Kurban Bayramı öncesi tatil planları hız kazanırken, Schengen vizesinde yaşanan yoğunluk ve retler Avrupa hayalini zorlaştırıyor. Randevu bulma sıkıntısı ve artan bürokrasi, Türk gezginleri alternatif ve daha ulaşılabilir rotalara yönlendiriyor. Asya’dan Latin Amerika’ya, Afrika’dan Orta Doğu ve Balkanlar’a uzanan geniş bir coğrafyada 126 ülkeye vizesiz seyahat imkanı sunulması, bu arayışta yeni kapılar açıyor. Bu tablodaki en cazip seçeneklerin başında da yakın coğrafyadaki Balkanlar geliyor. Avrupa’nın en genç ülkesi Kosova’nın “tarihi başkenti” kabul edilen Prizren ise, kültürel yakınlığı ve turizm dinamikleriyle Türk ziyaretçilerin son yıllarda seyahat tercihlerinde üst sıralarda yer alıyor.
Türk kültürünün ve Türkçe’nin Balkanlar’da en yoğun yaşandığı şehirlerden biri olan Prizren, köklü geçmişini yansıtan yapısı, Osmanlı’dan izler taşıyan mimarisi, sıcakkanlı insanları, canlı şehir hayatı, renkli atmosferi ve bir Anadolu şehrini anımsatan yapısıyla Türk ziyaretçilerine yabancılık duygusunu unutturup, “bizden bir yer” algısı oluşturuyor.
HER KÖŞESİNDE FARKLI BİR DÖNEMİN İZLERİNİ TAŞIYOR
Balkanlar'ın en iyi korunmuş tarihi dokularından birine sahip olmasıyla kültürel turizmin parlayan yıldızı olarak gösterilen Prizren, barındırdığı zengin kültürel ve tarihi eserlerle "açık hava müzesi" olarak anılıyor. Bronz Çağı’ndan günümüze uzanan tarihsel birikimiyle Roma’dan Osmanlı’ya kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapan kent, her köşesinde farklı bir dönemin izlerini taşıyor. Osmanlı mimarisinin zarafeti ile Bizans ve Sırp Orta Çağ mirasının izlerini aynı kent kimliğinde harmanlayan Prizren, geçmişten gelen zengin mirasını bugünün canlı şehir hayatıyla buluşturuyor.
TÜRKİYE İLE GÜÇLÜ BAĞLARINI GÜNÜMÜZDE DE SÜRDÜRÜYOR
Kosova’nın kültürel ve tarihi kalbi olarak nitelenen kentte hayat, Şadırvan Meydanı çevresinde kendine özgü bir ritimle akarken, Osmanlı’nın yaklaşık 500 yıl süren hakimiyeti boyunca şekillenen mimari çeşitlilik bugün de şehrin dokusunda yaşamayı sürdürüyor. Kentin kimliğinin ayrılmaz birer parçası olan cami, hamam, çarşı, köprü, saat kulesi, medrese ve türbe gibi yapılar, Kosovalı Türklerin yoğun yaşadığı mahalle isimlerinden gündelik yaşama kadar pek çok alanda ortak geçmişin izlerini bugüne taşıyor. Türkiye ile güçlü bağlarını günümüzde de sürdüren Prizren, tarihi ve kültürel bağları nedeniyle İzmir Karşıyaka, İstanbul Beykoz, Muğla Bodrum, Balıkesir ve Amasya ile kardeş şehir ilişkileri kurarken, kentte Türkiye ve Macaristan’ın genel konsoloslukları bulunuyor.
PRİZRENLİ NAİT KAÇAMAKU İLE ŞEHRİN TURİZM DİNAMİKLERİNİ KONUŞTUK
Farklı din ve kültürlerin yüzyıllardır bir arada yaşadığı, ezanla çan sesinin aynı sokakta yankılandığı, tarihi çarşısı ve asırlık yapılarıyla Balkanlar’ın en özel şehirlerinden biri kabul edilen Prizren’i, şehrin yerlisi Nait Kaçamaku ile konuştuk. Kamudan emekli olduktan sonra tarih üzerine araştırmalar yapan Kaçamaku, doğup büyüdüğü bu kentin tarihsel derinliğini, bugün hala canlılığını koruyan yüzyılların izini taşıyan mimari zenginliğini, şehri özel kılan detayları ve ziyaretçilerin mutlaka görmesi gereken turizm dinamiklerini anlattı.
TARİH VE KÜLTÜRÜN BULUŞTUĞU ŞEHİR
Soru: Avrupa’nın en genç ülkesi Kosova’nın ikinci büyük şehri Prizren’i burada yaşayan biri olarak kısaca anlatır mısınız?
Cevap: Prizren, Şar Dağları’nın eteklerinde kurulan, Orta Çağ’dan kalan kale kalıntılarının etrafında gelişen ve Akdere Nehri’nin (Bistrica-Lumbardhi) ikiye böldüğü çok özel bir şehir. Bronz Çağı’ndan bugüne uzanan köklü geçmişiyle Roma’dan Bizans ve Osmanlı’ya kadar birçok medeniyetin izlerini taşıyor. Tarihi çarşısı, meydanları, asırlık yapıları, çok dinli ve kültürlü yaşamıyla, geçmiş ile bugünün iç içe geçtiği kentimizin en büyük zenginliği ise insan kaynağımız. Arnavutlar, Türkler, Boşnaklar, Romanlar ve Fandalar (Katolik Arnavutlar) burada asırlardır büyük bir uyum içinde beraberce yaşıyor. Bu kozmopolit yapı içinde, Osmanlı devrinden miras kalan Türkçemiz, bugün hala bölgenin önemli iletişim dillerinden biri olmayı sürdürüyor. Şehir nüfusunun yaklaşık yüzde 70’i Türkçe konuşuyor, Arnavutça da şehrin diğer egemen dili. Öyle ki trafik levhaları, tabelalar ve şehir bilgi panoları Türkçe, Arnavutça ve Sırpça olmak üzere üç dilde kullanılıyor. Aynı çok dilli yapı, şehirdeki iş yerlerinde ve dükkanlarda da görülüyor.
BU ŞEHİRDE YABANCILIK HİSSİ YOK
Soru: Bahsettiğiniz gibi kentte dilden dine, tabelalardan mahalle adlarına kadar Türk kültürünün izleri oldukça belirgin. Bu yüzden Prizren’e her gelişimde, farklı bir coğrafyada olmama rağmen kendimi Türkiye’deymişim gibi hissediyorum. Her ayrılışımdaysa aklımın bir köşesinde bir sonraki gelişimin planı oluyor. Bu şehrin insana kendini hızla kabul ettiren bir yapısı olduğunu düşünüyorum. Sizce bu hissi yaratan temel unsurlar neler?
Cevap: En büyük etken Prizren şehrinin ruhu. Taş sokaklarda yürürken bir yanda asırlık yapılarla karşılaşıyor, diğer yanda meydanlarda hayatın canlı ritmini hissediyorsunuz. Aynı sokakta farklı kültürlerin izlerini görmek, insanların samimi yaklaşımına tanık olmak ve bu sıcak atmosferin içinde bulunmak, ziyaretçileri etkiliyor. Özellikle Türk turistler için Osmanlı döneminden bugüne ulaşan tarihi zenginlikler ayrı bir anlam taşıyor. Bu yapılar, ziyaretçilere geçmişin izlerini tanıtırken aynı zamanda kültürel yakınlığı da pekiştiriyor. Bu nedenle Prizren’e gelenler, kısa sürede kendilerini bu şehrin bir parçası gibi hissediyor.
YÜZYILLARDIR SÜREN BİRLİKTE YAŞAM KÜLTÜRÜ
Soru: Söyleşimizin başında farklı milliyet ve kültürlerden insanların Prizren’de uyumlu bir yaşam sürdürdüğünü vurguladınız. Ben de çok hoşuma giden bu tabloya yakından tanıklık ettim. Aynı kültürü paylaşan toplumlarda bile zaman zaman ayrışmalar yaşanırken, Prizren’de bu uyumu ayakta tutan değerler neler ve hoşgörü iklimi nasıl korunuyor?
Cevap: Bence Prizren’in bu ruhunu koruyabilmesinin en önemli nedeni, insanların birbirine duyduğu saygı ve ortak yaşam kültürünü günlük hayatın doğal bir parçası olarak benimsemiş olması. Burada insanlar yüzyıllardır yan yana yaşamayı öğrendi. Farklı inançlar, diller ve gelenekler zaman içinde bu şehrin kimliğinin ayrılmaz parçası haline geldi. Bu kültür, geçmişten anlatılan bir değer olarak kalmadı, mahalle hayatında, komşuluk ilişkilerinde, bayramlarda, düğünlerde ve günlük selamlaşmalarda yaşamaya devam ediyor. İnsanlar birbirinin farklılıklarını bir ayrılık nedeni olarak değil, bu şehri zenginleştiren bir unsur olarak görüyor. Şehrin ruhuna sıcaklık ve çeşitlilik katan bu çok kültürlü yapı, bizler için doğal bir yaşam biçimi. Prizren’in hoşgörü iklimini anlamak içinse sadece Şadırvan Meydanı’na bakmak yeterli. Aynı sokakta cami, kilise ve çarşıyı görmek, farklı dillerin aynı meydanda yankılandığına tanık olmak kentte çok olağan bir durum. Şehrimizin manevi derinliğini yansıtan Sinan Paşa Camii, Sırp Ortodoks Kilisesi ve Prizren Katolik Kilisesi birbirine sadece otuzar metre mesafede yükseliyorlar. Kent nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen, bu çok dinli ve saygılı ortam şehrin gerçek ruhunu oluşturuyor. Bu yüzden buraya gelen insanlar yalnızca güzel bir şehir görmüyor, aynı zamanda kendilerini huzurlu, samimi ve sıcak bir yaşamın içinde buluyor.

PRİZREN’DE MUTLAKA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER
Soru: Taş köprülerinden tarihi kalesine kadar her köşesi ayrı bir cevher barındıran Prizren’de kentin simge yapıları ve mutlaka görülmesi gereken başlıca turistik noktalar hangileri?
Cevap: Sinan Paşa Camii, Taş Köprü, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Bogorodica Ljeviška Kilisesi (Cuma Camii), Şadırvan ve Prizren Kalesi kentin simge yapıları. Bugün de kent dokusunun ayrılmaz bir parçası olan Osmanlı’nın şehirde bıraktığı mimari izler Prizren’in başlıca turistik değerleri. Aziz Yorgi (Sveti Djordje) Katedrali, Aziz Spas (Kutsal Kurtarıcı) Kilisesi, Aziz Arhangel Manastırı (Kutsal Başmelekler Manastırı), Ljeviş Meryem Ana Lekesiz Yardım Katedrali (Gospa Pomoćnica) kentin çok katmanlı tarihini yansıtan dini yapılar arasında. Sivil mimari örnekleri arasında XIX. yüzyılda inşa edilen Kirajtani Evi ile Prizren bölgesinden çıkarılan 790’dan fazla arkeolojik bulgunun sergilendiği Arkeoloji Müzesi de kentin geçmişine ışık tutuyor. Saat Kulesi ise şehir siluetinin önemli parçalarından biri. Doğal alanlar ve çevre noktalar da Prizren’in turizm çeşitliliğini artırıyor. Şar Dağları’nın eteklerinde uzanan Lumbardhi Boğazı, yaz aylarında serinlemek ve vakit geçirmek isteyenlerin yoğun ilgi gösterdiği bir bölge. Şehre yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki bu alan, kış aylarında ise doğa ve spor tutkunlarını ağırlıyor. Bistrica geçidinde yer alan Ortaçağ Sırp Vişegrad Kalesi, Prizren Birliği’nin 1878 yılında toplandığı ve bugün müze olarak kullanılan kompleks, Tabakhane Değirmeni ile Kosova Elektro-Ekonomi Müzesi kentin önemli turizm durakları arasında. Maraş bölgesindeki Topokli Altı Çeşmeleri ve halk arasında “Şeytanın Köprüsü” olarak bilinen Nalet Köprüsü de ziyaretçilerin ilgisini çeken noktalar arasında bulunuyor.
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE UZANAN MİRAS
Soru: Prizren, Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar’daki en önemli kültür ve yönetim merkezlerinden biri olarak yüzyıllar boyunca varlığını sürdüren, bu süreçte çok sayıda mimari eserle zenginleşmiş bir şehir. Prizren’de Osmanlı döneminden günümüze ulaşan yapıların kentteki yeri ve önemi hakkında neler söylersiniz?
Cevap: Prizren Osmanlı döneminden kalma pek çok camisi, medresesi, hamamı, şadırvanı ve derviş tekkesiyle birlikte Balkanlar’daki İslam kültürünün en önemli merkezlerinden biri. Aynı zamanda Balkanlar’da Saraybosna ve Üsküp’ten sonra en çok tarihi caminin bulunduğu şehir. Bahsettiğiniz gibi kent, geçmişte Osmanlı Rumelisi'nin önemli merkezlerindi. 1389 yılındaki 1. Kosova Meydan Savaşı’ndan sonra başlayan Türk egemenliği, 1455 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından şehrin kesin olarak fethedilmesiyle kalıcı hale gelmiş ve Prizren, 1555 yılından 1912 Balkan Savaşları'na kadar sancakbeyliği merkezi olmuştu. Bu süreçte çok sayıda mimari eser inşa edildi. Günümüzde Osmanlı’dan kalan yapıların önemli bir bölümü hala yaşamın içinde yer alıyor.
KENTİN HAFIZASINI TAŞIYAN YAPILAR
Soru: Sancakbeyliği döneminde şekillenen ve bugün de yaşamın içinde yer alan bu tarihi değerleri yakından tanımak isteyen ziyaretçiler için Prizren’de mutlaka görülmesi gereken Osmanlı dönemi yapılar hangileri?
Cevap: Prizren’in simge yapılarından biri olan, Bistriça Nehri üzerinde şehrin iki yakasını birbirine bağlayan Taş Köprü, kentin en bilinen noktalarından. Balkanlar’ın en büyük ve en iyi korunmuş çifte hamam örnekleri arasında yer alan, günümüzde kültürel etkinliklere ev sahipliği yapan 20 kubbeli Gazi Mehmet Paşa Hamamı ile Şemseddin Ahmed Bey Hamamı da kentin önemli turizm dinamikleri arasında. Osmanlı ticaret kültürünün izlerini taşıyan Eski Çarşı ve şehrin kalbi sayılan Şadırvan Meydanı, bugün de dükkanları, kafeleri ve zanaatkarlarıyla canlılığını koruyor. Prizren Rüştiyesi ve Saat Kulesi, kentin tarihsel dokusunu yansıtan önemli yapılar arasında yer alırken, 1713 yılında kurulan ve bugün de faal olan Halveti Tekkesi, tasavvuf kültürünün şehirdeki güçlü temsilcilerinden biri. Orta Çağ’da inşa edilip Osmanlı döneminde genişletilen Prizren Kalesi ise kentin geçmişine yukarıdan bakma imkanı sunuyor. Sinani Tekkesi ile Sinan Paşa ve Gazi Mehmet Paşa medreseleri de kentin manevi ve kültürel dokusunu tamamlayan yapılar arasında. Osmanlı dönemine ait Bimbaşı Çeşmesi ile 1513 yılında Suzi Çelebi tarafından inşa edilen Suzi Çelebi Köprüsü de bu mirasın şehir içindeki izlerini sürdüren önemli yapılar arasında yer alıyor.
GÜNÜMÜZE ULAŞAN ÖNEMLİ OSMANLI CAMİLERİ
Soru: Özellikle Balkanlar ve Kosova'daki Türk kültürü, tarihi ve mimarisi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan araştırmacı, yazar ve gazeteci Raif Vırmiça'nın çalışmalarına göre, Osmanlı döneminde Prizren'de 29 cami inşa edilmiş, bu yapıların bir kısmı hala ayakta kalabilmiş. Bize biraz da o dönemden günümüze ulaşan önemli camiler ve özelliklerinden bahsedebilir misiniz?
Cevap: Kentin Tarihi Bölgesi’nde yer alan ve şehrin incisi olarak anılan 1615 tarihli Sinan Paşa Camii, yüksek kubbesi, kalem işi süslemeleri ve şehir siluetine kattığı estetikle Prizren’in en görkemli yapılarından biri. Medrese, mektep, dershane, müderris evi, çifte hamam ve türbeden oluşan bir külliye yapısına sahip Gazi Mehmet Paşa Camii (Bayraklı Cami), kentin en eski İslami sanat anıtları arasında kabul ediliyor. Şehrin fethinden hemen sonra inşa edilen ve kentin en eski açık ibadet alanlarından biri olan Namazgah (Kırık Cami) ise Prizren’deki ilk Türk eseri olması nedeniyle ayrı bir anlam taşıyor. Osmanlı barok üslubunu yansıtan mimarisi ve iç süslemeleriyle Emin Paşa Camii, Kosova’da inşa edilen son kubbeli camilerden biri. Günümüze yalnızca minaresi ulaşan Arasta Camii ile kemer ve derilerden inşa edilmesi nedeniyle Saraçhane Camii olarak da anılan yapı, kentin en eski camileri arasında yer alıyor. Haziresinde, şehrin din alimlerinin yanı sıra Prizren’in ilk şairlerinden Suzi Çelebi’nin mezarını barındıran Suzi Çelebi Camii, kentin en eski İslami yapılarından biri. Katolik Kilisesi’nin hemen yanında konumlanan ve 1989 yılında kültürel anıt olarak tescillenen Müderris Ali Efendi Camii ile Maraş bölgesinde, asırlık çınar ağaçları arasında yer alan Maksut Paşa Camii de Osmanlı’dan günümüze ulaşan önemli ibadet yapıları arasında.
TİKA İLE TARİHİ MİRAS YENİDEN AYAĞA KALKIYOR
Soru: Prizren, Balkanlar’da en zengin Osmanlı kültürel mirasına sahip şehirlerden biri. Kente her gelişimde TİKA’nın ata yadigarı farklı yapılarda yürüttüğü restorasyon çalışmalarına tanıklık ediyorum. Bize bu tarihi yapıların günümüzde de eski görkemiyle yükselmesinde büyük payı olan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)’nın, yapısal güçlendirilmelerle ayağa kaldırıp, kente kazandırdığı projelerden birkaçını anlatabilir misiniz?
Cevap: Bahsettiğiniz gibi Osmanlı, bu topraklarda hüküm sürdüğü yüzyıllar boyunca cami, hamam, köprü, medrese ve tekkelerden oluşan güçlü bir mimari miras bıraktı. Günümüzde bu yapıların önemli bir bölümü hala yaşamın içinde varlığını sürdürüyor. Bu değerlerin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla da TİKA tarafından uzun yıllardır kapsamlı restorasyon çalışmaları yürütülüyor.
Özellikle tarihi eğitim yapıları ile dini eserlerin restorasyonu bu çalışmaların başında geliyor. Bu kapsamda çok yönlü bir faaliyet sürdürülüyor. Restorasyon çalışmalarının önemli bir kısmı, Kosova Kültür Bakanlığı ve Kosova İslam Birliği arasında kurulan iş birliği çerçevesinde hayata geçiriliyor. Örneğin Sinan Paşa Camii, 2007-2011 yılları arasında gerçekleştirilen çalışmalarla güçlendirilerek yeniden ayağa kaldırıldı. Gazi Mehmet Paşa Hamamı’nda yapılan yapısal müdahalelerle çökme riski ortadan kaldırıldı. Camiden, medreseye, hamamdan tekkeye kadar pek çok tarihi yapının restorasyonunda da TİKA’nın imzası bulunuyor.
KİLİSELERDEN MÜZELERE ÇOK KATMANLI TARİHİN İZLERİ
Soru : Söyleşimizin başında isimlerinden bahsetmiştiniz... Kiliseler, müzeler ve kentin diğer turizm dinamiklerini biraz detaylandırabilir miyiz?
Cevap: UNESCO’nun Tehlike Altındaki Dünya Mirasları listesinde yer alan Meryem Ana (Bogoroditsa Levişka) Kilisesi, kentin önemli tarihi yapılarından biri. Osmanlı belgelerinde “Fatih Sultan Mehmed Han Camii” olarak kayıtlı olan yapı, X. yüzyılda kilise olarak inşa edildi, XV. yüzyılda camiye çevrildi, XX. yüzyılın ilk yarısından sonra yeniden kilise olarak kullanılmaya başlandı. 1999 yılından bu yana kullanım dışı olan Sırp Ortodoks Manastırı’nın içinde 14. yüzyıla ait Bizans freskleri bulunuyor. Prizren Kalesi’ne çıkan yokuş üzerinde, şehre hakim bir konumda yer alan ve 1330’lu yıllarda inşa edilen Kutsal Kurtarıcı Kilisesi, Bizans ve Sırp Orta Çağ sanatının izlerini taşıyor. Tarihi yapı, 1990 yılında Aziz Nikolaos Kilisesi ile birlikte “Olağanüstü Öneme Sahip Kültür Anıtı” ilan edildi. Zor ulaşılabilir konumu nedeniyle halk arasında “Kötü Kilise” olarak da anılan Aziz Petrus Korişki İnziva Yeri ve Manastırı hem Ortodoks Hristiyanlık tarihi hem de Kosova’nın kültürel mirası açısından büyük önem taşıyor. Bistrica Nehri Kanyonu’ndaki Kutsal Melekler Manastırı, döneminde Balkanlar'daki en büyük ve en görkemli yapılardan biriydi. Şemseddin Ahmed Bey Hamamı'nın bir parçası olan yapıda yer alan Prizren Arkeoloji Müzesi, Neolitik, Tunç, Demir ve Roma dönemlerine ait buluntulara ev sahipliği yaparak bölgenin binlerce yıllık geçmişini ait belgeler barındırıyor. İlk yerleşim izleri Tunç Çağı’na kadar uzanan Prizren Kalesi, Roma, Bizans, Sırp ve Osmanlı dönemlerinde stratejik bir merkez olarak kullanıldı. 1912 sonrasında yaşanan yıkımların ardından, kalede Osmanlı döneminden kalan bir top bulunuyor.
AYNI SOKAKTA FARKLI İNANÇLAR
Soru: Şadırvan Meydanı civarında yer alan tarihi alanda Osmanlı camileriyle aynı sokakta kısa mesafelerle konumlanan bir Ortodoks bir de Katolik Katedralleri vardı. Turistlerin oldukça ilgi gösterdiği bu yapılardan da kısaca bahsedebilir misiniz?
Cevap: Sinan Paşa Camii’ne birkaç dakikalık yürüme mesafesinde yer alan Aziz George (St. George) Sırp Ortodoks Katedrali, bölgedeki Sırp Ortodoks cemaati için ana katedral olarak hizmet veriyor. Neoklasik tarzda inşa edilen yapı, dış cephe taş işçiliği ve iç mekandaki ikonostasisiyle biliniyor. Katedralin hemen yanında, 17. yüzyıla ait freskleri barındıran Eski Aziz George Kilisesi bulunuyor. Aynı tarihi alanda Müderris Ali Efendi Camii’nin yakınında yer alan Meryem Ana Katolik Katedrali ise Prizren-Priştine Roma Katolik Piskoposluğu’nun merkezi. Neoklasik üslupta, üç nefli bazilika planıyla inşa edilen yapının içinde, İskender Bey’in cepheden betimlendiği nadir örneklerden biri yer alıyor.
PRİZREN’İN DOĞAL ZENGİNLİKLERİ
Soru: Tarihi doku ve mimari yapıların dışında, Prizren’de doğa ile iç içe vakit geçirmek isteyen ziyaretçiler için nereleri tavsiye edersiniz?
Cevap: Prizren ziyaretçilerine, mimari ve tarihi zenginliğinin ötesinde farklı turizm alternatifleri de sunuyor. Şehrin hemen yanı başında yer alan Şar Dağları Milli Parkı, kayak, kamp, piknik ve doğa yürüyüşü için uygun alanlara sahip. Milli Park’ta berrak buzul gölleri ve zengin bir yaban hayatı (ayılar, kurtlar, yabani keçiler) bulunuyor. Şar Dağları’nın bir parçası olan Prevalla Turizm Merkezi’ndeyse 13 kilometreye varan yürüyüş rotaları bulunuyor. Temiz havası ve harika manzarasıyla hem kış sporları hem de yazın ferahlamak için tercih ediliyor. Macera arayanlar için Prizren tepelerinde kurulu Via Ferrata Panorama rotası, güvenli ekipmanlarla kaya tırmanışı yapma ve şehri yukarıdan izleme imkanı sunan bir tırmanış rotası. Şehrin doğal alanlarından biri olan Lumbardhi Boğazı ise özellikle yaz aylarında serinlemek ve vakit geçirmek isteyenler için bir uğrak noktası. Prizren’e yaklaşık 30 kilometre mesafedeki bu alan, kış aylarında da doğa ve spor tutkunlarını ağırlıyor.
ULUSLARARASI BELGESEL VE KISA FİLM FESTİVALİ
Soru: Prizren, son yıllarda artan turizm hareketliliğin yanı sıra uluslararası DokuFest ile de gündeme geliyor. Katılmak isteyenler için festivalin zamanı ve içeriği hakkında bilgi verebilir misiniz?
Cevap: Prizren’in son yıllarda artan turizm hareketliliğinde DokuFest’in de payı var. Her yıl ağustos ayında düzenlenen DokuFest Uluslararası Belgesel ve Kısa Film Festivali, Balkanlar’daki en büyük açık hava film festivallerinden biri. Programda belgesel ve kısa film gösterimleri, atölyeler, söyleşiler ile teknoloji ve yaratıcılığa odaklanan DokuTech ve fotoğraf sergileri DokuPhoto gibi farklı etkinlikler yer alıyor. Akşam saatlerinde ise DokuNights adı altında konserler, DJ performansları ve müzik etkinlikleri düzenleniyor. Gösterimler sinema salonlarının yanı sıra nehir üzerine kurulan platformlarda, tarihi kale içinde ve açık hava alanlarında gerçekleştiriliyor.
MEŞHUR LEZZETLERİYLE PRİZREN MUTFAĞI
Soru: Prizren’de mutfak kültürü de önemli bir yer tutuyor. Peki, ziyaretçiler burada hangi lezzetleri denemeli? Prizren’de ne yenir, ne içilir? Meşhur lezzetleri nelerdir?
Cevap: Prizren mutfağı, Balkan ve Osmanlı etkilerinin bir arada görüldüğü zengin bir yapıya sahip. Şehrin en bilinen lezzetlerinden biri Prizren köftesi (Qofte). Genellikle yanında soğan, közlenmiş biber ve sıcak pide ile servis ediliyor. Bunun yanında, içine kaşar peyniri doldurulan büyük ve yassı köfte Pleskavitsa da sık tercih edilen yemekler arasında. Şar Dağları’nda üretilen sert ve yoğun aromalı Şar peyniri ile kat kat hamurdan yapılan geleneksel Arnavut böreği Fliya da yerel mutfakta önemli bir yer tutuyor. İçecek olarak yaban mersini suyu Borovnica sıkça tercih edilirken, tatlılar arasında da Kaymaçina ve Trileçe sık tüketilen lezzetler arasında.
PRİZREN’İN YETİŞTİRDİĞİ DEĞERLER
Soru: Prizren, geçmişten bugüne Türk kültürünün Balkanlar'daki en güçlü kalelerinden biri olmuş, bağrından Namık Kemal gibi vatan şairleri ve Rifat Sait gibi devlet adamları çıkarmış bir şehir. Kökeni Prizren'e dayanan tanınmış önemli isimlerin birkaçından bahseder misiniz?
Cevap: Tarih boyunca yetiştirdiği isimlerle Balkanlar’daki Türk kültürünün en güçlü merkezlerinden biri olma özelliğini sürdüren Prizren, farklı dönemlerde edebiyat, siyaset ve kültür alanında iz bırakan pek çok önemli ismi bünyesinden çıkarmış bir şehir. Babası Prizrenli olan şair ve devlet adamı Namık Kemal, çocukluk yıllarında dedesiyle birlikte bir süre burada yaşamış. Bu coğrafyada edindiği dil ve kültür birikimi, onun düşünce dünyasında kalıcı izler bırakmış. Vatan ve hürriyet anlayışının temelini oluşturan bu köklü bağın izlerini eserlerine ve fikirlerine taşımış. Kökeni Prizren’e dayanan 24. Dönem AK Parti Milletvekili Rıfat Sait, bu tarihi mirası modern döneme taşıyan bir isim. Başkanı olduğu BASAM (Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi) üzerinden yaptığı çalışmalarla Prizren'i adeta Türkiye ile Balkanlar arasında yaşayan bir stratejik iş birliği merkezi haline getirdi. Her iki isim de Prizren'i bir köken olmanın ötesinde, savunulması ve geliştirilmesi gereken bir kültürel emanet olarak gördü. Bu değerli iki ismin yanı sıra Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki fetihleri anlatan Gazavatnâme'si ile tanınan Suzî Çelebi, 16. yüzyıl divan şairi Şem-i, modern Kosova Türk edebiyatının yaşayan en önemli şair ve yazarlarından İskender Muzbeg, aile kökenleri Prizren'e dayanan ünlü oyuncu Güven Kıraç Prizren doğumlu İTO Başkanı Şekip Avdagiç gibi isimler de bu köklü geçmişin günümüze uzanan temsilcileri arasında.
BAYRAMDA PRİZREN’E DAVET
Soru: Bu keyifli ve bilgilendirici söyleşi için teşekkür ediyoruz. Son olarak, Kurban Bayramı tatilinde Prizren’i tercih edecek Türk ziyaretçilere neler söylemek istersiniz?
Cevap: Asıl ben teşekkür ederim, benim için de çok kıymetli bir sohbet oldu. Prizren’i anlatmak her zaman ayrı bir mutluluk. Söyleşimizde değindiğimiz tüm bu turizm zenginliklerini yerinde deneyimlemeleri için Türk ziyaretçilerimizi şehrimize davet ediyorum. Burada kendilerini yabancı hissetmezler; dil, yemek kültürü ve günlük yaşamda tanıdık birçok unsurla karşılaşırlar. Kurban Bayramı’nın manevi atmosferiyle birlikte Prizren, misafirlerine hem sıcak hem de unutulmaz bir deneyim sunar.
Fulya OMAÇ / Prizren - KOSOVA

