Politika
Giriş Tarihi : 23-01-2020 18:14

İYİ Partili Dervişoğlu ve Çıray’dan Urla ziyareti

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Genel Başkan Yardımcısı ve Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Aytun Çıray, Genel İdare kurulu üyesi M. Cem Özdemir, İzmir İl Başkanı Hüsmen Kırkpınar ve partililer, İYİ Parti Urla İlçe Başkanlığı’nı ziyaret etti.

İYİ Partili Dervişoğlu ve Çıray’dan Urla ziyareti

Parti binasında düzenlenen toplantıda CHPli Urla Belediye Başkanı İ. Burak Oğuz’un FETÖ bağlantısı iddiaları ile görevden alınmasını değerlendiren İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, “burası başka yerlere benzemez. Burası Urla. Buranın belediye başkanı hakkında suç teşkil edebilecek delillerle görevden alınması elbette hukuki bir işlem. İçişleri Bakanı böyle bir iltisaktan kaynaklı görevden almayı gerçekleştirdi. Mesele yargıya taşınır, ondan sonraki günlerde adalet yerini bulur. Ama İzmir gibi bir yerde belediye meclisinden belediye başkanı seçme imkânı mevcut iken kayyım atanmasını çok doğru ve yerinde bulmuyoruz.

Urla’ya Belediye Başkan Vekili olarak atanan Urla Kaymakamı’nın belediye meclisi toplantıları gerçekleştirmediği yönünde bilgiler alıyoruz. Bunlar Türkiye’nin başka yerlerinde gerçekleşmiş uygulamalar olabilir ama İzmir’e uygun değil. Daha önceden de söylemiştim. Doğru olanı belediye meclisinin içinden bir belediye başkanı seçilmesidir.

Seçim döneminde birçok yerde CHP ile seçim işbirliği yapmamıza rağmen birçok yerde aday çıkartmıştık. Urla’da bunlardan bir tanesi. Belediye başkan Adayımız H. Hüseyin Akgül de karşımızda oturuyor. İyi ki de öyle yapmışız diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Toplantıda partililere Türkiye’nin Libya’ya asker göndermesi hakkında bilgilendirme yapan İYİ Parti İzmir Milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı ve Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Aytun Çıray, “TBMM’nde Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklarını korumak için yapılan deniz yetki antlaşmasını onayladık ve olumlu oy verdik. Yani Türkiye’nin Milli meselesi kabul ettiği bir konuda bir öneriyi, kanun teklifini iktidar partisi getirse dahi ona İYİ Parti destek veriyor, onay veriyor. Düşünün ki bunu neye rağmen yapıyoruz biz, Cumhur İttifakı Üyeleri’nin İYİ Parti ne getirilirse getirilsin HAYIR oyu verecek diye meclis zabıtlarına geçen sözlerine rağmen yapıyoruz. Yani İYİ Parti diğer partilerden farklı olarak Türkiye’nin milli meselesi olduğu zaman partiler üstü bir anlayışla tutum aldı, orada bir onay verdi. Çünkü Türkiye’nin çıkarları deniz yetki antlaşmasının yetersiz ve tartışılabilir olmasına rağmen hiç tartışmadan destek verdik.

Arkasından ikinci bir teskere getirdiler. Libya’daki Trablus güçlerinin, Ulusal Mutabakat Güçleri’nin eğitilmesi için Türkiye’nin oraya eğitici asker göndermesine dair. O zaman dedik ki bu teskere bir öncüdür. Arkasından başka bir şey gelecek dolayısıyla biz Türkiye’yi ilgilendirmeyen 800 deniz mili ötedeki bir yere böyle bir şeyin yapılmasına izin vermedik ve onun üzerine Hafter Güçleri denilen güçler provake edilip, tahrik olarak saldırılara başladılar. Yani biz orada bir nevi bu hükümetin kararları nedeniyle iç savaşı körüklemiş olduk.

Arkasından asker gönderme teskeresi geldi. Bizim baştan beri bir ilkemiz var. AK Parti’nin yanlış dış siyasetleri Türkiye’nin milli siyaseti olamaz. Milli siyasetler bir devlet aklıyla ve partiler arası işbirliği ile yaratılır. Bütün Dünya’da böyledir. Dolayısıyla Suriye’de söylediğimiz şeyi tekrar ettik. Türkiye’nin milli meselesi olmayan konularda vereceğimiz her şehit bir cinayete kurban gitmiş olur. Yani Suriye’ni rejimini tanzim etmek Türkiye’nin işi midir? Suriye’ye demokrasi getirdiniz. Irak’ın demokrasisini kim getirecek? Irak’a demokrasi getirdiniz, Suudi Arabistan’a demokrasiyi kim getirecek? Yani Türkiye’nin Orta Doğu ülkelerini rejimini tanzim etmek gibi görevi yok, Ortadoğu ülkelerine bulaşıp çocuklarımızı şehit verme gibi bir abesle iştigal olmaması lazım.

Aynı şey Libya için de söz konusu. Orada iki tane güç var. Birisi güya meşru kabul edilmiş Trablus Hükümeti, buna karşı Hafter denilen bir başka güç. Bir iç savaş var orada.  Türkiye Cumhuriyeti Devleti hiçbir döneminde bir iç savaşın tarafı ve muhatabı olmamış. Böyle yerlere gitmek gerekiyorsa; eğer orada meşru bir hükümet varsa; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne Türkiye çağrı yapar ve oraya tüm uluslararası güçlerle gider. Onun bir riski yoktur. Türkiye oraya asker gönderdiği zaman bir gücün karşısında yer almış olacak. Nitekim Hafter Güçleri Türkiye’yi iç savaşa bulaşmakla ve düşman ülke olarak ilan etti. Peki, bu iç savaşı kimin kazanacağını biliyor muyuz? Onu da bilmiyoruz. Hafter denilen güçleri dünyanın en büyük güçleri destekliyor. Rusya destekliyor. Zaten Hafter denilen adam Amerika’da yetiştirilmiş, oraya gönderilmiş. Amerika zımni olarak arkasında. Fransa arkasında. Ve bu ülkeler bunu yapıyorken, yapmıyormuş gibi yapıyorlar. Vekâlet savaşı yapıyorlar. Oraya resmen teskere ile asker gönderen tek ülke biziz.

Sonuç itibarıyla bütün bunlara hayır dedik. Siyaset işte böyledir. İlk gün sizi anlamayabilirler, kızabilirler ama orta ve uzun vadede haklı çıkarsanız bu parti iyi partiymiş, bu parti ciddi partiymiş, bu partinin sözü dinlenirmiş derler. Biz hayır dedikten bir hafta sonra Türkiye’ye Putin geldi. Putin ile ortan açıklama yaptılar, dediler ki “iki taraf ateşkes yapsın, barışsın.” Bunu dediğiniz anda Hafter Güçleri’ni meşrulaştırdınız. Hani gayri meşruydu? Yani siz bir hafta sözünüzün arkasında duramadınız. Bir hafta sonra Hafter Güçleri’ni AK Parti Hükümeti meşrulaştırmıştır. Yani Putin’in dediği oldu. Eğer orada meşru güç Trablus Ulusal Mutabakat Hükümeti ise Hafter terör gücü ise bunların ikisinin arasında ateşkes yapıp barışın demek, bir gün çıkar densizin birisi “PKK ile ateşkes yapın Türkiye” der gibi olur. Böyle yanlışlar olmaz” ifadelerine yer verdi.

Önümüzdeki günlerde ilçe teşkilatlarında başlayacak genel kurul seçimleri hakkında bilgi alışverişinin ve Urla’nın sorunlarının da görüşüldüğü toplantı sonrasında Genel İdare Kurulu üyesi M. Cem Özdemir, İYİ Parti Urla İlçe Başkanı’na Türk Bayraklı plaket takdim etmesinin ardından İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Genel Başkan Yardımcısı ve Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Aytun Çıray ve yanındakiler Urla’dan ayrıldı.