Güncel
Giriş Tarihi : 28-08-2019 16:55   Güncelleme : 28-08-2019 16:55

CHP’DEN KADIN CİNAYETLERİNE TEPKİ

CHP Urla İlçe Kadın Kolları Başkanı Deniz Ulçay, son günlerde kadınlara yönelik şiddet ve cinayetler hakkında basın açıklaması yaptı.

CHP’DEN KADIN CİNAYETLERİNE TEPKİ

 

CHP Urla ilçe binasında gerçekleşen basın açıklamasına Urla Belediye Başkanı İ. Burak Oğuz, CHP Urla İlçe başkanı Hakan Özbadur, CHP İzmir Kadın Kolları Başkanı Nurşen Balcı, Belediye Meclisi üyeleri ve partililer katıldı.

Toplum olarak zor günlerden geçtiğimizi belirterek konuşmasına başlayan Ulçay “Geçtiğimiz günlere çocuğunun önünde katledilen Emine Bulut, Tuba Erkol ve daha niceleri…

Şiddet; toplumumuzda giderek büyüyen bir toplumsal yaradır. Öncelikle de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri, yıllar içinde yok olacağına, artarak devam etmektedir. Kadına yönelik şiddet evden sokağa, tüm toplumsal alana, işyerlerine, akademik ortama kadar artarak yaygınlaşıyor.

Yapılan istatistikler, kadınların yarıdan fazlasının fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel ve sosyal şiddete maruz kaldığını gösteriyor. Kadın cinayetleri bireysel olaylar değildir. Toplumun kadına bakışı, kadının hak ve özgürlüklerinin tanınmaması, erkek egemen anlayışın değiştirilmeye çalışılmaması, kadın üzerinden yanlış söylemlere ve beyanatlara son verilmemesi ve kadının birey olmasının önüne devamlı olarak set çekilmesinin sonucunda gelinen noktadır ve toplumsal bir sorundur. Kadına yönelik şiddetin sadece kadının sorunu olmadığı, toplum sağlığını yakından ilgilendiren bir sorun olduğu kabul edilerek kalıcı çözüm için kararlı bir devlet politikasının uygulanması gerekir.

Kadın önce insandır; kadınların dolmuşa bindiğinde şoförün kapıyı kapatıp, gaza basarak ıssız bir yere götüreceği korkusuna kapılmadan, bu korku yüzünden tek kalmamak için son inenle birlikte inmek zorunda kalmayan, ıssız bir sokakta iki adımda bir arkasına tedirginlikle bakmadan, arkasından gelen kişinin adımlarının temposuna kulak kesilmeden, yanından geçen birinin kendisini taciz edebileceği endişesi olmadan, evde, sokakta, işyerinde güvenle yaşayabilmesini istiyoruz. Bizler; evde, sokakta ya da çalıştığımız yerlerde kadınlar olarak yaşadığımız baskı, şiddet ve sömürünün arkasında erkek egemen kapitalist düzen olduğunu biliyoruz.  Dilimiz, rengimiz, etnik kökenimiz, inancımız farklı olabilir, çalışma alanlarımız farklı olabilir ama maruz kaldığımız sömürü aynıdır. Bizi yok sayan, emeğimiz ve bedenimiz üzerine çöreklenen bu erkek egemen tahakkümü, bulunduğumuz her noktada örgütlenerek ve dayanışma ilişkilerimizi güçlendirerek ortadan kaldıracağımıza inanıyoruz.

Kadınların, kadın oldukları için karşı karşıya kaldıkları şiddet, taciz, tecavüz, güvencesizlik gibi sorunların çözümünde örgütlü bir mücadele verilmesi gerektiği açıktır…

Kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin sebep ve sonuçlarını yıllardır defalarca dile getirdik. Kadınlarla erkekler arası fiili eşitsizlik ve her türlü ayrımcılığın bir sonucu olan erkek şiddetine karşı acil olarak önlem alınması gerektiğini belirttik. Bunun için devletimiz çağdaş bir sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirmeli, bu konuda gerekli olan hassasiyeti göstererek; eğitim çalışmaları ve yasal düzenlemeleri yapmalıdır.

Kadına yönelik şiddet azımsanamaz, küçümsenemez, münferit kabul edilemez. Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir.

Bizler, geçmişte olduğu gibi günümüzde de Türk Kadını’nın hak ettiği yerlerde olması için gereken mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz” ifadelerinde bulundu.