Asayiş
Giriş Tarihi : 15-01-2020 20:34

BURAK OĞUZ’UN 15 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ

FETÖ/PDY'nin üst düzey yöneticileri ile telefonda irtibat kurduğu suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderilen ve Urla Belediye Başkanlığı görevinden alınan CHP'li İbrahim Burak Oğuz hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle hazırlanan 60 sayfalık iddianame İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede dikkat çeken detaylar şöyle sıralandı:

BURAK OĞUZ’UN 15 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ

İddianamede İbrahim Burak Oğuz’un FETÖ’nün ‘renklendirme yöntemi’ ile farklı kurum, kuruluş, hükümet yanlısı ya da karşıtı gruplar, siyasi partiler, STK ya da siyasi yapılara sızma yöntemini kullandığının tespit edildiği, Oğuz’un bu yöntemi kullanan FETÖ’nün talimatlarını harfiyen yerine getiren kripto bir örgüt üyesi olduğu iddia edildi.

İddianamede Burak Oğuz hakkındaki soruşturmanın, 2017 yılında Mali Müşavir Yılmaz Serdaroğlu’nun itiraflarıyla başladığı, Gazeteci Mutlu Tuncer’in 2019 yılında kaleme aldığı ihbar kabul edilen yazılarıyla boyut kazandığı anlatılıyor. Öte yandan iddianamede Oğuz’un tutuklanmasından sonra mali müşavirlik bürosundaki çalışanları ve tutuklu yargılanan irtibatta olduğu FETÖ üyesi mahrem imamların da ifadelerine başvurulduğu görülüyor.

Savcı, Burak Oğuz’un FETÖ’nün üst düzey imamlarıyla yakın irtibatına vurgu yaparak, Oğuz’un örgütün renklendirme yöntemiyle hareket ettiğini ifade etti.

BABASI "OĞLUM FETÖ'CÜ" DİYE KONUŞMUYORMUŞ!

Bir tanık ifadesinde "Urla halkının korktuğu şey şudur, Burak OĞUZ un babasının "oğlu ile çok uzun zamandır konuşmadığını ve bir çok insana benim oğlum FETÖcü o yüzden konuşmuyorum" dediğini başkalarından duydum, buna benzer söylentileri İzmir'de, İstanbul da, Ankara'da da çok duydum, ama biz tabiki gazeteci olarak babasından birebir böyle bir şey duymadığım için bu konu hakkında sadece duyum olduğunu söyleyebilirim, benim söz konusu olay ile ilgili tüm bilgim ve görgüm bundan ibarettir, bu hususta başkaca herhangi bir söyleyeceğim yoktur." şeklinde beyanda bulundu.

CHP'li Burak Oğuz ise söz konusu iddiayı "Babamla aramızdaki konu tamamen ailevi özel sebeplerdir." şeklinde yanıtladı.

SERDAROĞLU’NU TANIMAM

Oğuz, FETÖ’nün İzmir’deki mali müşavirler ve muhasebeciler yapılanmasında önemli ifadeler veren Mali Müşavir Yılmaz Serdaroğlu’nun hakkındaki iddialarına da yanıt verdi. Serdaroğlu’nu tanımadığını anlatan Oğuz, “Mali Müşavirler Odası seçimlerinde Çağdaş, Çözüm ve Meslekte Birlik diye bildiğim gruplar vardı. Ben ilk kuruluş aşamasından itibaren sosyal demokrat ve liberal görüşlü Çözüm grubunun kurulmasından itibaren içerisindeydim. Kuruculuğunu yaptım. Son iki dönemdir ise belediye başkanlığımda geçen süreçte de Çağdaş grubunun içinde hareket etmekteyim. Yılmaz Serdaroğlu isimli şahsı tanımam. Ne şekilde benim ismimi verdiğini de anlamadım” dedi.

ABD’YE YALNIZ GİTTİM DEMİŞTİ AMA…

Oğuz’a savcılıkta yurt dışı ziyaretleri ve yurt dışındaki şirketlerle temasları da soruldu. FETÖ Terör Örgütü Lideri Fethullah Gülen’in yaşadığı Amerika’ya ziyaretlerine ilişkin soruya Oğuz, “Fethullah Gülen ile tanışmadım. Amerika’ya gittiğimde sadece New York şehrinde durdum. Başka yere gitmedim. Ben tek başıma yurt dışına çıkmayı severim. New York’a da tek başıma gitmiştim. 2-3 gün kaldım, gezdim döndüm” dedi.

Savcılık iddianamesinde özellikle ABD’ye yönelik seyahatler konusunda Oğuz’un yalan beyanda bulunduğu iddia edildi. Burak Oğuz’un 2010 yılında ABD’ye 3 günlük ziyaretinde FETÖ’nün firari mahrem imamlarından Hüseyin Çakıroğlu ile birlikte gittiklerinin HTS ve KOM kayıtlarıyla eşleştiği, Çakıroğlu ile Oğuz’un hem gidiş hem de dönüştü yan yana koltuklarda oturduğu bilgisine yer verildi.

MAHREM İMAMLA AYNI UÇAKTA YAN YANA ABD'YE SEYAHAT ETMİŞ

Soruşturma kapsamında Atatürk Havalimanı Kargo Gümrük Müdürlüğü'nden temin edilen uçuş manifesto listeleri ile Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Bilgi Sistemi'nde bulunan veriler kullanılarak yapılan incelemeyle ilgili olarak da şu anlatım yer aldı:

"26.10.2010 günü saat:09.38'de İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan pasaport kontrolünden geçerek, Türk Hava Yollarının TK 1 sefer sayılı uçağı ile JFK (ABD) yurt dışına çıkarak Amerika ülkesine gittiği, 01.11.2010 tarihinde saat: 09.16'da İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan pasaport kontrolünden geçerek yurda giriş yaptığı, aynı uçakta, birlikte çıkış-giriş yaptığı şahıslara bakıldığında, aynı dakika içinde İbrahim Burak Oğuz ile birlikte pasaport kontrolünden geçen şahıslar arasında KOM Bilgi Sistemi belge evrak kaydında, hakkında mahrem imam ve FETÖ/PDY müzahiri şirketlerde SGK kaydı olduğuna dair bilgi bulunan ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturması kapsamında hakkında adli işlem yapılan, arama kaydı bulunan Hüseyin Çakıroğlu'nun gidiş yolculuğunda 51a-m sıradaki koltuklarında yan yana seyahat ettikleri, dönüş yolculuğunda ise İbrahim Burak Oğuz'un 51-b, Hüseyin Çakıroğlu'nun ise 51-a sıralı koltukta yine yan yana seyahat ettikleri tespit edildi."

TELEFONLARI MAHREM İMAMLARDA ÇIKTI

İddianamede Burak Oğuz’un üzerine kayıtlı 32 adet telefon numarası olmasına dikkat çekildi. Oğuz’un bu telefonlardan aile bireyleri, ev ve işyerinde kullanılanlar dışında 20’ye yakını için ‘hatırlamıyorum, iş için almışımdır, geçmişte kullandığım bir numaradır” şeklinde yanıtlar verdiği görüldü. Savcılık iddianamede HTS kayıtlarında halen aktif olan birçok telefonun kim ya da kimler tarafından kullanıldığının bilinmediğini bazı telefonların ise FETÖ mahrem imamları tarafından kullanıldığının tespit edildiğini vurguladı.

OLAY VİDEODA NELER VAR

Burak Oğuz'a sorulan sorular arasında Melih Çamkıran isimli muhasebecinin açıklamaları da vardı. Oğuz'un tutuklanmasına dayanak teşkil eden en önemli bilgileri verdiği gözlemlenen Çamkıran, soruşturmaya konu olan "video kaydından" bahsetti. Bazı isimlerin de bilgisine başvurulan videoda, Çamkıran ile AK Parti Urla eski Teşkilat Başkanı Önder Şengüler'in görüşmesi vardı.

O görüşme ile ilgili savcılıkta ifadesi alınan Şengüler, "Bana göstermiş olduğunuz 2 dakika 17 saniyelik video içerisindeki sarı yelekli yeşil renkli gömleği olan şahıs benim. Bu görüşmeyi 6 Şubat 2019'da yaptım" dedi.

"BUCA SOHBET İMAMIYDI"

Savcının, "görüşmeyi kiminle yaptın?" sorusuna "Melih Çamkıran" yanıtını veren Şengüler şunları kaydetti:

"Kendisini mali müşavir olarak tanıttı. Benim sosyal medya hesabıma mesaj göndererek 'Önder Bey merhaba sizinle bir konu hakkında konuşmak istiyorum' dedi. Sonra da bana numarasını yolladı. Sonra ben kendisini aradım. Bana CHP'den belediye başkan adayı olan Burak Oğuz hakkında elinde bilgiler olduğunu, toplantılar yaptığını, onun toplantılarda imamlık yaptığını, Buca imamı olduğunu söyledi. Ben bu telefon görüşmesini seçim ofisinde yaptım. Daha sonra kendisini arayacağımı söyledim. Sonra da bir gün sonra kendisini aradım. Telefonumda ses kaydetme özelliği olmadığı için konuşmaya başlamadan önce yanımda bulunan Erdem Özdemir isimli arkadaşım bizim telefonla konuşmamızı kendi telefonundan videoya çekti. Gerçekte uzun olan ve 8 dakika 23 saniye olan görüntüdeki konuşma içeriğinde bazı isimleri daha söyledi.

"GÜLEN'İN YATAK ODASINA SOKUYORDU"

Hangi evlerde toplantılar yaptıklarını, kurban parası verdiğini, Yamanlar Koleji'nde FETÖ'nün yatak odası olduğunu, Burak Oğuz'un sohbete gidenleri odaya sokarak FETÖ'nün yatağında oturttuğunu anlattı. Ayrıca Melih isimli kişi bana 2012'de ilişiğini kestiğini, Burak Oğuz'u meslek toplantılarında gördüğünü, denk geldiklerinde ise Oğuz'un kendisini tanımazlıktan geldiğini söyledi. Sana, 'bukalemun gibidir, çok fazla maskesi vardır. Dikkat edin, gereğini yapın' dedi.

Biz telefon görüşmesi sonrasında bu arkadaşla bir araya gelmedik. Erdem Özdemir de çektiği konuşma kaydını bana watsapptan attı. Sonra da kendi telefonundan sildiğini biliyorum."

Şengüler ayrıca, Melih Çamkıran ile sadece sosyal medyadan arkadaş olduğunu, siyaset yaptığı için binlerce kişiye yakın arkadaşının bulunduğunu söyledi.

"SEÇİM MALZEMESİ YAPMAYIN DEDİLER"

Savcının, "böyle bir görüntü varken neden adli makamlara bilgi vermedin?" sorusunu yanıtlayan AK Partili Şengüler, "Ben bu videodaki görüntüleri ve bilgileri kendi parti yetkililerime ilettim. Onların gerekeni yapacaklarını düşündüm. Bana bu videonun seçim malzemesi yapılmamasını, paylaşılmamasını söylediler. Ben AK Parti İlçe Başkanlığı'nda çalışıyordum. Bu bilgileri partimin üst yetkilileri söyledi" açıklamasında bulundu. Şengüler ayrıca bu görüntüyü tehdit ya da şantaj amaçlı kullanmadığını söylerken kimseye videoyu göndermediğini sözlerine ekledi.

FETÖ'CÜ ŞİRKETİ SPONSOR YAPTI

Şengüler, AK Parti Urla eski İlçe Başkanı Tarkan Bakırlı ile aralarında Burak Oğuz meselesini konuştuklarını söylerken Oğuz'un belediye başkanı olduktan sonra Urla Belediyesi Gençlik ve Spor Kulübü'nün kadın voleybol takımı için FETÖ'den işlem gören SGM Elektrik isimli firmayı sponsor yaptığını söyledi. Şengüler, 30 Ağustos 2019'da bizzat kendisinin de 'tanık' olarak yer aldığı dosyalarda ismi geçen firma sponsorluğunu sorduğunu, watsapp mesajı attığını ve Oğuz'un kendisine, "haberim yok, ilgileneceğim" dediğini anlattı.

BİR ŞEYLER ANLATMIŞ YA DA OKUMUŞ OLABİLİRİM

Burak Oğuz’un sohbet imamlığı yaptığını iddia eden Melih Çamkıran ile ilgili ilk olarak ‘tanımıyorum hatırlamadım’ diyen Oğuz’un tanığın ifadelerinden sonra “Şahsı hatırlar gibi oldum hakemlik ile ilgili bir durumu vardı” diyerek ortaya koyduğu tutarsızlık, iddianamede Savcı’nın altını çizdiği önemli bir ayrıntı olarak yer aldı. Çamkıran’ın anlattıklarını kısmen doğrulayan Oğuz, “Ancak ben sohbetlere gittiğimi söyledim. Ortam içinde bulunurken bir şeyler de anlatmış veya okumuş olabilirim. Ancak sohbet hocalığı yapmam söz konusu değildir. Kesinlikle sohbet imamlığı veya başka bir örgütsel veya bir yapı tarafından tevdi edilen görevim olmadı. Ancak yapım gereği bulunduğum ortamlarda devamlı öne çıkarım. Özellikle Melih’in ifadesinin bu öne çıkmamdan kaynaklı olduğunu düşünmekteyim. Kesinlikle Yamanlar Koleji’ne gitmedim. Böyle bir odaya da kimseyi çıkarmadım” dedi.

Oğuz’un sorgusunun başlangıcında kesin dille yalanladığı sohbetlere katılma ve imamlık yapma koşununu daha sonra “3-5 toplantıya katılmış olabilirim. Bazılarında bir şeyler okumuş ya da anlatmış olabilirim’ olarak düzeltmesi de Savcı’nın dikkat çektiği ayrıntılar arasında yer aldı.

HANGİ BÖLGEDE GİTTİĞİMİ HATIRLAMIYORUM

Sohbetlerle ilgili konuşan Oğuz, “Ben 2010 yılları hatta daha eski birkaç kez sohbetlerine (FETÖ) gittim. Hangi bölgede gittiğimi hatırlamıyorum. İzmir Genç İşadamları Derneği’ne gittiğim dönemde beni bu şekilde yönlendirmişlerdi. Gittiğim yerlerde dini sohbetler verilmiştir. Ben herhangi bir şey anlatmadım. Ancak sorular bir şey olmuş ise de söylemişimdir. Buralara başkalarının daveti üzerine gittim. Kimseyi davet etmedim. Üzerinden zaman geçtiği için de kimlerin katıldığını hatırlamıyorum” yanıtını verdi.

GAZETECİ MUTLU TUNCER’İN İFADELERİ…

Savcılık ayrıca, yerel seçim öncesinde Urla’da Başkan Oğuz ile birlikte çalışan ve daha sonra yollarını ayırdığı Gazeteci Mutlu Tuncer’in de ifadesine başvurdu. Tuncer’in, Pencere isimli yerel gazetede yazdığı “Cambazların Önderi” adlı yazısında geçen video çekimi ve bu video üzerinden yapılan şantaj iddiası önce Tuncer’e sonra da Oğuz’a soruldu.

“BAŞKANIN BOYNUNA İPİ TAKTIM…” DEDİ

Tuncer konuyla ilgili, “Ben Urla’da konuşulanları yazdım. Belediye başkanına bu konuda ‘açıklama yap’ dedim. Başkandan hiçbir ses çıkmadı. Daha sonra Önder Şengüler’e de durumla ilgili söylediklerim oldu. Ne yazık ki Şengüler, AKP’nin Urla’da her şeyini kontrol ettiği imajını veren birisidir. Elinde video ve belgeler varsa yetkili makamlara vermesini söyledim. Bu yaptığının etik olmadığını, suç olduğunu dile getirdim. O da bana, belediye başkanıyla anlaştığını, büyük bir iş almak üzere olduğunu söyledi. Ve daha sonra, ‘belediye başkanının boynuna ipi taktım, istediğim yere çekip istediğimi yaptırıyorum. Gerektiğinde şikâyet etmekten çekinmem ama şu anda büyük işleri almak zorundayım’ dedi. Ben de 'hakkında bu kadar dedikodu çıkmışken sana iş mi verecek?’ diye sorduğumda bana, ‘verir, zaten kendime almıyorum. Başkasının üzerine alıyorum. Takmışım boynuna ipi’ dedi. Bunları yazacağımı söylediğimde ise, ’15 Ekim’den sonra yaz. Festival sözleşmesini imzalayayım. Belki birlikte çalışırız’ diye konuştu. Kendisine bu işlere girmeyeceğimi söyledim” ifadelerini kullandı. Tuncer ayrıca, babasının Oğuz ile konuşmaması, ‘Oğlum FETÖ’cüdür’ dediğini birçok yerde herkes gibi kendisinin de duyduğunu anlattı.

URİT’İN BAŞINA GEÇMEK İSTEDİ, 30 BİN LİRA VERDİM

Burak Oğuz, Mutlu Tuncer ile ilgili “Eskiden bir dostluğumuz vardı. Ailece görüşürdük. Seçim sürecinde beraber çalıştım. Daha sonra Mutlu Tuncer benim yaklaşık 10 yıldır dostum olarak bildiğim şahıstır. Kendisi gazetecilik yapar. Benim 2014 ve 2019 yıllarındaki seçim çalışmalarında yer almıştı. Her türlü reklam, tasarım ve seçim kampanyalarında görev yapmıştır. Seçimden sonra belediyemizin Urit isimli şirketinin başına geçmek istedi. Ben talebini karşılamadım. Sonrasında kendisi benden maddi taleplerde bulundu. Ben de kendisine maddi olarak herhangi bir şey sağlayamayacağımı ancak belediye hizmetlerinde tasarım ve sosyal medya hizmetlerinde hizmet alımı yapabileceğimizi söyledim. Kendisi benden bu hizmet karşılığında aylık 15 bin TL istedi. Biz de belediye olarak yaptığımız fiyat araştırmasına göre aylık 5 Bin TL teklif ettik. Ancak kendisi bu teklifi de kabul etmedi. Sonrasında kendisi "ben senin için şunları yaptım, hizmetimin karşılığını ödeyeceksin, seninle uğraşmak istemiyorum." şeklinde sözler sarf etti ve beni sıkıştırmaya başladı. Ben de kendisinden süre istedim. Sonrasında kendisi ile uzlaşamamamız üzerine benim hakkımda sosyal medya ve gazete üzerinden soruşturmaya konu haberler yapmaya başladı. Kendisi benim seçim kampanyalarım ile ilgili maddi bir katkı sunmamıştır. Aramızda açıkladığım nedenlerden dolayı bir husumet oluştu. Sonrasında Gıyasettin Dündar isimli şahsın araya girmesi üzerine ben Mutlu Tuncer isimli şahsa seçim sürecindeki reklam, tasarım hizmetleri için 30 bin TL ödeme yaptım. Bu ödemenin sebebi açıkladığım şekildedir. Kesinlikle aleyhimde haber yapmamasına ilişkin değildir. Ayrıca kendisi öğrendiğim kadarıyla seçim sürecinde bana sunduğu hizmetlere ilişkin olarak zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmuştur. Ben kendisine belirttiğim meblağı arabuluculuk sürecinden sonra ödedim” dedi.

"NAMAZINI KILARDI AMA İÇKİ İÇERKEN GÖRÜNCE ŞAŞIRDIM"

AK Parti Urla eski İlçe Başkanı Tarkan Bakırlı da savcılıktaki ifadesinde, "Kendisi 2008 yılına kadar benim mali müşavirimdi. Ben de o zaman Vestel'in Urla bayisiydim. Ben imam hatip kökenli birisi olmadığım için İslam dini ile ilgili çok kapsamlı bilgiye sahip değilim. Kendi çapımda öğrenmeye çalışan bir insanım. Burak Oğuz benim işlerimi yaptığı dönemlerde bazen ben giderdim, bazen de o gelirdi. Kendi işinin dışında Allah'ın kelamını ağzından eksik etmezdi. Namazını sürekli kıldığını yanımıza gelip gittiğinden bilirim. Yanımıza geldiğinde Peygamber efendimizin sünnetlerinden, ibadetimizi doğru yapmamız gerektiğinden bahsederdi. Bizim sohbetlerimiz bir örgütsel sohbet değildi. Ama kendisinin anlatımlarından bir yerde sohbet verdiğini anladım. Zaten konuşmasında sohbet yerinin Buca'da olduğunu söylemişti" dedi.

Bakırlı, 2011 yılında Burak Oğuz'u 29 Ekim kutlamalarında rakı içerken görünce çok şaşırdığını da anlattı.

TARKAN BAKIRLI’NIN DEFTERLERİNİ TUTMUŞTUM

Burak Oğuz’un hakkındaki tüm bu iddialara verdiği yanıtlar da ayrıntılı olarak iddianamede yer aldı.

Oğuz, Önder Şengüler’i AK Parti Urla teşkilatında çalışan birisi olarak bildiğini söyledi. AK Parti eski İlçe Başkanı Tarkan Bakırlı’nın ise defterlerini tuttuğunu, muhasebe işlerini bir dönem takip ettiğini anlatan Oğuz, defterleri tuttuğu dönemde ödeme yapmadığı için iade ettiğini, samimiyetinin bulunmadığını söyledi.

ÜST DÜZEY İMAMLARLA YURT DIŞI TURU

İddianamede ayrıca Oğuz’un 14.03.2010 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanından yurt dışına çıkarak 17.03.2010 tarihinde Ankara Esenboğa Havalimanını kullanarak yurda geri döndüğü, Birlikte seyahat ettiği şahıslardan; Adem Yavuz ARSLAN, Emir AĞBAŞ, Mustafa Muhammet GÜNAY, Mustafa KAPLAN, Mustafa ÜNAL, Refik UZUN ve Yusuf SARICA’nın FETÖ/PDY kapsamında işlem gördüğü, Aynı zamanda Refik UZUN ile 14.03.2010 ile 17.03.2010 tarihlerinde yapılan seyahatlerin yakın tarihinde irtibatı olup olmadığına bakıldığında; İbrahim Burak OĞUZ’un da üyesi olduğu İzmir Genç İş Adamları Derneğinin üyesi olan Refik UZUN tarafından kullanıldığı beyan edilen Nurem İnşaat Turizm San.Tic.A.Ş adına kayıtlı olan 5326132724 numaralı GSM hattı arasında; 07.10.2008 ile 13.04.2012 tarihleri arasında 300 kez karşılıklı HTS irtibatının olduğu, bu irtibatlar arasında seyahatlerin yapıldığı günlerde irtibat bulunduğu iddia edildi.

AFRİKA’YI ÇOK SEVDİĞİM İÇİN ÜYE OLDUM

Oğuz Afrika ve diğer ülkelere yönelik seyahatlerini de “Ben birçok yabancı şirketin muhasebesini tuttum. Ben masterimi Ege Serbest Bölgesi üzerinden yaptım. Bu sebeple sadece Amerika değil, Hindistan, Norveç, Hollanda ve İngiltere, Nijerya, İran, Çin gibi birçok ülkenin şirketi ile çalıştım ve Türkiye’deki işlerini yaptım. Hala da devrettiğim şirket belirttiğim yabancı şirketlerin işlerini halen yapmaktadır. Afrika ile iş yapmak amacıyla bir şirket kurmuştuk. Bu amaçla 2011 yılında, Kamerun, Demokratik Kongo ülkelerine gittim. Bunun dışında birkaç yıl önce Yunanistan, Avusturya, Balkan ülkelerine gitmiştim. Hatırladığım kadarıyla 2011’li yıllarda New York’a gittim. Bunlar gezi amaçlıdır.

Ayrıca belediye kapsamında ise, Rusya Federasyonu ülkelerine gittim. En son Selanik’e gittim. Benim küçüklüğümden beri Afrika’ya karşı özlemim ve sevgim var. Ofisimi de yeni açtığım zamanlar gündemde Afrika ile ilgili birçok haberler vardı. Ben de Afrika ile bir oluşumun içerisinde yer almak istedim” sözleriyle açıkladı. Oğuz, bir dönem yöneticisi olduğu İzmir Genç İşadamları Derneği ile ilişkisiyle ilgili de, “Afrika ile ilgili yaptığım araştırmalarda, söz konusu derneğin vasıtasıyla bu işlere katılabileceğim söylendi. Ben de bunun üzerine söz konusu derneğe üye oldum. Afrika ile iş yapmak üzere bir şirket de kurdum ancak, daha sonra istediğim gibi gitmediği için hissemi devrederek ayrıldım. Hatırladığım kadarıyla hissemi devretmeden önce de istifamı ilgili derneğe göndermiştim” dedi.

ÜST DÜZEY FETÖCÜLERLE ŞİRKET KURDU

Burak Oğuz’un savcılık ifadelerine yansıyan bilgilere göre FETÖ’ye müzahir olduğu gerekçesiyle kapatılan İzmir Genç İşadamları Derneği (İGİD) yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde, İGİD Başkanı Mehmet Timuroğlu ve diğer yöneticilerle birlikte YENBU isimli bir şirket kurdukları, kuruluşunu mali müşavir olarak bizzat yaptığı Oğuz’un söz konusu şirkette 2012 yılına kadar %10 hissedar olduğu belirtildi.

TİMUROĞLU VE UZUN İLE DE ORTAK OLDU

O yıllarda Demokratik Kongo Cumhuriyeti Fahri Konsolosluğu görevinde de bulunan Timuroğlu, 2016'nın Ağustos ayında FETÖ/PDY'ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, KHK ile kapatılan Yarımada Yeşeren Ümitler Derneği ile Özel Menba Hacı Vafir Ertan Erkek Öğrenci Yurdu'na düzenlenen operasyonda gözaltına alınmış başka bir suçtan da arandığı için tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Başkan Oğuz’un kurucusu olduğu Yenbu Şirketi’nde ayrıca Nurem İnşaat Hukuk Koordinatörü Av. Refik Uzun de yer alıyor. AK Parti İzmir eski İl Başkanı Ömer Cihat Akay döneminde seçim işlerinden sorumlu il başkan yardımcılığı görevinde bulunan Uzun daha önce Değişimci Avukatlar Grubu adıyla İzmir Barosu başkanlığına aday olmuştu.

Şirketin ortaklık yapısında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan İzmir Üniversitesi'nin mütevelli heyeti üyesi ve Fatih Koleji'nin sahiplerinden olan İsmail Selim Doğanata, Kutlusan Şirketi Ortaklarından Abdullah Büyükkutlu, Murat Özer, Hüseyin Boyacı, Yavuz Selim Barbaros, Faruk Demirkol, Engin Badem ve Fatih Alım gibi isimler bulunuyor. Şirketin, 17 Nisan 2012 ve 21 Ocak 2013 tarihlerindeki şirket hareketlerinde Oğuz hisselerinin Pirtaş Mermer Şirketi Sahibi Cenk Küçükakın’a geçtiği görünüyor. Savcılık kayıtlarında, Küçükakın’ın “etkin pişmanlık hükümlerinden” faydalanmış olması dikkat çekiyor.

BURAK OĞUZ’UN HİSSESİNİ BEN DEVRALDIM

Küçükakın ise durumu, “Yenbu Şirketi’ne ortak olmamım tek sebebi ticari gelir elde etmek amaçlıydı. Bu firma zaten ben İGİD’e geldiğimde kurulmuştu. Sonradan Burak Oğuz’un hisselerini alarak dahil oldum. Şirket gelir elde etmek için kurulmuştu ama zarar ediyordu. Firma Kongo’da bulunan Yenbu Firması ile ticari faaliyette bulunuyordu. Mobilya ve yaylı yatak imalatı Kongo’da satılırdı.” Sözleriyle anlattı. Gökmen Doyranlı, Refik Uzun ve Hüseyin Boyacı’nın da geniş bilgiler verdiği şirketle alakası ayrıntılar kayıtlara girdi.

Birçok alanda faaliyet gösteren çok ortaklı şirketin kuruluşunda görev alan Oğuz ise sorgusunda, söz konusu isimleri İGİD vasıtasıyla tanıdığını söyledi. Afrika’ya merakının ve ilgisinin yoğun olduğunu dile getiren Oğuz, “Böyle bir şirketi tamamen ticari amaç için kurduk. Daha sonra İGİD yönetimiyle tarz ve birçok konu nedeniyle ters düştük. Sonra dernek yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettim. Hisseleri devrettim. Bu ticari olarak kurulan bir şirkettin. Herhangi bir şekilde muhasebesine baktığım döneme terör örgütüne bir para akışı sağlanmamıştır. Söz konusu şirket hep zarardaydı. Talimat alarak bu şirkete ortak olmadım veya kurmadım” ifadelerini kullandı.

HAKAN ÇİÇEK İSMİ TANIDIK GELDİ…

15 Temmuz Darbe Girişimi’nde Akıncılar Üssü’nde bulunan 5 sivil imamdan biri olan ve darbe gecesi teröristbaşı Fethullah Gülen’i telefonla aradığı tespit edilen Hakan Çiçek’le telefon irtibatı hakkında, “İsim tanıdık geldi. Muhasebesini tuttuğum bir şirketin ortağı olabilir” yanıtını verdi.

Oğuz, FETÖ mahrem imamları Feyzullah Demirci, Mahmut Akpınar, Olcay Malaker, Şükran Biber ile kendi üzerine kayıtlı telefon hattını kullanan mahrem imam Lokman Uçan ile telefon görüşmelerini ise şu sözlerle anlattı:

“Hakan Çiçek ilgili zaten beyanda bulunmuştum. Diğerleri ile hangi şekilde ne amaçla irtibat kurduğumu bilmiyorum. Eski tarihlidir. İşim gereği birçok görüşme yapmaktayım. Muhasebesini tuttuğum şirketlerin ortaklarından biri olabilir. Biber soy isimli kişilerin sahibi olduğu yazılım veya bilgisayar şirketi defteri tutmuştum. Ancak tam tarihlerini hatırlayamadım. Lokman Uçan isimli şahsı tanırım. İşimiz gereği teşvik işlemlerini takip etmekteyiz. Teşvik ile ilgili ayrı bir mevzuat vardır. Ben mali müşavirlik şirketini kullanırken KOSGEB teşvikleri, SGK teşvikleri, kırsal teşvik vb. konularda çalıştık. Bize bu teşvikler konusunda yardımcı olmak üzere proje yazan ve zaman zaman da destek aldığımız ancak, SGK kayıtlı olarak çalıştırmadığımız uzman olarak bildiğimiz ve bize gelen Lokman Uçar isimli bir şahıs vardı ve bu işler için benim profesyonelim yeterli olmadığı için, bu işleri bilen, bu işleri yapan ve bu işin mevzuatına hakim olan bize gelen bu şahısla bir dönem çalıştım. Söz konusu hattı da müşterilerle çalışması için vermiştim. Lokman Uçan isimli şahıs hatırladığım kadarıyla Ercan Aldemir isimli, daha önce de ifadede adı geçtiği üzere Biber soy isimli şirket sahiplerinin yanında çalışan bir profesyonel olarak hatırlıyorum. Ercan Aldemir bu tip işler yapardı. Benim de bu işleri yaptığımı biliyordu. Biz bu işleri yapıyoruz. Bana ‘ekibimiz var çalışalım’ dedi. Ben de o dönem kabul ettim ve kendilerine hatırladığım kadarıyla bu işleri takip etmeleri için iki ya üç tane hat vermiştim.

Hat vermemin sebebi, bu tip işlerde şahıs değiştiği zaman, çalıştığımız şirketlerin gene bizimle muhatap olmasını sağlamak ve müşteri portföyünü kaybetmemek içindir. Ancak bu işler iş takibi gerektirdiği için aramızda herhangi bir sözleşme veya yazılı bir evrak yoktur. En az bir yıldır kendisi ile görüşmemekteyim. Şahsın FETÖ ile alakalı olduğunu bilmiyordum. Firari olup olmadığını da bilmiyordum”