl amacı yalnızca karşılıklı ziyaret ve iyi niyet mesajları vermek değildi. İki ülkenin önünde çözülmesi gereken önemli meseleler vardı.

30 Ekim 1930’da Türkiye ile Yunanistan arasında Dostluk, Tarafsızlık, Uzlaşma ve Hakemlik Antlaşması imzalandı.

Bunun yanında deniz kuvvetlerinin sınırlandırılmasına ilişkin bir protokol ile İkamet, Ticaret ve Seyrisefain (Deniz Taşımacılığı) Mukavelesi de imzalandı.

Bu anlaşmalarla iki ülke arasındaki ilişkilerin daha düzenli bir hukuki zemine oturtulması amaçlanıyordu. İkamet, Ticaret ve Seyrisefain Mukavelesi, iki ülke vatandaşlarına karşılıklı olarak giriş, seyahat, ikamet ve yerleşme imkânı sağlıyor; kanunlara uymak şartıyla ticari faaliyetlerde bulunmalarına, iş yeri ve şirket kurmalarına da olanak tanıyordu.

Bu düzenleme sayesinde Yunanistan vatandaşları Türkiye’de, özellikle İstanbul’da, ikamet ederek ticari faaliyetlerini sürdürebildiler. Bununla birlikte bazı faaliyetler taraf devletlerin kendi vatandaşlarına özgü tutulabiliyordu.

 

MÜBADELE SONRASINDA KALAN SORUNLAR

Lozan’dan sonra gerçekleştirilen nüfus mübadelesi, Türkiye ile Yunanistan arasındaki en büyük meselelerden biriydi. Ancak mübadele tamamlandıktan sonra da taşınmazlar, yerleşik nüfusun durumu ve mali konular gibi çeşitli sorunlar gündemde kaldı.

10 Haziran 1930’da yapılan düzenlemelerle bu meselelerin önemli bir bölümü ele alındı.

Böylece iki ülke yalnızca geçmişten kalan sorunları çözmeye değil, bundan sonraki ilişkilerini de daha sağlam bir zemine oturtmaya çalışıyordu.

 

İSTANBUL RUMLARI

Lozan’daki mübadele düzenlemesinin dışında bırakılan İstanbul Rumları, bu dönemin önemli topluluklarından biriydi. İstanbul’da yerleşik bulunan Rum Ortodoks nüfus ile Batı Trakya’daki Müslüman nüfus mübadele kapsamına alınmamıştı.

1930 yılında yapılan düzenlemeler, iki ülke vatandaşlarının ikamet ve ekonomik faaliyetleri konusunda daha belirli bir hukuki çerçeve oluşturdu.

İstanbul’daki Rum toplumu da Cumhuriyet’in bu ilk yıllarında şehir hayatındaki varlığını sürdürdü. Ticaret ve sosyal yaşamın içinde yer almaya devam etti.

Ancak 1930’larda başlayan Türk-Yunan yakınlaşması uzun yıllar aynı şekilde devam etmeyecekti.

ATATÜRK VE VENİZELOS

Atatürk ile Venizelos arasındaki ilişki, bu dönemin önemli yönlerinden biriydi.

İki liderin ülkeleri kısa süre önce savaşmıştı. Buna rağmen 1930’larda geçmişteki düşmanlığın yerine diplomasi ve karşılıklı anlayış konulmaya çalışıldı.

Venizelos’un yıllar sonra Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermesi de bu yakınlaşmanın bilinen örneklerinden biri oldu.

Venizelos, 12 Ocak 1934’te Mustafa Kemal Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdi. Adaylığında Atatürk’ün Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin düzelmesine yaptığı katkıya dikkat çekti.

Atatürk ödülü kazanmadı. 1934 Nobel Barış Ödülü İngiliz siyasetçi Arthur Henderson’a verildi.

Buna rağmen Venizelos’un adaylığı, 1930 Ankara ziyaretinden başlayan Türk-Yunan yakınlaşmasının yıllar sonraki dikkat çekici bir yansıması olarak tarihe geçti.

 

KIBRIS MESELESİ VE 1964 YILI

1930’larda başlayan yakınlaşmanın önündeki önemli sorunlardan biri zamanla Kıbrıs oldu.

1950’li yıllarda Kıbrıs’ın geleceği konusunda yaşanan anlaşmazlıklar, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkileri yeniden zorlamaya başladı. 1963 sonlarında adada yaşanan çatışmalar ise krizi daha da ağırlaştırdı.

Bu gelişmeler Ankara ile Atina arasındaki ilişkileri yeniden gerdi.

Türkiye, 16 Mart 1964’te 1930 tarihli İkamet, Ticaret ve Seyrisefain Mukavelesi’ni feshetti. Bunun ardından Türkiye’de yaşayan Yunanistan vatandaşlarının durumu değişti ve çok sayıda Rum İstanbul’dan ayrıldı.

Bu gelişme, İstanbul Rum toplumunun nüfus yapısı üzerinde büyük bir etki yarattı.

 

1930 YILINDA BAŞLAYAN YAKINLAŞMADAN 1964 YILINA

1930 Ankara ziyareti, savaşların ardından Türkiye ile Yunanistan arasında yeni bir dönem açma girişiminin önemli sembollerinden biri oldu.

Venizelos’un Ankara’ya gelişi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına katılması ve ertesi gün iki ülke arasında dostluk anlaşmasının imzalanması, Türkiye ile Yunanistan ilişkilerindeki değişimin önemli göstergeleriydi.

Ancak bu yakınlaşma kalıcı olmadı.

Kıbrıs meselesi, azınlık sorunları ve iki ülke arasındaki karşılıklı güvensizlikler, 1930’larda kurulan yakınlaşmanın zamanla zayıflamasına yol açtı. 1964 yılına gelindiğinde ise İstanbul Rumları bu gerilimin doğrudan etkilediği topluluklardan biri oldu.

Venizelos’un 1930’da Ankara’ya gelişi yalnızca bir devlet adamının yaptığı resmi ziyaret değildi. Aynı zamanda Türkiye ile Yunanistan’ın savaşın ardından ilişkilerini yeniden düzenlemeye çalıştıkları bir dönemin önemli olaylarından biriydi.

1930’da Ankara’da verilen dostluk mesajları, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açtı. Sonraki yıllar ise bu yakınlaşmanın ne kadar hassas bir zemine dayandığını gösterdi.

 

KAYNAKLAR

* Atatürk Ansiklopedisi, Atatürk Dönemi Türkiye-Yunanistan İlişkileri (1923-1938)

* Atatürk Ansiklopedisi, Eleftherios Kyriakos Venizelos (1864-1936)

* Atatürk Ansiklopedisi, Atatürk, Gazi Mustafa Kemal

* Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye-Yunanistan İkamet, Ticaret ve Seyrisefain Mukavelesi ve ilgili belgeler

* Halil Şimşek, İkamet, Ticaret ve Seyrisefain Mukavelesi’nin Feshi ve Yunan Uyruklu Rumların Sınır Dışı Edilmeleri (1964), Yönetim Bilimleri Dergisi, Cilt 5, Sayı 1, 2007.

* Zafer Çakmak, Venizelos’un Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne Aday Göstermesi, Erdem, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı.

* MSGSÜ, Türk-Yunan Sanatçıları

* Cemal Işıksel, Atatürk Gazi Mustafa Kemal, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1969.

 

Not: 29 Ekim 1930’daki Ankara Palas davetinin dönemin gazetelerinde yer aldığı görülmektedir. Vakit, davette Venizelos ve eşinin bulunduğunu kaydederken, Son Posta da aynı gece Ankara Palas’ta Venizelos’un şerefine balo verildiğini bildirmektedir.

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Pencere Haber Gazetesi yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Jano ÇAVUŞOĞLU — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.