KAHİN- 1


Bu makale 2019-11-14 17:12:04 eklenmiş ve 286 kez görüntülenmiştir.
Doç. Dr. Levent Tuğrul

 

Yüzü, yaşadığı coğrafyaya benziyordu; nehirler gibi sayısız çizgiyle, vadiler gibi çatlaklar ve göller gibi yaşlılık lekeleriyle kaplıydı. Derisi ile eti arasında hemen hemen hiç yağ olmadığından bu çizgilerin derinliği de belli olmuyordu. 1000 Yıllık antik bir heykeldi sanki.  Canlı olduğu ancak gülümsemesinden belliydi. Çok güzeldi. Yakıcı dağ yeli bu güzelliği kurutmaya kıyamamış olmalı…

Gözlerini gözlerimden ayırmadan; “Şaşırdın!” dedi. “Evet!” dedim. “Şaşırdım, çünkü yaşlılığın insanları çirkinleştirdiğine inanmışımdır hep. Sen ne kadar yaşlı olduğu anlaşılamayan birisin, ama hala çok güzelsin!” “Yaşlanan derim!” dedi. “Yer yüzü gibi, kara toprak gibi, kızgın çöl gibi, yalçın kayalar gibi, Altın Su bataklığının çamuru gibi artık… Güzelsin diyorsan, o yalnız gülümsememdir. Yeryüzü üstündeki mavi gök gibi duruyor çocukluğumdan beri yüzümde. Dünyanın ortasındaki ateş, serin bir bulut olup yansır yıldızlara doğru. Yaşam bu serinlikten var olur. İşte öyle de eser gider gülümsememiz derimizden doğanın içlerine… Ateş sönmeden, yüzdeki, gözlerdeki gülümseme de bitmez. Güzel olan budur. Gülümseyebildiğinde, sen de güzelleşeceksin…” 

“Ben gülümseyemem, çünkü bazı gerçekleri duymaktan korkuyorum”

“Neden buradasın ki? Çünkü, korksan da, merak ediyorsun. Sanırım anılarınla yüzleşmeye hazırsın artık. Anmak, çağırmaktır! Bu çok iyi bir başlangıç!” Sonra küçük bir çıkın uzattı, aldım. İçinde kuru, kök olduğunu sandığım bir avuç bitki parçası vardı. “Bu ne..” diye soracak oldum, eliyle “Git artık!” işareti yapıp, tekrar doğmakta olan güneşe, “Tanyarık” a döndü. O sırada hala gülümsüyordu, ancak öyle hükmediciydi ki o işaret ve gözleri, sessizce ayrılmak zorunda kaldım yanından…

………

Doksanlı yılların ikinci yarısıydı. Adı “Kanat” olan bir arkadaşım ile Kazakistan’da ön görülen bir proje için yollardaydık. Konu Altay Dağları batı yamaçlarında bulunan ve büyücek, saf kristaller oluşturan (monokristalin) Zirkon yataklarıyla ilgiliydi. Bu kristal Zirkon, sanayi de çok önem taşıyan yüksek nitelikli seramiklerin yapımında kullanılıyordu. Almaata’dan kuzey doğuya doğru yola çıktık. Balkaş gölünü solumuza alıp, “Taşkesen” denen bir yere ulaştık. Hedefimiz “İrtiş Nehri” baraj gölünü ve kollarını takiben “Üskümen”e varmaktı. Oradan Altay Dağları’nın Kazakistan’da kalan tepelerine çıkacaktık. Müthiş zevkli ve bir o kadar da yorucu bir yolculuktu. “Taşkesen” e geldiğimizde Kanat, “Buraya kadar gelmişken, bizimkilere bir uğrayalım, yıllardır dedemi görmedim, bana sitem ettiğini söylüyorlar” dedi. Bu teklif, seyahatin en az bir hafta daha uzaması anlamına geliyordu. Beni ikna etmek için de ekledi; “Hem sana söz ettiğim o “Komalakçı Karı” (1) da bizim “avula” (köye) yakın yaşıyor. Senden söz etmiştim yıllar önce, nasip bugüneymiş, ne dersin?” diye ısrar etti (!). Ben de hemen kabul ettim.

Böylece yolumuzu doğuda kalan Çin sınırına doğru çevirip, “Urzar” a ulaştık. Oradan sonra yol artık çok uzun ve zordu. Bu yüzden proje kapsamında kullanmamıza izin verilen eski bir Rus helikopteri ile sınıra doğru, “Tarbagatai” dağlarına yollandık. Bu dağlar Çin ile sınır oluşturuyor, her iki tarafında da Kazak konar göçerler yaşıyordu. Bu yüzden resmi sınır, dağın zirvesinden geçiyor olsa da, ilk Çin sınır kontrol karakolları çok daha doğuda, dağın doğu yamaçlarının altında kalıyordu. Kısacağı ulaştığımız yerin orada yaşayanlar açısından Kazakistan mı, yoksa Çin mi olduğunun pek bir önemi yoktu. Helikopterin pilotu ve güvenlik personeli o zamanın çılgınlıklarını hayat tarzı edinmiş insanlardı. Yol üstündeki buzul kaplı vadilere hızla giriş yapıp, çığ koparmaya çalıştılar. Bunu hep yaparlarmış.

Kahin’in yaşadığı yere böyle ulaştık.

(1)    Komalakçı Karı = “Falcı (kâhin) İhtiyar” (Kuman – Kıpçak); Karımak= Yaşlanmak; Koca Karı = Bilge ihtiyar; Komalakçılık: Tezek parçaları ve çakıl taşlarıyla yapılan bir tür falcılık


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA