Merhaba arkadaşlar! Sizlere bugün, hepinize uzaktan veya yakından tanık gelebilecek birini anlatacağım. Deli Derviş!
ÇOCUKLUK;
Her çocuk gibi masum, bütün dünyası oyun, sevdiğini söyleyen, sevmezse belli eden, her şeyi olduğu gibi içinden gelen, açık açık isteyen, en içten gülümseyen, art niyeti hiç yok, kötülüğü bilmeyen, paradan uzak, bilmez ki tuzak, her yeniliğe şaşkın, hep coşkulu, hep taşkın, pembe Türk filmi gibi güzel şehirli giyimli veya saf cömert köylülerin arasında yaşayan, annesine alışkın, pırıl pırıl bir dünyadan...
GENÇLİK;
Ya tarlaya giderken bir kamyon kasasında ya da bir rakı masasında, ne kadar kolaydı, vatanı, dünyayı kurtarmak ve ne kadar güzeldi ağzının kenarını yakan, bir domatesi yerken hayal kurmak, umarsızca âşık olmak, karşılıksız sevmek, sevdiğine kitap yapraklarının arasından firar etmiş mektuplar yazmak, bir ideale, bir hedefe varmak, inancın, sevdiğin uğruna, üşenmeden dünyanın bir ucuna gitmek, hatta canını vermek, işte böyle gürül gürül bir dünyadan...
BUGÜN;
Paranın esiri insanlar, menfaate dayalı aşklar, sahte davranışlar, hesaplı arkadaşlar, kitaplı dostlar, en önce bozulan ekmekler, tatsız domatesler ve en sonunda zehirli yiyecekler, can alıcı depremler, bir tarafta yalın ayak, başı kabak canlılar diğer tarafta pahalı giyecekler, artan fiyatlar, kiralar, karlar, değeri düşen paralar, demokrasiye verilen aralar, elektrik, su, kredi kartları, giderler, kavgalar, savaşlar, azalan aslar, katliamlar, yanan ormanlar, yok olacak bir dünya, küresel ısınma, hastalıklar, çokluktaki yalnızlıklar, virüs, pandemi 'Sıra acaba bende mi?' derken, yoruldu, tükendi Derviş böyle yaşamaktan, daha kolay bir yolu seçti, deliliğe geçti....Açtı ağzını yumdu gözünü!
DELİ
İnsan hep akıllıyı seçti
Önümden bir deli geçti
Herkes barışın diyor
Niye savaşlar bitmiyor
Bilgi çağını boş ver
Bilge lazımdır bize
Ondan bir gül istedim
Baktı şöyle içlice
Maddeyi görmek kolay
Hep gündüz görünürler
Gittiğin yere bakma
Baktığın yere gidersin
Kalbindeki ışıkla
Gece parlasın sana!
El hak 'HOŞGELDİN' dersin
Dilenci dilenirken, bir de ölüler gülmez
Dışına bakarlarsa, sen içini süslersin
Doğarken ağlamıştın, ölünce gülümsersin
Peşinden gittim onun, oldum bende divane
Biri tuttu elimden, bir yudum seviverdi.
Gönül gözüm açıldı, Mevlâna kasesinden Ben Erasmus gibi 'deliye övgü 'dedim. O ise bana 'beni siz delirttiniz' dedi. Deli mi? Derviş mi? yoksa ikisi de mi, bir karar veremedim.
