Advert

MİTİ

Sacit BAŞBUĞ

24-10-2024 17:43

Ablası hatta kardeşi bile akşama düzenleyeceği, rutin yoksullara yardım balosu için yine çok heyecanlıydılar. Fakat Dimitrina daha önce defalarca verdiği bu mini konserleri artık kanıksamıştı. Aslında bu akşamkine birazda annesi Anna Koveçeva'nın kızlarına belki kısmet çıkar diye yaptığı baskı sonucunda katılıyordu. Babası savunma bakanlığı yapmış çarın en has adamlarından biri olan General Stilyan Koveçeva olmasaydı, bu salonlarda ona olan ilginin bu kadar fazla olacağını hiç zannetmiyordu. Yine de yakın kız arkadaşlarından birinin ona, "bütün yabancı diplomatlar senin için arkandan "Balkan Gülü" diyorlar" demesinden çok hoşnut kalmıştı. Pırıltılı beyaz dişlerini, gamzeli yanaklarını gösteren, içten bir gülümsemeyle çok gururlandığını belli etmeden bu olayı geçiştirmişti. Savaşın gölgesinin hep üstünde olduğu Bulgaristan'da şehrin bütün kalburüstü insanlarının katıldığı bu gecelerde, İsviçre'de aldığı zorlu müzik eğitiminin meyvelerini, verdiği piyano resitalleriyle dakikalarca ayakta alkışlanarak alıyordu. Üç kız kardeştiler, hepsi de gençliğinde çok güzel bir kadın olan annelerine çekmişlerdi. Yine de Dimitrina yeteneği, zekâsı, zarafeti, üç ayrı lisanı ana dili gibi konuşabilmesi ve duru güzelliği ile aralarından sıyrılarak açık ara öne çıkıyordu. Sofya'nın en gözde bekârı olarak ün salmıştı. O akşam ki şehir kulübündeki gecede, her zaman olduğu gibi onu gizlice süzen gözlere, kıskanç bakışlara aldırmadan eğlenmeye çalışıyordu. Çevresine toplanan bu boş kalabalıklarla, anlamsız konuşmalar yaparken. Ansızın kendisini uzaktan, delici bakışlarla süzen bir Osmanlı subayını fark etti. Üniformasının içindeki mavi çelik bakışlı gözleri, sarı saçlarıyla dimdik duran bu son derece yakışıklı askerden gözlerini alamıyordu, sanki büyülenmiş gibiydi. Sırayla masaları gezerek tanıştırılan bu genç, masalarına yaklaşınca yanakları al al olmuş, inanılmaz heyecanlanmıştı.

“İyi akşamlar ben Mustafa Kemal"

 

"Ben Dimitrina Kovečeva dostlarım bana kısaca Miti derler "demişti. Elini tutan hafif bir buse koyduğu elleri ateş gibiydi, başını eğerek diğer masaya geçince Miti kendini biraz toparladı. Fakat yine de ellerinde olmadan uzaktan birbirlerine karşılıklı bakmaya devam ediyorlardı. Miti bu durumu herkes fark edecek diye biraz rahatsız olmuştu. Vals başlamıştı, Mavi Tuna çalıyordu gelen bütün dans tekliflerini düşünmeden reddediyor, içinden dua ederek onun gelmesini bekliyordu. Sonunda salonu bir uçtan bir uca yararak, kendisine doğru yürüyen bu sırım gibi adam, elini ona uzatarak "Bu dansı bana bahşeder misiniz" dediğinde, ikiletmedi. Çevrelerindeki mırıltılara, hatta homurtulara aldırmadan, etraflarında sanki şeffaf bir koruyucu perde varmış gibi, saatlerce göz göze dans ettiler. Miti, bu son derece etkileyici gencin kollarında, adeta uçuyor, bakışlarında eriyordu. Ertesi sabah kız kardeşlerinin de desteği ile annesinin bir burnundan girip diğerinden çıkarak, onu eve çaya davet etmişlerdi. Bu olağanüstü, farklı gencin davet etmişlerdi. Bu olağanüstü, farklı gencin konuşmalarından, tavırlarından, duruşundan, genel kültüründen annesi hatta babası bile etkilenmiş ve çıkmalarına izin vermişti. Hemen hemen her gün tiyatrolara, operalara gidiyorlar, sık sık birlikte buz pateni yapıyorlardı. Miti, bu yardım konserlerinde, ne zaman piyanonun başına geçse Kemal salonun en uzak, ücra köşesine çekilerek, onu huşu içinde dinlerdi. Miti, o kadar uzaktan bile, ona dikilen bu gözlerdeki derinliği, sevgiyi, şefkati, arzuyu iliklerine kadar hissederdi. Başka hiçbir insanda rastlamadığı bu bakışlar, müziğin inişli çıkışlı anlarında, bazı zamanlar başka bir yerlere takılır, yüz ifadesi sertleşerek, dalıp giderdi. Miti böyle anlarda Kemal'in, ona daha önce çok defa bahsettiği, ileride yapacağı mücadeleleri, düşündüğünü anlardı. Yalnız kaldıklarında aralarında konuşurlarken, Kemal kadınların seçme ve seçilme haklarından bahsederdi. Miti de ona "ah Kemal ah, bunlar Avrupa'da bile yok, sizde nasıl olacak" derdi. Kemal de ona "Çok yakında Miti çok yakında, kadınlar kendilerini yeniden doğuracaklar "derdi.

Bütün Sofya bu ilişki ile çalkalanıyordu. Mustafa Kemal'in casusluk için Miti'den faydalandığını söyleyenler çoğalmıştı. Bu durum yüzünden bir akşam babası, Miti'yi karşısına alarak ona, din farkından, Osmanlı'da yaşamanın zorluğundan, en önemlisi, çarın onu çağırarak onlara karşı "Bolayır'da savaşmış bir Türk'e, kızını nasıl vermeye kalkarsın" baskısını anlatarak, bu işin kesinlikle yürüyemeyeceğini söylemişti. Onun şehrin ileri gelen ailelerinden birinin oğluyla nişanlanmasına karar vermişti. Bütün gece ağlayan Miti, gizlice buluştuğu Kemal'e durumu detaylıca anlatmıştı. Kemal, aynı gece düzenlenen, çarında katıldığı konserde, adeta herkese meydan okuyarak, inadına bütün gece onunla dans etmişti. Gecenin sonunda ise ona evlenme teklif etmişti. Bunu duyunca çok sinirlenen General Stilyan, bizzat Kemal ile yüz yüze görüşerek, ona kızından uzak durmasını ve Miti'nin haftaya nişanlanacağını söylemesi üzerine, çok öfkelenen Mustafa Kemal, ev hapsinde olan Miti'ye gizlice bir kısa mesaj gönderip, apar topar bavullarını toplayarak ülkesine dönmüştü. Daha dönmeden Salih Bozok'a yazdığı mektupta La vie est breve şiirini Fransızcadan çevirerek söyle yazmıştı.

Hayat kısacık, azıcık hayal

Sevgi azıcık, hayat anlamsız Biraz ıstırap ve umut yalnız

Derken elveda.

Daha sonraları nişanı atan Miti, otuz yaşına kadar evlenmeyerek, ondan haber beklemişti. Ülkesini Sofya'da temsil eden bir asker olmasaydı, Kemal'in onu kaçıracağından son derece emin olan Miti, sonunda sürgündeki ailesinin baskısına dayanamayarak evlenmiş, tüm sevgisini doğacak olan iki kızına vermişti. 1925'de çara yapılan suikastta hafif yaralanan

Miti'nin sağlık durumunu arkadaşları aracılığı ile Kemal'in araştırdığını yıllar sonra 1938'de öğrendiğinde ona hemen bir mektup yazmıştı. Bu mektup Türkiye'ye geldikten üç beş gün sonra, Atatürk ne yazık ki hayatını kaybetmişti. 1931 yılında Bulgar Kooperatif Tiyatrosunun oyuncularının Ankara ziyaretinde Atatürk onlara "Gençliğim Sofya'da kaldı, ülkenizde bir kız sevdim fakat bana vermediler" demiştir. 7 Ağustos 1966'da 73 yaşında hasta yatağında yatan Miti, kız kardeşi Olga'ya "Dün onu rüyamda gördüm çok mutluyum artık Kemal'ime kavuşuyorum" diyerek son nefesini vermiştir.

 

Kaynak: Yılmaz Özdil

 

Anka kasu, vb.

DİĞER YAZILARI BAKÜ’DEN SEVGİLER (SALAMLAR!) 01-01-1970 03:00 DELİ DERVİŞ 01-01-1970 03:00 SON NESİL 01-01-1970 03:00 Ata Karantina’da 01-01-1970 03:00 ERKEKLER - KADINLAR NASIL ANLAŞIYORLAR? 01-01-1970 03:00 CÜCE 01-01-1970 03:00 CANBAZ МЕНМЕТ (1874- 1952) 01-01-1970 03:00 ADAK 01-01-1970 03:00 DÜNYAN (AH İLE DOĞDUN VAH İLE GİDECEKSİN) 01-01-1970 03:00 HER DEM URLA 01-01-1970 03:00 8 MART 01-01-1970 03:00