Güncel
Giriş Tarihi : 01-10-2020 18:06   Güncelleme : 06-10-2020 16:05

PANDEMİDE URLA PATLADI

Ekonomi Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve FBN İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı İnşaat Mühendisi Şeref Alpago ile geçtiğimiz yaz sezonunda Urla’da oluşan gayrimenkul talep artışını ve Urla’da inşaat sektörünü konuştuk.

PANDEMİDE URLA PATLADI

Şeref Alpago’nun, Urla ile ilk tanışması 2004 yılında İzmirli eşi Ceyda Hanım ile İstanbul’dan nişan için geldiklerinde olmuş. O ilk gün, Urla’ya yerleşip Urla için hizmet etmeyi aklına koymuş. 2013 yılında ise kendi deyimi ile gönüllü olarak “hanım köylü” olmuş.

Yedi yılda Karye Markası adı altında ellinin üzerinde villa, sayısız geniş çaplı tadilat ve dekorasyon yapmışlar. Öyle bir marka yaratmışlar ki; bir zamanlar, İzmirlilerin meşhur buluşma repliği “Sevinç’in orada buluşalım”, Urla Çeşmealtı mevki için “Dolmuştan Karye’de in” olmuş. Bu cümle halk arasında ne kadar konuşulmuş, inşa edilen evler ne kadar benimsenmiş ki, firmanın inşaat yaptığı bölgedeki otobüs durağına “Karye Evleri” adı verilmiş.

Ve hatta binalarının dış cephelerinde kullandıkları boya için, nalburlardan “Karye grisinden istiyorum” şeklinde istenmesi, FBN’nin sektördeki öncülüğünü göstermektedir.

İnşaat sektörünün, prosedür kısmı için “Burada işler yavaş yürüyor” cümlesi ile başlıyor Alpago ve “Belediyeden proje onayı almak zaman alıyor. Bu aslında iyi bir şey çünkü her adım sıkı sıkı denetleniyor demek. Doğru olan da bu, yerinde inceleme yapılıyor. Yap – sat - kaç düşüncesinde olan firmalar için Urla uygun bir bölge değil. Böylece yapılar, diğer bölgelere göre daha güvenli inşa ediliyor. Kurucu ortakları Mimar ve İnşaat Mühendisi olan nadir firmalardanız. Bu sebeple Urla’da iki kat izin olmasına rağmen biz firma olarak depremsellik anlamında çok ciddi emek veriyoruz. Beton ve demir kullanımı bizim için önemli. Kullanıcı bu detayları bilmez, ilgilenmez ama gömülü maliyet dediğimiz beton, demir, yalıtım gibi ürünlerde geri dönüş olmadığı için oldukça dikkatli ve detaycıyız. Binalarımızı çevreyle barışık, fonksiyonel, şık ve kendi kimliğini oluşturan kavramlarla kurguluyoruz. 

Üstelik sürdürebilir mimarlık ile evi satın alan ev sahibinin, gayrimenkul üzerinde uygulamak zorunda kaldığı yıllık bakımları da olabildiğince azaltmış oluyoruz. Böylece satın alım sırasında yapılan masraflar dışında uzun süre başka tadilat ya da bakım yapmıyorlar. Üstelik kullandığımız ürünler doğa dostu ve sağlıklı. Her şeyden öte biz de burada, iş yaptığımız yerde yaşıyoruz. Türkiye şartlarında ev aldığınız firmayı birkaç yıl sonra bulamazsınız. Bu yüzden biz, burada ev satarken aslında komşu ediniyoruz. Üretim, satış, satış sonrası bakım, tadilat yani her aşamada buradayız, ulaşılabiliyoruz” cümleleri ile devam ediyor.

FİYATLAR NEDEN YÜKSEK?

Fiyatların yüksek olmasına rağmen aynı oranda talep artışı olmasına da açıklık getiren FBN İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Alpago “Urla’da evler pahalı, çünkü arsa pahalı. Talep çok ama imarlı yer, butik arsalar az. İnşaat maliyetinin çok olmasının yanı sıra malzemeler döviz bazında. Konuya genel çapta baktığımızda, ülke içinde inşaat malzemelerini üretip, maliyeti düşürebiliriz ama üretimde kullanılan ana ürünlerin birçoğu yine yurt dışından geliyor. Bu yüzden bir kısır döngüde sıkışıp kalmış gibiyiz” sözleri ile Urla’daki gayrimenkul fiyatlarının yüksek olmasının sebebini açıklıyor.

Urla’ya talebin artmasını ise “Yüksek fiyata rağmen talep artışı çok fazla. Hele bu yaz ciddi bir yatırım gördü Urla, çünkü pandemi sürecinde insanlar, büyük gri binalar değil de gökyüzünün mavisini görebileceği, ayağını toprağa çime basabileceği yer aradılar, azda olsa ekip biçebilecekleri yer istediler” diyen Alpago, “Ayrıca Urla, pandemi haritasında en sağlıklı ilçeler arasında böylece anatomik ve ruhsal sağlık açısından tercih sebebi oldu. Bölgeye gelenler ilk olarak hastane mesafesini soruyorlar. Devlet hastanemiz %40’ı Urla, %60’ı çevre ilçelerden gelen hastalara bakıyor. Sadece devlet hastanesinin profiline baktığımız zaman dahi “neden Urla” olduğunu anlayabiliyoruz. Elbette eksikleri vardır ama yine de bu potansiyeli tebrik etmek lazım” ifadeleriyle gayrimenkul sektöründe sağlığın önemini vurguluyor.

“Sağlığın yanı sıra, Urla ranta yenilmiş bir yer değil. Sakin ve huzurlu... Her ne kadar fiyatlar yükselmeye başlasa da, Çeşme ya da Bodrum kadar pahalı da değil. Keseye göre hareket etme şansımız hala var. Bir de inşaat sektöründe konum çok önemli. Urla’da yaşayan insanlar için Bodrum, Marmaris, Çeşme çok yakın. İstanbul’da insanların ilçeler arasında gittiği mesafeyi biz burada keyfimiz ve zevkimiz için iller arası gidebiliyoruz. Havaalanı mesafemiz de çok önemli. Urla havaalanı arası zaman dilimi 40 dk. Böylece İstanbul merkezli çalışanlar dahi günübirlik İstanbul’a gidip, işlerini halledip, geri dönebiliyorlar. Yol, 4 saat sürüyor ama trafik sorunu yok, stres yok” diyor Alpago.

Gayrimenkul ve tarım arazisi oranının hala dengeli olduğunu söyleyen Alpago, “Hmax 6,5 metre olması buranın kıymetini arttırıyor. Bunun üzeri imar, zaten şehre dönüyor oysa biz hala kasabayız. Yönetim büyüklerimizin bize bıraktığı çok önemli bir değerdir bu. Onlara bir teşekkür borcumuz olduğunu düşünüyorum” diyerek ilçenin kaderini tayin edenlere de teşekkür ediyor.

KİRALIK TOPLU KONUT

Şeref Alpago, kiralık ya da satılık fark etmeksizin fiyat yüksekliğinin, en çok ilçede yaşayan asgari ücretli ya da memuru etkilediğini söylerken “Neticede bu durumdaki insanlar İzmir merkezden gelip gitmeye başladı. ‘Hiç olmazsa 1’er saat fazla yol giderim ama kiradan elime kalanı mutfak masrafım yaparım’ diye düşünmeye başladılar. Belki devlet eli ile bu insanlar için Urla merkez ya da merkeze yakın yerlerde 2+1, 3+1 konutlar yapılıp, satış değil ama kiralama yapılabilir. Böyle bir projeyi özel bir firmaya satıp, rant haline getirmeden, lojman gibi hem devlete hem de ihtiyacı olana katkı sağlanabilir” fikrini ortaya attı.

Geçtiğimiz yaz döneminde ev kredisi oranında yapılan indirimi de değerlendiren Alpago “Sektördeki konut stokunu bitirmek için yapıldığını düşünüyorum. Ayrıca bu bir ekonomik zincir. Vatandaşın yastık altındaki paralarını piyasaya sürmesi sağlandı. Sonuçta 3kg domates ile bir evin satış bedeli arasında ciddi bir fark var. O yastık altında saklanan paralar, inşaat sektörü aracılığı ile domates alabilsin diye yüzbinlerce insana dağıtıldı. Üstelik çalışanı çoktur inşaatın. Bu yüzden de durmaması gereken bir sektördür. En çabuk duran, en geç hareket eden sektördür çünkü ekonomik anlamda kapladığı alan geniş olduğu için yeniden ritme geçmesi zordur. Ama elbette diğer sektörlerde de üretime geçmek lazım… Diğer sektörlerde çalışan insanlar da para kazanmalı ki aldığı ev kredisini ödeyebilsin… Bu bir çember, ekonomik zincir… Ekonomik birlik için bu halkanın kopmaması lazım…” açıklamasında bulundu.