Advert

1935’TE URLA’DA BİR 29 EKİM SABAHI

Yer Urla. Yıl 1935.

GÜNCEL - 27-10-2026 23:24

Fotoğrafa bakınca insanın aklına ilk gelen şey şu: Bayram henüz başlamamış. Ama başlamak üzere. Çiçekler yerleştiriliyor, bir tak kurulmuş, ortada Atatürk portresi için ayrılmış bir alan var. Gençler bir şeyleri düzeltiyor. Sanki biri az önce “Şurayı biraz daha yukarı alın” demiş gibi.

Bu kare bir tören anı değil. Daha çok tören öncesi telaşı.

 

KÜÇÜK BİR KASABA, BÜYÜK BİR GÜN

1935’te Urla bugünkü gibi kalabalık değil. Bağlar var, zeytinlikler var, tütün ekenler var. Balıkçılar sabah erkenden denize açılıyor. Hayat sade, biraz yorucu, ama düzenli.

29 Ekim geldi mi, o düzenin içine başka bir hava karışıyor.

Cumhuriyet Bayramı o yıllarda sadece resmi bir gün değil. Devletin kendini gösterdiği, halkın da o gösterinin parçası olduğu bir gün.

 

BAYRAM NASIL GEÇERDİ?

Sabah hükümet konağının önü hazırlanırdı. Bayraklar asılır, Atatürk portresi özenle yerleştirilirdi. Çelenk konurdu. Okul çocukları en temiz kıyafetleriyle sıraya girerdi. Öğretmenler biraz heyecanlı olurdu.

Kaymakam konuşma yapardı. İstiklal Marşı okunurdu. Çocuklar şiir okurdu; bazen sesi titreyen olurdu. Marşlar söylenirdi. Onuncu Yıl Marşı o dönemde hâlâ çok tazeydi, yüksek sesle söylenirdi.

Akşam da fener alayı olurdu. Meşaleler, bayraklar… Küçük sokaklar birden kalabalıklaşırdı. O an kasaba, olduğundan biraz daha büyük hissedilirdi.

 

FOTOĞRAF NEYİ GÖSTERİYOR?

Ama bu fotoğraf o kalabalığı göstermiyor.

Hazırlığı gösteriyor.

Çiçekleri dizen bir genç kız. Takı sabitlemeye çalışan bir delikanlı. Belki biraz acele, belki biraz gurur. Kim bilir.

Kızlar gündelik hayatın ağır işlerinden çıkmış gibi görünmüyor. Daha çok okuldan ya da bir kamu görevinden gelmiş gibiler. Duruşları dik, hareketleri ölçülü. Çiçeği yerleştirirkenki hâlleri alışkanlıkla yapılan bir işten çok, sorumluluk duygusuyla yapılan bir hazırlığı andırıyor.

Belki bir öğretmen.

Belki Halkevi’nde görevli genç bir kadın.

Belki hükümet konağında çalışan bir memur.

1935’te Cumhuriyet’in taşradaki yüzü değişiyordu. Genç kadınlar artık kamusal alanda daha görünürdü. Öğretmenlik, Halkevi çalışmaları, tören organizasyonları… Bunlar yeni dönemin işaretleriydi.

Fotoğraftaki genç kadınlar da sanki o yeni dönemin temsilcileri gibi duruyor. Kıyafetleri özenli, saçları düzenli. Orada bulunmaları tesadüf değilmiş gibi.

O eller belki bir gün önce başka işler yapıyordu. Ama o sabah başka bir iş yapıyorlar: Bayramı kuruyorlar.

Bunu izlemek garip bir şekilde daha samimi geliyor. Çünkü alkıştan önceki emeği görüyorsun.

 

DEVLET VE HALK YAN YANA

1935’te Urla’da hükümet konağı vardı. Halkevi de faaldi. Bayram organizasyonları genelde bu yapılar etrafında şekillenirdi. Resmiyet vardı ama taşra sıcaklığı da vardı.

Fotoğrafta hissedilen şey tam olarak bu:

Ne fazla gösterişli ne de sıradan.

Düzenli ama samimi.

Sonuç olarak,

Bu kare bir zafer anı değil. Bir geçit töreni değil.

Bir hazırlık anı.

Belki de o yüzden kıymetli. Çünkü Cumhuriyet’in sadece nutuklarla değil, böyle küçük, özenli, biraz telaşlı anlarla da kurulduğunu hatırlatıyor.

-Jano Çavuşoğlu

Günün Diğer Haberleri