Kaldırımdan bakış


Bu makale 2016-01-28 18:16:17 eklenmiş ve 1961 kez görüntülenmiştir.
Vahdi SARIKAYA

Üç katlı apartmanın kapısı eskiden sokak olan ama şimdilerde sokaktan ziyade cadde diyebileceğimiz cepheye açılıyordu.

Üç kardeşe aitti.

O gün sebepsiz bir durgunluk, tarifsiz bir beklenti vardı içinde.  Bu anlam veremediği duygular onu birden sokağa açılan kapısının önüne indirmiş ve farkına varmadan da sokak ile kaldırım arası birkaç metrelik mesafede bağdaş kurup oturtmuştu.

Geleni geçeni, o gaipten geleceğini umut etiği her ne ise, onu getirir umuduyla izlemeye, beklemeye başlamıştı.

İnsanlar,  bu 50 li yaşlarda,  saçları ağarmış,  elmacık kemikleri belirginleşmiş ve gözlerinin altında oluşan halkalarının bırakın farkına varmasını, kendisi bile yataktan kalktığı kıyafetler ile sokak kapısının önünde oturduğunun farkında değildi.

Gün öğle saatlerine yaklaşmış, sokağın karşısında gençten bir adamın durduğunu fark etmişti. Bu genç adamın etrafını araştıran gözlerinden, sanki birini aradığı, birilerine beklenilen bir haber getirdiği hissine kapılmıştı.

Hemen sonra bu genç adamın 3-5 günlük kirli sakalı gözüne takıldı ve kendi kendine sormadan edemedi. “Şimdiki gençler neden böyle” diye. 

Tam o esnada “neden senin yanında oturuyordu” sorusunu birkaç adımlık mesafede yinelemekten başka söz sarf etmeyen genç kızın kıskançlıktan kıpkırmızı olmuş yanakları dikkatini çekmişti. Önünden hızla, koşar adımlarla geçişinde.

Sokakta ki kalabalık ile birlikte araç sayısı da artmış, gürültü de çoğalmışı. Yakındaki ilkokula mahalleden bisikletleri ile giden birkaç öğrenci geçiyordu.  Sırtlarında neredeyse kendilerinden büyük çantaları ile birlikte. 

Yüreğini birden bir alev sarmıştı. Gülümsedi, çocuk oldu, her şeyi unutarak…

Çocuklar biran önce okula varma telaşı ile giderlerken,   oynayacakları futbolu konuşuyorlardı. Dersler zaten hangi çocuğun umurunda olmuştu ki tarih boyunca.

Birden İlkokulu okuduğu yıllara gitmiş,  arkadaşları ile patlamış bir plastik topun etrafında saatlerce koştuklarını anımsamıştı.

Patlak bir topun peşinde koşulsa da,  oyun en büyük aşktı, açlıktan da tokluktan da öte. Çocukların dünyasında.

Canı nedense bir bardak demli çay çekmişti.

Yandaki lokantanın camekânını tıklatarak, ustaya eli ile işaret eti bir bardak çay diye. Aklına takıldı sonra nedense yüreğindeki kabarmanın nedeninin ne olabileceği.

Yıllar önce olsaydı belki bir mektup diyebilirdi, fakat beklenilen bir mektupta yoktu.

Öyleyse neydi kendisini böyle heyecanla sokağa indiren şey.

Gözlemek, anlamaya çalışmak, dinlemek ve sorgulamaktı sokaktan geçenleri.

Aslında fırsat buldukça yaptığı bir davranıştı ama bu gün yüreği, beyninden bağımsız bir karar vermişti anlaşılan.

Acının sadece kendinde iz bırakmadığını anlayabilmek, mutluluğun patlak bir plastik top etrafında saatlerce koşabilmek olduğunu hatırlamak, tekdüze bir hayatta bile kendinle barışık yaşayabilmeyi hatırlatmak istemişti yorgun yüreği.

Beklenen misafirdi bu.

Hayatınızda ki kapılarınızın ve gören gözlerinizin her daim açık olması dileklerim ile.

İzleyin hayatı; gören gözleriniz, çarpan yüreğiniz ile. İnanın daha mutlu kalacaksınız oturduğunuz o kapının önünde.

 

Vahdi SARIKAYA

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA