Kültür Sanat
Giriş Tarihi : 13-07-2021 17:04   Güncelleme : 13-07-2021 17:29

BİR YALANIN BELGESELİ

İSTİFANIN GERÇEK NEDENİ İTİRAF EDİLDİ TAKKE DÜŞTÜ, KEL GÖRÜNDÜ

BİR YALANIN BELGESELİ

Sevgili okurlarımız,

İnternet sitemizde 7 Temmuz günü yayınlanan “URİT’TEN İSTİFA AÇIKLAMASI” başlıklı haberimizin ardından konu ile ilgili çok enteresan olaylar zinciri yaşandı ve gerçekler bir bir ortaya çıktı. Biraz uzun olan bu açıklamalar konuyu ve niyeti açıkça ortaya koyup kişileri tanımamıza yardımcı olacak diye düşünüyorum. Bu neden ile satır satır sabırla okumanızı tavsiye ederim. Hayretler içinde kalacaksınız.

 

NELER OLMUŞTU?

Urla Belediyesi’ne bağlı URİT Ltd. Şti. personeli İlknur Bayzit Çatal’ın istifa etmesinin ardından birkaç sosyal medya paylaşımı yaptı.

Çatal’ın sosyal medya platformlarında yayınladığı, medya kuruluşlarına servis ettiği duyurunun, gerçekleri tam manasıyla ifade etmediğini, halkı kin ve nefret söylemlerine iterek Urla Kaymakamı, Urla Belediye Başkan Vekili Murtaza Dayanç ve Urla Belediyesi’ne haksız yere hakaretlere varan yorumlara neden olmasından dolayı üzgün olduğunu belirten URİT Ltd. Şti. Müdürü Çetin Sertel, konunun netliğe kavuşması için gazetemiz aracılığıyla bir basın açıklaması yayınladı.

 

SONRASINDA BAKALIM, NELER OLDU?

Haber yayınlandıktan sonra 8 Temmuz günü gazetemiz matbaa aşamasına hazırlanırken, internet sitemiz yoğun saldırı altında kaldı. Bu nedenle uzunca bir süre yayınlarımız aksadı. Yayına başlayabildiğimiz anlarda devam eden saldırılar nedeniyle defalarca yayınımız kesildi. Nihayetinde alınan önlemlerle yayınımız devam ediyor. Bu konuda kimseyi suçlamıyorum. Yanlış anlaşılmasın.

9 Temmuz günü gazete dağıtımı esnasında Toprak Sahne Tiyatrosu kurucularından Serkan Baştürk beni telefonumdan arayıp yayınlamış olduğum haber ve köşe yazımdan dolayı bana kırıldığını söyledi. Köşe yazımın bir bölümünde geçen ifadelere itiraz ederek, Sibel Uyar’ın CHP Urla Belediye Başkan Adaylığı döneminde kendisine mitinglerde küfür ve hakaret etmediklerini söyleyip sitem etti.

O dönemde CHP’den aday gösterilmedikten sonra DSP adayı olarak seçimlere katılan Selçuk Karaosmanoğlu’nun seçim kampanyasında görev alan bu CHP’li arkadaşlara, dönemin CHP Grup Başkanvekili olan Muharrem İnce’nin Urla mitinginde 50 metre uzaklıktaki DSP seçim bürosu önünden ıslık ve karşı tezahüratla saygısızlık yaptıklarını, hakaret içeren tüm mitinglerin video ve ses kayıtlarının elimde olduğunu söylediğimde ise “seçim kampanyasında herkes herkese bir şeyler diyordu abi” deyiverdi.

 

DİPLOMASI DA VARMIŞ

İlknur Bayzit Çatal’ın teatral yeterliliği hakkında açıklama yapan Baştürk’e, “İlknur’un pedagojik eğitimi var mı?” diye sordum. Sorumu yanıtlayan Baştürk “evet var” dedi. “Hangi üniversite?” diye sorduğumda ise, “üniversite değil abicim, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Drama mezunu bir arkadaşımızdır” dedi.

Pandemi süresinde acaba Dernekler diploma mı vermeye başladı? Devlet kurumunda geçerliliği var mıdır? Hayretler içindeyim.

Uzun konuşmanın içinde bu durumu açıklayan bir duyuru yayınlayacaklarını ifade eden Baştürk, akşam bana geleceğini ve o videoları görmek istediğini söyledi, “buyur gel” dedim ama gelmedi.

CANLI YAYINDA ARD ARDA İTİRAFLAR

Toprak Sahne Tiyatrosu’nun pandemi döneminde hazırlayıp, 27 Mart 2021 ve 23 Haziran 2021’de Nazım Hikmet Kültür Merkezi, 9 Nisan 2021’de Alsancak Han Tiyatrosu Ünal Gürel Sahnesi’nde sahnelediği, “SIĞINAMAYANLAR” adlı oyunun tanıtımı, İZ GAZETE’ye ait youtube kanalında “Agon'da bugün Sığınamayanlar Oyuncuları Aybers Kayan, Gamze Coşkun, Gizem Alp, İlknur Bayzit Çatal” konu başlığıyla canlı yayınlandı.

İz Gazete kanalında şu ana kadar 30 görüntüleme alan yayının linki aşağıdadır: şüpheye düşenler defalarca izleyebilir. Kaldırılırsa diye tedbirimiz de var.

https://www.youtube.com/watch?v=fuB91JsvCCU

Moderatör Yunus Kara yönetimindeki programın başında kendilerini tanıtan oyuncular, devamında oyunun nasıl çıktığına dair açıklamalarda bulundu.

58 dakika süren programın 38. Dakika, 17. Saniyesinden itibaren konu İlknur Bayzit Çatal’ın istifa etmesine döndü. 30 Haziran günü saat 16.00 sıralarında çalıştığı belediye şirketinden aldığı bir mesajla 1 Temmuz günü 08.30’da işbaşı yapacağını, Meydan Büfe’de servis elemanı olarak görevlendirildiğini öğrendiğini söyleyerek başladığı açıklamalarında, “çok üzüldüm. Yani çok şaşırdım. Böyle bir şey nasıl olur? Ben 140-150’ye yakın öğrencim var, bunların aileleri var ve benim bunlara bir şey söylemem gerekiyor. Duruma kızgınım ama sinirli değilim hiç kimseye. AKM’de çalışmayacağımı öğrenince ertesi gün istifaya geleceğim dedim. Sabah gittim 11.00’de URİT’e ve istifa ettim. Haliyle bu kimin başına gelse bir şey yazmak ve karalamak ister. İlk bir şeyler yazdım, evet. Sonrasında daha derli toplu fikirlerimi beyan edecek bir şeyler yazdım. Yani benim sorunum servis çalışanı olarak oraya sürülmek değil. Ben orada da tabii ki onu yaparım. Ama benim gönül verdiğim şey bambaşka. Yani ben sahnede olmak istiyorum. Yani bazı ithamlar alıyorum “işi beğenmedi” diye. Olabilir mi böyle bir şey? Ya benim babam 15 yıldır kafelerde, kahvehanede çaycılık yapıyor. Ben babamı aşağılayacak bir şey yapabiliri miyim? Ben bu mesleği nasıl aşağılayayım? Yani bu çok saygısızca bir itham her şeyden evvel.  Her birine selam olsun. Benim şu anda tiyatromda oynadığım oyunlar emek ve emekçinin yanında olduğumun en büyük göstergesidir. Ben o yüzden sahneden inmiyorum ve çalışmalarımı sahnede gerekirse kendi imkânlarımla gidip köydeki çocuklarla hayallerimi gerçekleştirmeye devam edeceğim. Bunlar kenarda.

Bu haberler yayılmaya başladı ben bir basın duyurusu hazırladım. Yayılmaya başladı. E tabi haliyle kimse yalnız bırakmadı ve paylaşımlar bir çığ gibi büyümeye başladı. Gerek twitter’da gerek facebook’ta, gerek instagram’da. Yalnız olmadığımı zaten biliyordum. Ama bu kadar ciddi anlamda, işte sanatsal anlamda hocam dediğim kişilerin bunu paylaşması bana büyük bir gurur verdi.

 

“ÖZEL KALEM MÜDÜRÜ TARAFINDAN ARANDIM”

İlk gün söyle bir şey oldu Yunus, istifamı verdim. Akşam 10.30’da kendi instagramımdan herkesin bildiği en son duyurumu da yayınladım. Sonrasında Özel Kalem Müdürü tarafından arandım. Bunu da hiçbir yerde söylememiştim. Özel Kalem Müdürü tarafından arandım. Sağ olsun bir incelik yaptı ve aradı, zorunda değildi. Aradı “İlknur Hanım haberimiz yoktu” dedi. “Kaymakam Bey’in de benim de haberim yoktu” dedi.  “Eminim öyledir” dedim. “Keşke istifa etmeden önce gelip bir konuşsaydınız benimle”  dedi. Ben de şunu söyledim: “yani sonuçta bu URİT firması belediyenin bünyesinde. Haliyle tek başına hareket edemeyecekleri için, Özel Kalem Müdürü veya kayyumla, Kaymakam Bey ile görüşmeleri gerekeceğini düşündüm ve sizin haberiniz olmadan böyle bir şey yapılabileceğini düşünmedim ve istifamı verdim” dedim ve geriye de dönmeyeceğimi söyledim kendisine.

Sonrasında bu geçtiğimiz gün URİT Müdürü bir açıklama yaptı. “yeterliliği yoktu” dedi. (bahsedilen açıklamanın linki şudur: https://www.pencerehaber.com/haber/3264/uritten-istifa-aciklamasi.html) Yani bu yüzden sürüldüğümü söyledi. “yeterliliği yoktu, zaten URİT üzerinden büro elemanı olarak sehven işe alınmıştı” dedi. Beni kendisi aldı işe. Yani imzamı atan kişidir kendisi. Ben nasıl sehven işe alınmış oluyorum? Bir hukuksuzluk mu var yani burada ben anlayamıyorum. Kendisi orada öyle yazmış. Ve yetersiz olduğumu savunuyor kendisi. Hangi konuda ben yetersizim ya da bu yetersizliğimi sorgulayabilecek düzeyde mi kendisi? Ya da yılda kaç kere tiyatroya gidiyor kendisi? Ya da bu yaşına kadar kaç kere tiyatroya gitmiş ve yetersizliğimi sorgulayabilecek kabiliyette birisi mi? Yani beni hocalarım sorgulayabilir.  Ben sahneye çıktığımda oyuncu arkadaşlarım bana “İlknur burada bu olmadı” diyebilirler. Ama beni tiyatronun “T”sinden anlamayan insanlar asla sorgulayamazlar ve yeterliliğimi hele hiç sorgulayamazlar. Buna hakları yok bir kere her şeyden evvel. “bu insanlar da tiyatro çeviriyor” yani tiyatro çevirmeyi saçma sapan bir eylem olarak algılayabilen kabiliyette insanlar benim tiyatro ile olan bağımı, sevgimi, aşkımı, meslek aşkımı kesinlikle sorgulayamazlar, yeterliliğimi asla sorgulayamazlar. 

“DEMET AKBAĞ TİYATROYU BIRAKSIN!”

Peki, ben neden Temmuz 1’de arandım? “Haberimiz yoktu” denildi bana. Ben geri dönmeyince de bir hafta sonra URİT Müdürü böyle bir açıklama yaptı. Yani bu doğrultuda ilerleyen konuların kafamda oturmayan mantık hataları var. Oturmuyor kafamda. Aranıyorum, istifamı düşünülmesi gerektiği söyleniyor. Ama ben geri dönmüyorum. 5 gün sonra istifamla alakalı “zaten yetersizdi, zaten okullu değildi” gibi bir açıklamayla karşılaşıyorum. O zaman şu an Demet Akbağ tiyatroyu bıraksın. Bütün alaylılar bıraksın. Sadece okullular yapsın. Yani biz burada okullu, alaylı el ele vermiş yürürken, bu okullu – alaylı ayrımı nedir Allah aşkına? Yani, pardon da diploma oynamıyor. Biz oynuyoruz sahnede. Tabii ki onun yeri ayrı, ekibimizde okullu bir arkadaşımız var ve saygım sonsuz. Dikkat edilmesi gerekirdi. Yani burada alaylı tüm oyunculara hakaret edilmiştir. Ben öyle düşünüyorum. Bu benim nezdimde böyledir. Asla da affedilmeyecek bir hatadır bu.

Yıprandım. Çok güçlüyüm. Kendimi çok güçlü hissediyorum. Asla yalnız hissetmiyorum. Her şeyden önce ben 3 kadın arkadaşımla beraber yarın Güzelbahçe’de oyunumu oynayacağım ve devam edeceğim. Benim vereceğim en büyük cevap sahnede olmamdır. Sanatçının yeri sahnedir. Onu oradan alıp başka yere gönderemezsiniz.

 

“KEŞKE İŞTEN ÇIKARTSALARDI”

Keşke işten çıkartsalardı beni. 6 aylık aktif çalışma sürem var. Keşke beni işten çıkartsalardı.

 

İŞTE İTİRAF! MOBİNG BAHANE, TURNE ŞAHANE!

Yani, bu arada turnelerim olmasa belki gidip çalışacaktım da. Sonuçta paraya evet ihtiyacımız var. Turnelerim olmasa bunu yapacaktım. Ama benim işim bu. Benim işim tiyatro. Ben bu işten para kazanıyorum. Son 10 yıldır yapıyorum bunu. Yani bu da profesyonellik demek. Hakkımda yaptığım festivale bile festivaller diyen insanlar var. Yani bunlar festivale bir kere bile gelip oyun seyretmemiş insanlar. Biz Toprak Sahne Tiyatro Festivali’nde Urla’nın en gidilmeyen köylerine gidiyoruz.

 

“TİYATRONUN TEMSİLCİSİYİM”

Bu bana yapılan sürgün her şeyden evvel Toprak Sahne Tiyatrosu’na yapılmıştır. Toprak Sahne Tiyatrosu 2009’dan beri Urla’da emek veren, sanat götüren bir tiyatro topluluğudur. Arkamda tiyatrom var ama ben belediyede Toprak Sahne Tiyatrosu’nun temsilcisi olarak oradaydım. Tiyatroma böyle bir şey yaptırtmam. Yani kendime zaten yaptırtmam ama bu tiyatroma da getirir. Tiyatroma kesinlikle böyle bir şey söyletmem ben” ifadelerini kullandı.

10 Temmuz günü Güzelbahçe Açık Hava Tiyatrosu’nda sahnelenen SIĞINAMAYANLAR oyununu izleyen 50-60 kişinin arasında CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, CHP Urla İlçe başkanı Hakan Özbadur da vardı.

Kadrolu seyirci sayısının önemi yok. Bedava sahnenin yanı sıra oyunun ücreti ilgili belediyeye kültürel faaliyet kapsamında fatura ediliyordur zaten.

Ayda 1168 liranız da sizin olsun”

Oyun sonrasında sahneden seyircilere yazılı açıklamasını okuyan İlknur Bayzit Çatal şu ifadeleri kullandı:

“Öncelikle, yeniden ait olduğum yerde, sahnelerde yani evimde olduğum için çok ama mutlu olduğumu söylemek istiyorum. Uzun ve yıpratıcı bir pandemi sürecinin ardından burada sizlerle bulunduğum için çok ama çok heyecanlıyım. O yüzden dilim sürçer ise şimdiden affola.

Birçoğunuzun da bildiği üzere, yaklaşık 1 hafta kadar önce, Urla Belediyesindeki işimden istifa ettim. Biz sahne emekçilerinin ayakta ve hayatta kalmaya çalıştığı salgın süresince çok kolay bir karar olmadığını bilmenizi isterim. Ayrıca samimiyetle şunu da söylemek isterim ki, böyle bir konuşma yapma niyetim bile yoktu.

Lakin ilk tepkim olan kamuoyu duyurumun ardından öyle açıklamalar, öyle yazılar yayınlandı ki, şuradan iki çift laf etmeden inmek mümkün değil benim için.

Buradan iki çift laf etmeden inmek mümkün değil, çünkü büyük bir şaşkınlık içerisindeyim.

Buradan iki çift laf etmeden inmek mümkün değil, çünkü büyük bir utanç içerisindeyim.

Tüm samimiyetimle söylüyorum, istifamın ardından yazılan şeylerin çirkinliği, kaleme alınış niyeti, olayın çekilmeye çalışıldığı mecra o kadar sığ o kadar çirkin ki… Yazılanlar “kişi kendisinden bilir işi” deyimini o kadar haklı çıkarıyor ki… Ne desem olmayacak ama sussam da gönül razı değil.

Gönlüm razı değil çünkü biz tiyatrocuların mayasında, lügatinde asla olmayan bir şey varsa o da haksızlık karşısında susmaktır. Ne yapmaya çalıştıklarını da çok iyi biliyorum, acıtarak, üzerek beni sinirlendirerek yapmak istemediğim açıklamalarla suçlamak ve olası bir şekilde bana dava açıp kendi ayıplarını örtmek istiyorlar. Hayır, bunu öyle utanmazca, öyle aymazca, öyle cahilce yapıyorlar ki, onlar adına siz utanıyorsunuz.

Defalarca tekzip yazıları hazırladım ama defalarca yazıp yazıp yayınlamaktan vazgeçip yırtıp attım. pandemi süresince boyunca ayda 1168 lira yaşamaya çalışan bir sahne emekçisi olarak Urla belediyesine ve Urla halkına yük olduysam gerçekten özür dilerim kendilerinden.

Ayda 1168 Türk lirası!

Ayda 1168 Türk lirası!

Ayda 1168 liranız da sizin olsun;

Ama lütfen, rica ediyorum, artık söylemediğim sarf etmediğim cümleler üzerinden, sözde gazete haberleri yaptırıp kendinizi daha fazla küçük düşürmeyin.

Ayda 1168 liranız sizin olsun sanatçıların sizden sadaka istediği yok. Pandemi sürecinde intihar eden, yaşam mücadelesinden vaz geçen nice müzisyen ve tiyatrocunun vebalinden utanmıyorken siz, bir insanı 1168 lira yaşamaya mahkûm edip, sonra da bu parayı beğenmiyor, iş beğenmiyor gibi çarpıtmalarla üste çıkmaya çalışmaktan utanacak değilsiniz biliyorum. Ama bunu yapacaksanız da alaylı sahne emekçilerine hakaret edemezsiniz! Lise mezunlarına hakaret edemezseniz! Ayıptır sizin yaptığınız!

Ayda 1168 lira sizin olsun, servis çalışanlarına benim üzerinden hakaret etmeyi bırakın yeter ki!

İstifamın ardından bu basın tetikçilerine yaptırılan açıklamaların hepsi ile mahkemede hesaplaşacağımızı buradan ilan etmekle birlikte beni bu özel gecede yalnız bırakmadığınız için teşekkür ederim.

Yaşasın sanat!

Yaşasın tiyatro!

Yaşasın onurlu yaşam mücadelesi!”

DENİZ YÜCEL’İN AÇIKLAMASI

Sahneye çıkıp oyuncuları tebrik eden Deniz Yücel sosyal medya hesaplarından şu açıklamayı yaptı: “Urla Belediyesinde kayyumun tiyatro eğitmeni kadrosundan alıp çay ocağında görevlendirdiği İlknur Çatal ve Toprak Sahne Tiyatrosu oyuncularının sahneye koyduğu “Sığınamayanlar" isimli oyunda, Türkiye'nin acı gerçeği Kadına Şiddet Olgusu çarpıcı ve başarılı bir şekilde işlenmiş.

Uğradığı haksızlığa karşı onurlu ve dik duruşundan ötürü İlknur Çatal'ı tebrik ediyorum. Mücadeleci kadınlar kadına şiddeti görmezden gelenlere hak ettikleri dersi verecek. İstanbul Sözleşmesinden hukuksuz bir şekilde çıkanlar kadın cinayetlerinin altında kalacak”

TOPRAK SAHNE TİYATROSU’NUN AÇIKLAMASI

11 Temmuz günü 16.00 sıralarında, Serkan Baştürk’ün Cuma günü bana bahsettiği açıklama da yayınlandı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Toprak Sahne Tiyatrosu olarak 1 Temmuz tarihinden beri doğduğumuz topraklar olan Urla da yaşananları hayretle izliyoruz. Ekibimizin kıymetli üyesi İlknur Bayzit Çatal, 2019 Ağustos ayında Urla Belediyesindeki işine tiyatromuzu temsilen başlamıştır. Zaten tüm köylerine tiyatro götürdüğümüz ilçemizin çocuklarına daha iyi şartlarda ulaşmak adına bir görev paylaşımıydı bu yaptığımız. Yani bazı yayın kuruluşlarında dile getirildiği gibi ne bir diyetin bedelidir ne bir çıkar beklentisidir. Kalemini Türk Lirası cinsinden oynatanlar bilmelidir ki; Toprak Sahne Tiyatrosu 2008 yılından beri Urla'nın her köşesine, her gencine tiyatro sevgisi aşılamak için mücadele etmektedir. Bu kalemşörler daha birkaç yıl önce manşetlerinde tiyatromuzu öven yazılar yazdığında da biz samimiyetlerine inanmıyorduk. Bugün tiyatromuzu ve emekçi kadrolarını karalamaya çalışan bu kalemşörlerin mevcut kayyum yönetiminden beklentilerini sizler gibi biz de biliyoruz.

Kusura bakmayın biz bu beklentilerin aracı olmayacağız. Kusura bakmayın biz Urla gençlerini yalnız bırakmayacağız. Kusura bakmayın biz Urla'nın her köşesine tiyatro götürmeye devam edeceğiz.

Urla Belediyesine söylemek istediğimiz birkaç kelam da var. Hiç görevi olmamasına rağmen kendine birilerini koruma güdüsünü edinmiş kişilere birkaç sözümüz var.

Toprak Sahne Tiyatrosu 13 yılda;

8 Uluslararası Festival düzenlemiş

Bu festivallerde Kültür Bakanlığı kayıtlarına göre toplamda 150 bin kişiye tiyatro izletmiş.

30 farklı yetişkin ve çocuk oyunu sahnelemiş

Saysız genci konservatuvar yerleştirmiş, bir o kadar sahneye nitelikli oyuncu yetiştirmiş

Türkiye genelinde turneler düzenlemiş

Birçok uluslararası tiyatro festivalinde Urla'yı temsil etmiş;

Sayısız ödüller kazanmış, hayatınızda alamayacağınız alkışları toplamış

Bir sanat kurumudur. Bu ölçekte bir kurumun ve ekip üyelerinin, özellikle İlknur Bayzit Çatal’ın yeterliliğini sorgulamak sizin haddinize değildir. Haddinizi bilin. Tüm bu saydıklarımızla Toprak Sahne Urla’nın bir değeridir, Urla Toprak Sahnedir, Toprak Sahne Urladır.

Kuşkusuz yalnız değiliz. Arkamızda dağ gibi seyircilerimiz var. Arkamızda dağ gibi ülkenin genç nesli var. Arkamızda dağ gibi tiyatro var.

Gelelim olayların son durumuna. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi sanatçı anlında ışığı duyan ilk insandır. Biz ışığımızı sizin karartma çabalarınıza rağmen yaymaya devam edeceğiz. Her zaman olduğu gibi emekçinin, kadınların ve 5 yaşında kendisine yapılanı belgelemesini istediğiniz çocukların sesi ve soluğu olmaya devam edeceğiz. 19 yaşında “Vurmayın, Öldüm” diyen Ali İsmail’lerin, 15 yaşında 30 kilo toprağa düşen Berkin’lerin sesi olmaya devam edeceğiz. Ama siz çok değil, 2 yıl sonra tarihin kara sayfalarına gömüleceksiniz.

Hepinizi saygıyla selamlıyoruz.”

 

SONUÇ VE YORUM

Öncelikle tiyatro tarafından yapılan açıklamada işlenen konularda şahsıma yönelik tüm iddiaları ret ederek muhataplarına iade ediyorum. Gerekçelerini ve gerçekleri aşağıda zaten göreceksiniz.

Dünyada belki bir ilk gerçekleşti… Mesleki ve siyaseten yönlendirilmiş 3-5 sosyal medya paylaşımı sonrası İlknur tarafından hiç kusuru olmadığı bilinen Urla Kaymakamı’na edilmeyen küfür - hakaret kalmadı. Ardından açıklamalar, protestolar falan, filan. Yayınlanan haber ve telefon konuşmasıyla uyarmaya çalıştım, dinleyen olmadı.

Gerçekler saklandı. Ta ki canlı yayına kadar.

Tiyatro hocası genç kardeşimiz canlı yayın heyecanıyla olsa gerek tüm gerçekleri belki de farkında olmadan itiraf etti.

Sonrasında da sanki hiç o itirafları yapmamış gibi gerçekleri saptırarak anlatmaya devam etti. Videonun linkine tıklayıp izleyin, kendi anlatımını dinleyin.

Yani, aslında ortada elle tutulur bir konu yok. Ne bir meslek grubunu, lise mezunlarını aşağılama, ne birinin yeterliliğini sorgulama var. Turne programları nedeniyle yoğun olan tiyatrocunun belediyedeki işinden istifasıyla birlikte “bundan nasıl bir ilgi, reklam malzemesi çıkartabilirim” düşüncesiyle başlayan kontrolsüz tepkiler ve ona güvenerek arkasında duranların beklenen çaresizlikleri var.  

Peki, neden?

Belediyenin şirketinde büro işçisi sıfatıyla “Tiyatro Eğitmenliği” yapan kişi pandemi nedeniyle evinde oturdu, Çalışma Bakanlığı’nın ayda 1168 TL işsizlik yardımını kabul etti ve bu sürede defalarca tiyatrosu ile birlikte sahneye çıkarak para kazandı. (Canlı yayında laf arasında oyuncuların SGK primlerinin ödendiğinin söylenmesi, aklıma Çalışma Bakanlığı’nın bundan nasıl haberdar olmadan işsizlik maaşını ödediği sorusunu getirdi ya, neyse)

30 Haziran’da işe çağırıldığında, yukarıdaki canlı yayında yaptığı açıklamalara göre; yoğun turne programları nedeniyle belediyede çalışamayacağından, istifa etti.

Reklamın iyisi kötüsü olmaz düşüncesiyle olsa gerek önce sosyal medyada Urla Konservatuarı’nda gönüllü çalışan Devlet Tiyatrosu Sanatçısı ve ekibini suçlayan bir kaç paylaşım yaptı, ardından kaldırdı.

Sonra Urla Kaymakamı ve Urla Belediye Başkan Vekili hakkında halkı kin ve nefret söylemlerine iten suçlayıcı ifadelerle dolu sosyal medya duyurusunu yayınladı. Arkadaşları, dostları olay ve Kaymakam hakkında yakışıksız ifadelerle yorum yaptı.

Canlı yayında anlattığı üzere, son sosyal medya açıklamasından birkaç dakika sonra Urla Belediyesi Özel Kalem Müdürü tarafından aranarak, Kaymakam’ın ve belediyenin bu konudan habersiz olduğunu öğrendi. Ancak diğer geri çektiği iletiler gibi, bu iletiyi geri çekmedi veya çekemedi. Özür de dilemedi. Bu bilgiyi de sakladı.

Devam eden süreçte ard arda haksız, tutarsız suçlamalarını da sürdürdü.

 

“TEMSİLEN ÇALIŞMA” NE DEMEK?

Merak ettiğim hususlardan biri de şu oldu: defalarca Serkan Baştürk, Onur Çatal ve İlknur Bayzit Çatal ifadelerinde “Urla Belediyesi’nde tiyatromuzu temsilen çalıştı” cümlesine yer verdi. Orası Kent Konseyi değil ki temsilci olsun. Hoş, Kent Konseyi’nde de yoklar. Yerel yönetimlerde böyle bir kadro mu var, acaba Kent Konseyi’nde olduğu gibi gönüllü olarak para almadan mı çalışıldı? Neden sadece bu tiyatro temsil ediliyor? Araştırdım ben bir cevap bulamadım. Anlamak mümkün olmadı.

Dönemine göre, DSP mitinglerinde CHP’ye, CHP mitinglerinde diğerlerine duygusalca saydıran bu arkadaşlardan biri, son seçimlerde CHP’den belediye meclisi üyesi adayı olmayı başarmıştı. Hatta ilçe yönetiminde de yer almıştı. Siyaset mi sanatın üstündeydi, yoksa sanat mı siyasetin üstündeydi?

Sanırım konuya tam manasıyla hâkim olmayan, kendilerinden bir şeyler gizlenen CHP’li il ve ilçe başkanları belki de “kandırıldık” diye bir açıklama yaparlar. Kim bilir?

Ha, bir gelişme daha gün yüzüne çıktı onu da açıklayayım. Hakkında “kadına şiddet” konusundaki emniyet ve adliye dosyaları Meydan Larousse Ansiklopedileri gibi olan arkadaşlardan biri, her tiyatro biletine “İstanbul Sözleşmesi Neden Gerekli?” adında bir broşür hediye ediyormuş. Uzmanından. Ne kadar manidar.

Serkan Baştürk beni telefonla aradığında İlknur’u savunurken, rahmetli Adile Naşit’i örnek gösterip, bana rahmetlinin eğitimini, diplomasını sordu. İlknur da canlı yayında Demet Akbağ’a sallayıp “O zaman şu an Demet Akbağ tiyatroyu bıraksın” dedi. Bu nasıl bir ego, kendini dev aynalarında görme ben anlayamadım. Çok severek izlediğim Demet Akbağ ve rahmetli Adile Naşit’i saygıyla anıyorum.

Kendilerini 15 yıllık tiyatrocu olma hasebiyle hoca – usta olarak gören, bunun yanında 50 yıldır tiyatro yapıp yüzlerce tiyatrocuyu yetiştiren devlet tiyatrosu sanatçısını beğenmeyip her fırsatta eleştiren alaylı tiyatrocu kardeşlerime samimiyetle bir soru sormak istiyorum. Alayda usta, ön usta, kalfa, çırak hiyerarşisi vardır. Bilirsiniz. Sizler kimin yanında çıraklık yaptınız?

 

Madem sosyal medya aracılığıyla çığ gibi büyüyen kitlelere eksik anlattığınız bu konuyu taşıyarak destek aldınız, taraftar sağladınız, reklamınızı yaptınız, çoğu Urlalının bildiği gerçekleri de bilsin destekçileriniz. Hoş, bir kısmı zaten konunun içinde ya, onların da hafızası tazelensin bu sayede.

Burak Oğuz’un seçim kampanyasında görev yapan Raşit İnan gibi alacağınızı tahsil edebilmek için milleti satarak kamu kurumunun şirketi URİT’te talimatla işe girdiniz.

Yalandan işe alım ilanına kaç kişi başvurabildi? Kayıtlar belediyede mevcut.

Müracaat dosyası CV ekinde ne var? Meslek Lisesi büro ve sekreterlik diploması.

Uygun pozisyon? Büro işçisi.

İşe girerken bunu kabul ettiniz mi? Ettiniz.

Kadronuz belediyenin Kültür Hizmetlerinde mi? Değil.

Burak Oğuz’un sehven değil, şifahen talimatı ile Atatürk Kültür Merkezi’nde göreve başladın mı? Başladın.

Emeğinin karşılığı maaşını bankamatikten tıkır tıkır çektin mi? Çektin.

Pandemi süresince işsizlik maaşını da bankamatikten çektin mi? Çektin.

30 Haziran’da URİT seni işe çağırdı. Kendin açıkladın “Turne programlarım var” dedin. Bu nedenle işi kabul etmeyip tercihini istifa yönünden kullandın. En doğal haklarından biri, saygı duyarım.

Geçmişteki husumet ve çekişmelerden dolayı sosyal medyada önce birilerine salladın, sonra geri çektin, daha sonra belki de bir talimatla Urla Belediyesi’ne ve Urla Kaymakamı Belediye Başkan Vekili Murtaza Dayanç’a siyaset kokan açıklamalar ile sallayıp, eşinin, dostunun, arkadaşlarının haksızlığa ve aşağılamaya uğradığına inandırarak, çevreni kin ve nefret söylemlerine ittirdin.

Hatta Özel Kalem Müdürü’nün dahi senin planlarını bilmeden, seni aramasıyla Kaymakam ve belediye yetkililerinin bu konudan habersiz olduğu konusunda bilgilendirilerek işe geri çağırıldın ama onu da kabul etmedin. Dahası yaptığın son paylaşımını da geri çekmedin. Bunları canlı yayında sen anlattın.

“Bana yetersiz dediler” diye yırtınıp, dövünüp duruyorsun da URİT Müdürü yayınladığı açıklamada kimseye “yetersiz” demedi. Açıklamanın linki yukarıda. Atatürk Kültür Merkezi ve konservatuvar kapalı, tüm personelin iş akdinin devamı için 1 Temmuz’da işbaşı yapması gerekiyor. Seni nerede görevlendirselerdi uygun olurdu?

Başkanlık makamı size uygun mu?

Canlı yayında “6 aylık aktif çalışma sürem var. Keşke beni işten çıkartsalardı” dedin. Ne oldu, istifayla tazminat hakkını mı kaybettin?

Dahası peşine taktığın CHP İl ve İlçe Başkanı ile her fırsatta, sahnede, televizyon kanallarında avaz avaz bağırıp tiyatronun reklamını yaptın. Ne geçti eline? Ayıp. Yazık.

CHPli İl ve ilçe başkanları dillerine pelesenk etmişler, her fırsatta “Kayyım da kayyım” diye seslenip duruyorlar.

Bir kere kayyım müflis şirketlere mahkeme tarafından atanan kişidir. Urla’da belediye başkan vekilliği görevini asli işine ek olarak atanarak yürüten kaymakamdır ve bunun karşılığında belediye başkanlığı maaşının üçte birini almaktadır. Üçte ikisini ise, FETÖ Terör Örgütü Üyesi olduğu iddiasıyla görevden alınıp 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan CHPli Burak Oğuz, yattığı yerden çalışmadan almaktadır.

Bu kişinin esas görevi kaymakamlıktır. Zamanında Urla Belediye Başkan Vekili görevini üstlenen Önder Can bugün yine kaymakamlık görevini ifa etmektedir.

Başka siyasi partilerin ağzıyla “Urla Belediyesi’ndeki kayyum” ifadelerini kullanarak gaz alma çabasındaki CHP il ve Urla İlçe Başkanı, şikâyet ettiğiniz Urla’nın bugünkü Belediye Başkan Vekilliği yönetiminin müsebbiplerinden biri sizler değil misiniz?

14 CHP Belediye Başkan Adayı arasından sizlerin döneminde, FETÖ iddialarına rağmen Burak Oğuz’u Urlalı CHP seçmeninin önüne koyarak seçtiren siz değil miydiniz? İlçede sevilen, sayılan diğer aday adaylarının ne kusuru vardı?

Şikâyet ettiğiniz bugünkü Urla’nın sebebi sizler değil misiniz?

Urlalı seçmen halen “biz oyumuzu CHP’ye verdik Burak Oğuz’a değil” diyor. Bu ifadenin sizde bir karşılığı yok mu?

Kaymakam Önder Can sizin yüzünüzden Urla’da Belediye Başkan Vekilliği yaptı, Kaymakam Murtaza Dayanç sizin yüzünüzden bu işi üçte bir ücrete yapıyor. Kaymakamlarımızın başka işi yok mu?

Ha, bu arada dışarıdan hiç kaynak almadan, uygulanan mali disiplin ve tıkanan delikler sayesinde Urla Belediyesi Oğuz dönemindeki borç batağından kurtulup kasasını doldurdu. Projeler ardı ardına başlayacak haberleri alıyoruz. Gözünüz aydın. Belki bunu artı hanenize yazarsınız.

Gazeteci Mutlu Tuncer aylarca Burak Oğuz hakkında FETÖ üyesi olması iddialı yazılar kaleme alırken, Burak Oğuz’a sahip çıkmayıp, sessizliğe bürünüp, bu iddiaları araştırıp yalanlamayan, bir açıklama yapmayan, konu büyümesin diyen siz değil miydiniz?

Urlalı soruyor: Burak Oğuz tutuklandıktan sonra yalandan yapılan toplantıda Urla halkına verdiğiniz sözlerin karşılığı nerede?

Tahliye edildikten sonra ceza yemiş Burak Oğuz ile resmi törenlerde protokolde yan yana, parti binalarında, ilçe ziyaretlerinde poz verip kasılmasını biliyorsunuz ama değil mi?

Neredesiniz kardeşim? Ne yaptınız Urla’ya? Önce onu bir anlatın da bilelim. Ondan sonra Urla’ya, Urlalıya sahip çıkın.

Öyle sahnelere çıkıp avantadan 3-5 kadrolu seyirciye siyaset yapmakla, ilçe binasında kapalı kapılar ardında basın açıklaması fısıltılarıyla, çalı dibinde uçuyoruz, şahlanıyoruz haberleri yaptırmakla olmaz bu işler beyler.

Bırakın bu işleri, yüzde 68 oy veren Urlalı sizden hesap bekliyor.