ONSUZ YEMEKLERİN TADI TUZU YOK


Bu makale 2019-11-14 17:11:39 eklenmiş ve 30 kez görüntülenmiştir.
Selcan Duran

 

Sağlıklı yaşamın ana kaynağı tuz ve sudur. Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Yemeğe tuzla başlamanın ve tuzla bitirmenin 70 hastalığa şifa olacağını” buyurur.

Tuz, dile dokunduktan sonra, tükürük bezleri hemen çalışmaya başlayıp, salgı yayar. Bu salgı, hazım için önemlidir, hazma yardım eder ve kolaylaştırır.

Yemeğe tuzla başlanırsa, beyin tarafından gönderilen bir uyarı sayesinde, midede mukus denilen sindirimi kolaylaştırıcı bir tabaka oluşur ve midenin sindirime hazırlıksız yakalanmasını önler.

Yemeği tuzla bitirince de, yine hazım için lüzumlu olan salgı salınır. Bu önemli salgı, sadece tuzla çıkar.

Peki ne oldu da tuz insanlar için zararlı, ölümcül hale geldi?

Tuz rafine edilip içindeki  82 element alınıp geriye iki element bırakıldı. %97,5′i, sodyum klorür, olacak şekilde ve geri kalan kısmı iyot ve nem alıcı kimyasallar E-530, E-533, E-550,  aliminyum hidroksit ilave edip piyasaya sürüldü. Ayrıca rafinasyon işlemi sırasında maruz kaldığı 650 derece sıcaklık, tuzun kimyasal yapısını bozup birçok hastalığa neden olmaktadır.

 İnsan vücudu için elzem olan tuz, zehir haline getirilmesine rağmen insanlar hala nasıl tüketmeye devam ediyor?

Tuza iyot ilave edilip, iyot insan vücudu için elzem denilip, zekice stratejik bir pazarlama tekniği ile insanlar sofra tuzunu tüketmeye ikna edildi.

Oysa ki iyot uçucu bir element olduğundan ışık ve ısıya maruz kaldığında yok olmaktadır. Yani yemeklerinize pişirme esnasında rafine tuzu eklediğinizde iyottan eser kalmamaktadır.

Ayrıca dünyada iyotlu tuz kullanımının başlatılması tiroid kanserinin artmasının nedeni olarak düşünülmüştür. İyotlu tuzların kullanımıyla birlikte haşimato hastalığında artış olduğu kanıtlanmıştır.

Doğal tuz kesinlikle sağlıklı bir besin maddesidir. Rafine tuz ise vücudun en kısa zamanda dışarı atması gereken bir zehirdir.  Vücut bu tuzu atabilmek için bir sürü suya ihtiyaç duyar. Oysa ki rafine edilememiş tuz tükettiğinizde aynı şey olmaz.

“Tuz yemeyin” diyerek birçok hastalığa kapı açtılar. Halbuki daha verimli olsun diye hayvanlara bile tuz yalatırlar. Çünkü süt ve et veren bütün hayvanlar tuz yemek zorundadırlar ama rafine edilmemiş tuz.

Peki ama tuzu düşman ilan etmeye hakkımız var mı? Yemek yapanlar bilir ki onsuz, yemeğin ‘tadı tuzu’ olmaz. (Evet, deyimler bile tuzu övüyor!) Damak tadımız için çok önemli olan tuzu pek çok aşçı da iyi yemeğin sırrı olarak görüyor. Öte yandan tansiyon hastalarının tuzdan uzak durması gerektiği, tuzun vücutta su tuttuğu da hepimizce bilinir. Ama unutmamalı: Kanımızda da terimizde de tuz var. Bu kıymetli mineralin eksikliği halinde yaşanan sağlık problemleri de saymakla bitmez. Tuz üzerine hem aşçıların hem doktorların uzlaştığı tek konu ise miktar meselesi. Zira kararında kullanıldığında, tuzun zararı değil yararı var.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA