Kültür Sanat
Giriş Tarihi : 27-10-2021 19:02   Güncelleme : 27-10-2021 19:02

Devekuşu yumurtasının sanat eserine doğru yolculuğu..

İzmir’in Çeşme ilçesinde yaşayan ve çocukluğundan bu yana hobi olarak resim yapan Feryal Demirdönder, sanata dair farklı tekniklere olan merakını vitray, ahşap boyama, kaat sanatı, cam boyama, mozaik, takı ve fotoğrafçılık gibi kurslara giderek geliştirdi.

Devekuşu yumurtasının sanat eserine doğru yolculuğu..

Zaman içerisinde bu yeni tekniklere kabiliyetini de ekleyerek devekuşu yumurtaları üzerinde değişik tasarımlar yapmaya başladı.

Demirdönder, devekuşu yumurtalarını usta ve maharetli elleriyle, çeşitli boyalar, incecik fırçalar, yarı değerli taşlar, varaklar ve tüyler kullanarak, elektrikli aletlerle de oyarak sanat eseri lambalara dönüştürüyor.

 

Hobi olarak uğraş verdiği çalışmalarını, bazen yumurta üzerine resim yaparak, bazen yumurtayı taşlarla, tüylerle, varaklarla süsleyerek, bazen siyah beyaz çalışmayla, bazen de elektrikli aletlerle adeta dantel gibi oyup işleyerek gerçekleştirirken, iki yıl içinde 50’yi aşkın devekuşu yumurtasına içinden gelen ilhama göre hayat veriyor..

 

HAYAL DÜNYAM BENİ NEREYE GÖTÜRÜRSE
Farklı fikirler denemeyi ve güzel eserler yaratmayı daima sevdiğini dile getiren Feryal Demirdönder, herhangi bir yerde gördüğü bir renk, bir doku, bir taşın bile bazen bir tasarımı hayal etmesine vesile olduğunu söyledi.  Aklına gelen her şeyi defterine karalama şeklinde çizdiğini belirten Demirdönder, “Uygulama zamanı geldiğinde yumurtanın üzerine ilk olarak hayalimdeki tasarımı çiziyorum ve içimden geldiği gibi devam ediyorum. Hayal dünyam beni nereye götürürse. Başladığım an karar vermiş olduğum renkler ve dokular bitirdiğim zaman bambaşka olabiliyor. Renkler değişebiliyor, renklere yarı değerli taşlar, tüyler, varaklar, pırıltılar eşlik edebiliyor.  Kimi zamansa bazı doku veya malzemeleri gördüğüm zaman o malzemeleri kullanarak yumurtanın bitmiş görüntüsü hayalimde canlanıyor ve onu hayata geçiriyorum.” diye konuştu.

İNSAN BİR ŞEYLER TASARLAYIP YARATINCA ADETA YENİLENİYOR
Bir yumurtayı tamamlama sürecinin on gün ile bir ay arasında değiştiğini vurgulayan ve yumurtaların nasıl sanat eserine dönüştüğü hakkında bilgi veren Feryal Demirdönder şunları söyledi:
“İlk adım olarak, devekuşu yumurtasına elektrik aksamını takabilmek için yumurtanın alt kısmını belli bir çapta kuyumcu aletleriyle halka şeklinde keserek işe başlıyorum. Kesilen yumurtadan çıkan beyaz tozları temizlemek ve yumurtaları dezenfekte etmek için güzelce yıkayarak kurumalarını bekliyorum. İşte bu etaptan sonra benim için en keyifli adım olan tasarım aşaması başlıyor. O anda içinden gelen ilhama göre yumurtalara hayat veriyorum. Bitirdikten sonra da elektrik aksamlarını takıyorum. Avizecilerden beğendiğim parçaları kaynak ve boya yaptırarak sipariş verdikten sonra kullanıyorum. Elektrik aksamını yumurtaya monte etmeyi, ampulünü takmayı her şeyi zaman içinde öğrenip kendim yapar duruma geldim. Her aşamasından büyük keyif alarak günde sekiz, on saat çalıştığım oluyor. Öyle ki uykum gelmese günlerce aralıksız çalışabilirim. Bazen fırça elimde, masadaki çalışmakta olduğum yumurta karşısında uyukladığım oluyor. Bitirmiş olduğum bir tasarımın karşısında, yaşamış olduğum mutluluğun değeri inanın paha biçilemez. Bir şeyler tasarlayıp yaratmak, onun için zaman harcamak o kadar güzel geçen bir zamanki. Adeta yenileniyor gibi oluyorsunuz. Bir bakıma terapi gibi de oluyor. Çünkü odaklanmış olduğunuz çalışmanızın ilerleyişi dışında aklınızda hiçbir düşünce kalması mümkün olmuyor.”

 

HER İNSAN BOŞ VAKİTLERİNDE BİR ŞEYLER ÜRETMELİ

Kabiliyeti olsun olmasın her insanın boş vakitlerinde, özellikle de içinde bulunduğumuz pandemi döneminde bir şeyler üretmesini, yaratmasını, hayata geçirmesini kesinlikle tavsiye ettiğini aktaran Demirdönder, “İlerleyen zamanlarda çalışmalarının çok daha başarılı olacağını görecekler. Kafalarında düşünüp durdukları sorunları varsa da onlardan da uzaklaşarak dinlenmiş bir halde nasıl mutlu olduklarını şahit olacaklar. Ben bu çok sevdiğim hobim sayesinde pandemi döneminde evde olduğum saatleri sıkılmaya fırsat bulamadan geçirdim. Günler ve saatler nasıl geçti hiç anlamadım bile.” dedi.

 

Haber ve fotoğraflar: Fulya OMAÇ