Politika
Giriş Tarihi : 24-03-2021 14:35   Güncelleme : 24-03-2021 14:35

İstanbul Sözleşmesi’nin Feshedilmesine Karşı Basın Açıklaması

İzmir’in Urla İlçesinde İstanbul Sözleşmesi'nin Cumhurbaşkanı kararnamesiyle feshedilmesine karşı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları ortak basın açıklaması düzenledi.

İstanbul Sözleşmesi’nin Feshedilmesine Karşı Basın Açıklaması

24 Mart 2021 günü Urla Cumhuriyet Meydanı’nda, Urla Kent Konseyi, Urla Kent Konseyi Kadın Meclisi, CHP Urla İlçe Başkanlığı, CHP Güzelbahçe İlçe Başkanlığı, İyi Parti İlçe Başkanlığı, CHP Urla Kadın Kollan, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Urla Şubesi, Atatürkçü Düşünce Derneği Urla Şubesi, Türk Kadınlar Birliği Urla Şubesi, Eğitim-İş Urla Temsilciliği, Urla Kadın Dayanışma Derneği, Urla Kadın Kooperatifi, Urla Kadın Dayanışma Derneği, Süslü Kadınlar Derneği, Urla Lions Kulübü ve Urla Ziraat Odası Başkanlığı tarafından düzenlenen basın açıklamasını kalabalık bir vatandaş grubu takip etti.

Basın açıklamasının bölüşülerek okunduğu etkinlikte Urla Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Saadet Kayaalp “Tam adı "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan İstanbul Sözleşmesi adından da anlaşıldığı üzere kadınların şiddetten korunması için vardır. İstanbul Sözleşmesi kadınların yüzyıllardır süren mücadelesi sonucu dişiyle; tırnağı ile şiddetten korunmak için hazırlanmış ve imzalanmıştır. Sözleşmenin her bir maddesi; kadınlar ve çocukları, taciz, tecavüz her türlü istismar ve şiddetten korur ve bu konuda devletlerin yükümlülüklerini tek tek sayar. Ne yazık ki kadınların şiddetsiz, eşit ve özgür bir dünyada yaşaması için imzalanan İstanbul Sözleşmesi; Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile feshedilmiştir. Bizler İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesini kabul etmiyoruz. Yüzyıllardır süren mücadele sonucu kazandığımız hakların siyasi irade tarafından gasp edilmesine itiraz ediyoruz” dedi.

Urla Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Nilgün Göçük okuduğu bölümde “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek uluslararası zeminde kadına yönelik şiddetle mücadeleye dair verilen sözden dönülmesinin yanı sıra, erkek şiddetiyle mücadelede, devletin yükümlülüklerini tanımama ve kadınları şiddete mahkûm etme anlamına gelmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek; uzaklaştırma, koruma kararlarına rağmen günde beş kadının öldürüldüğü yerde kadınları, çocukları ölüme terk etmektir.

Erkek şiddeti evrensel ve politiktir. Ülkemizde ve dünyanın her yerinde kadına yönelik şiddetle mücadelenin yolu hiçbir bahane ve ayrımcılığa yer bırakmadan; şiddeti önleme, kadınları şiddete karşı koruma, failleri cezalandırma ve şiddete karşı bütünlüklü politikalar üretilmesiyle mümkündür. Ülkelerin kültür ve gelenekleri kadına yönelik şiddetin bahanesi olamaz. Hiçbir değer kadınların can güvenliğinden ve devletin vatandaşlarını her koşulda koruma görevinden üstün olamaz: İstanbul sözleşmesinden çıkılarak bütün bunlar hiçe sayılmıştır. Kadına yönelik şiddetle mücadelede İstanbul Sözleşmesinin yok sayılmasına ve 6284 sayılı yasanın gereklerinin yerine getirilmemesine tanıklık ediyoruz” dedi.

CHP Urla Kadın Kolları Sekreteri Serpil Ambarcı “Sonuçlarını kadınların hayatlarında görüyoruz. Devletin kendi kanunlarını uygulamaması, sonucu şiddetin önlenememesinin, faturası İstanbul Sözleşmesinden çıkıyor. Her geçen yıl kadınların haklarına saldırılar daha da artıyor. Bizler kadınlarla birlikte İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesini, devletin kadınları ve çocukları şiddetten koruma yükümlülüğünden vazgeçmesini kabul etmiyoruz. Her zaman olduğu gibi bugün de biz kadınlar birbirimize el vererek hayatlarımıza ve haklarımıza sahip çıkıyoruz.

İstanbul sözleşmesinin kararname ile feshedilmesi hukuken de yok hükmündedir. TBMM tarafından oybirliği ile kabul edilip onaylanan sözleşmenin TBMM devre dışı bırakılarak kararname ile iptal edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle; tüm milletvekillerini, muhalefet partilerini kadına yönelik şiddete kadın cinayetlerine, kadınların ve çocukların cinsel istismarına, tacize, tecavüze karşı olan bütün kurum ve kişileri TBMM’nin yetkisinin ortadan kaldırılmasına karşı göreve çağırıyoruz.  Meclis Göreve... Herkes göreve… TBMM’nin birincil ve en acil görevi İstanbul Sözleşmesini ve kadınların yaşam hakkını savunmaktır” ifadelerini kullandı.

Bir önceki dönem Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, “İstanbul Sözleşmesi uygulansın!” diyerek başladığı açıklamada “Türkiye’de her On kadından dördü yaşamı boyunca erkek arkadaşı, sevgilisi ya da eşi tarafından en az bir kez fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalmıştır.

Türkiye’de her üç kadından biri en az on kez ısrarlı takip davranışına maruz kalmıştır.

Türkiye’de kadınların %15 i 18 yaşından önce çocuk yaşla evlendirilmiştir.

Türkiye’de nüfusa göre en az 399 sığınak gerekirken bu sayı hala 145’tir.

Bizler her gün bu kadın cinayetlerine, canlı yayınlarda çocuklarının ve tüm kamuoyunun önünde şiddete uğrayan kadınların öldürülmesine tanıklık ediyoruz. Bu kadın katliamına karşı Devletin görevi İstanbul Sözleşmesini derhal uygulamak ve kadınların beden bütünlüğünü, yaşam hakkım güvence altına almaktır.

Kadınlar olarak mücadele ederek kazandığımız baklanınızdan vazgeçmiyoruz. Kadınların eşit özgür ve güvenli bir dünyada yaşaması için herkesi göreve çağırıyoruz. Bugün ülkenin dört bir' yanında şiddete karşı mücadele eden kadınların sesine ses oluyoruz. Verdiğimiz mücadele ile elde ettiğimiz haklarımızdan, dayanışmamızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz. Yaşasın Kadın Dayanışması…” ifadelerine yer verdi.

Basın açıklaması sırasında “Meclis Göreve... Herkes göreve…”, “Yaşasın Kadın Dayanışması…” sloganları atıldı. Basın açıklaması için toplanan grup olaysız dağıldı.