Çevre
Giriş Tarihi : 05-10-2020 19:46   Güncelleme : 05-10-2020 19:46

Urlalı Caretta yavruları denize kavuştu

İzmir’in Urla ilçesi Yağcılar Mahallesi Altınköy sahiline yaklaşık iki ay önce yumurtlayan Caretta Caretta türü deniz kaplumbağasının 63 yavrusu sağlıklı bir şekilde denize kavuştu. Urlalı ilk Caretta Caretta yavrularından 10 tanesinin denize kavuşma anları kameralara da yansıdı.

Urlalı Caretta yavruları denize kavuştu

5 Ağustos gecesi Altınköy sahilinde bulunan Altınköy Sitesi sakinlerinden Kardelen Kayatürk ve İrem Yener’in sahile çıkan bir deniz kaplumbağasının yaralı olabilmesi veya yumurtlamış olduğunu telefonla Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER)’ne bildirmesi üzerine, sahile gelen DEKAMER görevlilerinin yaptığı inceleme ile bölgede 108 Caretta Caretta yumurtası tespit edildi.

Konu hakkında “Türkiye’nin neresinde olursa olsun dağınık halde bulunan bir yuva tespit edildiği zaman orada kumsalı kullanan kişiler veya dernekler bize haber verdiğinde biz yuvanın kontrolünü ve korumasını sağlıyoruz” diyerek açıklamalarına başlayan Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER) Başkanı Prof. Dr. Yakup Kaska, “işte bu çerçevede 5 Ağustos günü bize bilgi gelmişti. Biz de yuvanın doğruluğunu kontrol ettik ve birkaç gündür yavru çıkışı oluyordu. Dün gece de yuvanın kontrol amaçlı kazımı yapılarak geri kalan bilgileri elde edilmiş oldu. Bu yuvada 108 tane yumurta vardı. Bunlardan 3 tanesi döllenmemiş, 1 tanesinin gelişimi yarıda kalmış, maalesef 41 tanesi de ölmüş. Ama 53 tanesi önceki günlerde denize ulaşmış. 10 tane yavrumuzu da dün gece hep beraber denize göndermiş olduk. Geçen sene Çeşme Ilıca sahilinde bir yuva tespit edilmişti. Bu sene de Seferihisar Doğanbey sahili ve Urla Altınköy sahilinde ilk Caretta Caretta yuvaları tespit edildi. Bu yuva Urla’da ilk kez tespit edilen yuvadır ve yavrular için ilk Urlalı Caretta Carettalar diyebiliriz.

İnsanlar bu bölgede Çeşme’de, Urla’da, Seferihisar’da, Kuşadası’nda tek tük de olsa Caretta yavrusu ve yuvası ile karşılaşabilirler. Dolayısıyla bu durumda bizlere haber verirlerse; biz de bunların korunması ve başarılı bir şekilde denize ulaşması için elimizden geleni yaparız. Ben bu vesile ile buradaki yuvanın bize bildirilmesinde, korunmasında emeği geçen başta dernek başkanımız ve üyeleri olmak üzere, Doğa Koruma Milli Parkları Bölge Müdürlüğü ve şube müdürlüklerine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Caretta yumurtalarını sanki bizim yavrumuz gibi burada koruduk 2 ay boyunca. Çevreledik, hayvanlardan koruduk, insanlardan koruduk” diyen Altınköy Koyunu Koruma Derneği Başkanı Jülide Sunday Özgen, “hocamızın belirttiği gibi 53 tanesi bir gece önce çıkmışlar bizden habersiz, gözlemleyemedik. Ama 10 tanesini dün çok güzel, çok büyük heyecanla denize yolladık. Önce deniz suyuyla leğene aldık onları leğenden sonra denize ulaştılar. Çok güzel bir manzaraydı. Çok duygulandık ve bizim denizimizin temiz kalmasını istiyoruz. Carettaların, fok balıklarının yaşadığı bir yer burası. Urla’nın Seferihisar’dan sonraki Çeşme’ye uzanan koyu burası. Çok temiz bir koy. Koyumuza sahip çıkmaya çalışıyoruz Altınköy Koyunu Koruma Derneği olarak. Ve burası için ne gerekiyorsa yapacağız. Carettalarımızın da denize kavuşması bizi çok mutlu etti” açıklamalarında bulundu.

5 Ağustos gecesi 01:00 sıralarında arkadaşı İrem Yener’le sahile geldiklerinde şezlongda otururken karanlıkta büyük bir şey gördüklerini, sonradan Caretta olduğunu fark ettiklerini belirten Kardelen Kayatürk, sözü o gece de yanında olan İrem Yener’e bıraktı. Yener, “yaralı olduğunu düşündük ilk başta. O yüzden DEKAMER’i aradık. Onların yönlendirmesiyle yumurtlama olduğunu anladık. Anne Caretta denize gittikten sonra yumurtlama alanının etrafını çevirdik. Sabah Sunday hanımı aradık. Sonrasında zabıta geldi. İyice koruma altına aldık. Birkaç gün sonra da bu kafes geldi” dedi.

“Gençlerimizin bu bilince sahip olması bizi çok mutlu etti” diyerek söz alan Jülide Sunday Özgen, “Gerçekten onların sayesinde bunu yaşadık. Onlar fark etmeseydi, bu Carettalar belki hiç fark edilmeyeceklerdi. Belki hiç denize kavuşamayacaklardı. Ben onlara teşekkür etmek istiyorum” dedi.

“Biz de DEKAMER’e teşekkür ederiz” diyen Kardelen Kayatürk, “telefon numaraları bütün gece açık ve birilerine ulaşabildiğimiz içim çok mutlu olduk. Sabah 5’e kadar sürekli iletişim halindeydik. O yüzden çok yardımcı oldular” ifadelerini kullandı.

“Bazen bir canlıya yardım ediyorum gibi düşünürken biz ona zarar da verebiliriz. Deniz kaplumbağaları da bu canlılardan biri” diyerek uyarılarda bulunan Prof. Dr. Yakup Kaska, “yavruları kesinlikle elimize alıp denize atmamamız gerekiyor. Bunun birinci sebebi, doğdukları kumsala tekrar yuva yapmak için geri geldiklerinden bu süreçler kumda yürürken doğdukları kumsalı öğreniyorlar. İkincisi, ömrü boyunca yüzecek olan bir hayvan kaslarını çalıştırmış oluyor. Bir üçüncüsü de bizdeki göbek bağı gibi onlarda da yumurta sarısının bağlandığı bir bağ var. Buradaki koku kısmen temizleniyor bu süreçte. Dolayısıyla biz onun kumun üzerinde yürürken bu süreci doğal bir şekilde yaşamasını istiyoruz. Yani burada bir yuva var diye buraları kazıp, deşeleyip yavruları elimizle denize göndermek demek, zaman zaman bunlarla da karşılaşıyoruz, kesinlikle bunu yapmamaları lazım. Bize 24 saat ulaşabilirler. Ulaştıkları durumda da biz onlara nasıl davranmaları konusunda yardımcı oluruz ya da kendimiz gelirek yardımcı oluruz. Ben bu vesile ile üreme kumsallarında uzmanlar olabilir ama bilinen kumsallar dışında, bu şekilde ilk defa yuva çıkması durumunda da gece gündüz bize haber verilmesi durumunda yuvaların korunması için elimizden geleni yapıyoruz.

Aslında deniz kaplumbağaları Nisan ayında çiftleşiyorlar, Mayıs ayından itibaren onbeşer gün arayla yuva yapıyorlar. Ta ki yumurtalıklarındaki 100’erli, 70’şerli paketler halindeki yuvalara bunları bırakıyorlar. Bir dişi 3 – 5 tane yuva yapabilir bir sezonda. Dolayısıyla Mayıs ayında, Haziran ayında başka kumsallarda yuva yapan bir dişi acaba son yuvasını göç yoluna çıkmışken böyle bir yere mi bırakıyor, bunlar hangi popülasyona ait, hangi kumsala ait olduğunu bizler araştırıyoruz. Yine acaba küresel ısınmadan dolayı yeni yuva arayan dişiler mi var, bunun da bilinmesi gerekiyor. Dolayısıyla biz son yıllarda İzmir, Çeşme ve Urla, Seferihisar’da yine Aydın, Kuşadası ve Didim’de dağınık olarak ta kaplumbağa yuvalarını özellikle Temmuz’un sonu ve Ağustos’un başına doğru görmeye başladık. Bunlar normal yuvalama sezonunun sın yuvalarını tecrübesiz dişiler buraya gelip bırakmış olabilirler. Bizler bunların genetik analizlerini yaparak hangi kumsala ait, hangi kumsaldan kopan dişiler buraya geldi, yuva yaptı gibi konuları da araştırıyoruz” dedi.