ÖZBEK KÖYÜ TARİHİ!


Bu makale 2019-10-31 19:05:17 eklenmiş ve 51 kez görüntülenmiştir.
Ali Rıza DURAN

 

Urla’nın sımsıcak bir köyü olan Özbek’in yaşlıları o asırlık çınar ağaçlarının altındaki kahve sohbetlerinde Özbek köyünün tarihinin, binlerce yılların öncesine dayandığını söylerlerken, Osmanlı imparatorluğu dönemlerinde, Özbekistan’dan gelen, bir aşiret tarafından kurulmuş olduğunu büyüklerinden duyduklarını söylerlerdi… Ve bugünkü Özbek adının bu vesile ile konmuş olduğunu ifade ederken, “Biz Özbekliyiz oğlum” demeyi de unutmazlardı.

Köyün içinde bugün bile ayakta olan Hamamı ve çeşmesi de bu tarihin kanıtlarından.

Tarihçiler şöyle yazıyor “eğer 1949’da Urla Hükümet konağı yanmasaydı, Özbek köyünün geçmişi ile ilgili tarihe ışık tutacak bir sürü belge bulunabilirdi. Ve bu sayede Özbek köyü Şirince gibi Türkiye’nin hatta Avrupa’nın ilgi odağı haline gelebilir.” Halbuki benim Özbek köyüm yarımada köyleri arasında gene ön sıralara oturmuştur.

Benim ağabeyimin eşi Güzide Özbekli İhsan ablanın küçük kızıydı. Onun için iş icabı olsun dostluklar dolayısıyla olsun Özbek benimde köyümdü. Köyün meydanının süsü yemyeşil asırlık çınarların altındaki dostlar meclisinde, Aydınlı Mehmetler, İbrahim ağabeyler, Ali dayılar Mustafa amcaların tatlı sohbetlerini dinlerken Marangoz Çırağım olan Hilmi Erdoğan’ın babası Yaşar Erdoğan ve amcası Besim Erdoğan da gelmiş olurlardı. Köyün her tarafı yasemin çiçekleri ile doluydu evlerin bahçelerinin dışında pencerelerini sardunyalarla donatılmış görürdünüz. Ayrıca en önemli yeri olan Akkum plajı ve limandaki iskelesindeki Akın’ın ve komşu gazinolarıyla bugünün Özbek’i çok önem kazanmış oldu.

Yabancı yerleşimcilerin eğlence merkezi olan değerli köylerimizden Özbek yaşadığı müddetçe her zaman böyle kalacaktır diye düşünüyorum.

Çoğu geleneksel yerleşimde olduğu gibi Özbek köyü de bir bölümü yamaçta, bir bölümü ise düzlükte bulunan bir dokuya sahip olup yerleşimin ortasından geçen dere yatağı köyü ikiye ayırmaktadır. Köyün iki yakasını birbirine bağlayan iki köprü bulunmaktadır. Tek kemerli ve taş malzemeli bu köprülerden biri Hamam önü Köprüsü, diğeri ise Yeni pınar Köprüsü’dür. Yamaçlarında sıkışık bir düzen gösteren dokusu, düzlük alanda daha seyrek bir yapıdadır. Yamaçlarda organik bir yapı sergilerken düzlük alandaki meydanının çevresinde cami, kahvehane, muhtarlık, bakkal, kasap, berber, lokanta gibi işyerleri vardı.

Eskilerden dinlediğime göre geçmişte köy meydanında çok sayıda asırlık ağaç, su kuyusu ve dikilitaş bulunduğu anlatılmaktaysa da çeşitli düzenlemelerle birlikte bu günkü görünüm değişmiştir. Köy kahvesinin önünde bir toplanma noktasını oluşturan asırlık ağaç da bir fırtınada yıkılmış köylülerin üretimlerini satışa sundukları yerel Pazar yerinde her yıl Mart ayında gerçekleştirilen ot festivali kutlamaları Özbek Caddesi’ne yayılmaktadır.

Eskiden gidip oturduğumuz köy kahvesi, cami, hamam, su deposu, değirmen gibi eski yapılar köyün bugün bile konuşulup anılan binalar arasında olup- yerleşimde dört yağhane, beş çeşme, iki köprü bulunur diye büyüklerimiz hep söylerdi.

Özbek köyündeki yağhanelerin üç tanesi yığma taş olup biri ise 1970’te prefabrik sistemde yapılmıştır. Eski yağhanelerde, taş duvar ve ahşap çatı sistemleri ile birlikte zeytin ezme değirmeni, kazan, havuz, su kuyusu vb. donanım da görülmektedir. Yerleşimde eskiden var olduğu bilinen üç değirmenin ikisi ortadan kalkmış; köyün güney yamacında yer alan değirmenin de sadece taş duvarları kalmıştır.

Köyde tütün üretiminin gerçekleştirildiği dönemlerde yalnız tütüncülük yoktu. Özbek köyü çevremizdeki köylerden ayrı bir görüşe sahip olmadığı için, balıkçılık ve ziraatın her çeşidi burada da vardı, ben o zamanlar bir marangoz ustası olarak yarım adamızın her köşesinde iş yaptığımız için yöremizi çok iyi tanırım, hatta benim bir anım var sizlerle paylaşmak isterim.

Ben bir marangoz ustası olduğum için o zamanın şartlarında, köylerimize ulaşım atlarla arabalarla yapılırdı. Köyde basit bir ihtiyacı olan Mustafa dayılar, Halim amcalar eşekleri ile Urla’ya gelir ihtiyacı olan kişiye gider derdini anlatır, biz ustalar bu amcaların işini hemen yapar, ayni gün mutlu olarak köylerine gönderirdik. Ben bu amcalarımızın ihtiyaçları için köylerinden gelmelerine bir çare olur diye, 3 çırak yetiştirip usta yaptıktan sonra, hadi çocuklar siz bundan sonra köylerinizde dükkan açıp çalışarak köyünüze hizmet edin deyip, birisi Özbek köyünde, İkincisi Çeşmealtı köylerinde, Üçüncüsü de Kilizman’da olmak üzere usta olarak uzun yıllar hizmet ettiler benim gurur kaynağım olan bu genç ustalar köylerimizin ustaları olarak yaşadılar. Her zaman bu gençlere başarılar dilemişimdir, sağ olsunlar var olsunlar.

Bu yazımı da burada bitiriyorum iyi günlere merhabalar !!


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA