ANA GİDİŞ


Bu makale 2019-10-31 18:54:23 eklenmiş ve 120 kez görüntülenmiştir.
Doç. Dr. Levent Tuğrul

 

Sümerler yaşadıkları ülkeye “Kenger” (Ki – en – ker) diyormuş. Kendilerine verdikleri ad da “Lu – Kenker” . “Lu” ön takısı, bizdeki “li / lı” son takısı ile aynı anlamda; “İzmir – li vb” deki gibi, “Kenger – Li” anlamına geliyor. Yani “Sümerler” adı onlara kendileri dışındakilerin, yabancıların verdiği bir isim. Hep merak etmişimdir, “Acaba Erzincan yöresinde yaygın yetişen Kenger Otu (Gundelia torunefortii) ve Sakızı’nın arkaik çağda “Sümer yurdu” ile bir ilişkisi var mıydı acaba?” diye. Neyse. Sayın M.İ. Çığ’ın ve hocası Kramer’in “Tarih Sümer’le Başlar” saptaması sanırım çok doğru. Atatürk’ün üniversitede, dünyadaki ilk (ve büyük olasılıkla halen de tek) bilimsel “Sümeroloji” bölümünü kurması da çok isabetli ve ileri görüşlü bir karar olmuş. Şaşırdık mı? Tabii ki hayır! Dillerimiz arasında da çok şaşırtıcı benzerlikler var. Özellikle bizdeki “Tengri” ile Sümerlerdeki “Dingir” (İlah) sözcüğünün aynı olması çok ama çok dikkat çekici. Sümer tabletlerinde çok sık geçen, ilah anlamındaki işaret olan “sekiz köşeli yıldız” ın tarih boyunca “Türk Yıldızı” olarak bilinmesi de bu benzerliklerin tuzu, biberi olmuş.

Gelelim asıl konuya. “Ana(ya) Gidiş” tüm dünyada çok etkili olan bir deyim. Kengerce (Sümerce) “AMA-Gi” sözcüğünün bizdeki bire bir karşılığı oluyor. Kenger dilinde “AMA” Türkçe’deki “Ana” sözcüğü ile aynı. “Gİ” de, bizdeki “Gi-diş” sözcüğü ile aynı anlamda. Kısacası, bire bir sözcük çevirisi (!) “Ana’ya / Anne’ye Gidiş” demek oluyor. Tam anlattığı ise “Esas olana, orjinale, (Sümer anlayışında; “Tanrıların yarattığı esas toplumsal düzene” ) dönüş” demekmiş. Bizdeki “esas olan” kavramına dayanan “Ana-yol, Ana-vatan vb” söylemleriyle vurgulananla bire bir aynı. “Ama – Gi” (Ana Gidiş) deyimi, günümüzde de pek çok uluslar arası kurum tarafından “ÖZGÜRLÜK” kavramının ilk ifade edildiği bir simge ve logo olarak kullanılıyor. Çünkü pek çok kişi ve kuruluş, halen “ilk, kutsal, tanrısal toplumun esası ve ana özelliği özgürlüktür” inancına sahip çıkmayı sürdürüyor. Uluslar arası İnsan Hakları Beyannamesi’nin de “Ana Fikri” bu yüzden, “İnsanlar özgür doğar!” kuramıdır. Böylece, tarihte (pek çok diğer modern kavram gibi) “ÖZGÜRLÜK” kavramı da, ilk defa Sümerler (Lu – Kenger) tarafından “Ama-Gi” olarak yazılıp, kayda alınmış oluyor. Bunu, günümüzden 4300 yıl kadar önce (MÖ 2350 lerde) Sümer kent devletlerinden biri olan “Girsu / Lagash” ta hüküm süren kral“Urukagina” ya borçluyuz.

Urukagina’nın “halkını kölelikten azat ettiği” ve onlar için, tarihin ilk toplumsal düzen yasalarını oluşturarak, “eşit ve özgür yurttaş” olma hakkını verdiği çok önemli bir toplumsal reformun adı olarak çivi yazılı tabletlerde yer almış “Ana Gidiş / Ama – Gi / Özgürlük” deyimi.

Çocukluğumuzda Kemeraltı caddesi başta olmak üzere, kentimizin pek çok bölgesinde, pazar yerlerinde, Saka kuşu dolu kafeslerle dolaşan güler yüzlü adamlar vardı. Parasını verip, satın aldığımız kuşları azat etmek üstüne kurulu bir ritüel yaşardık. Ve ne yazık ki bu yolla hayır yaptığımıza inanır, sevinirdik. Hatta, çok zengin olduğumda, hepsini azat edip kafesi boşaltmayı bile hayal etmişliğim vardır. Sonra bir gün, o kuşların nasıl  kafeslerde mahpus düştüğünü düşünmeye başladık ve şok edici bir gerçekle karşılaştık; o güler yüzlü adamlar Sakaları Ökse Otu zamkıyla avlayıp kapatıyorlardı kafeslere. Köle kuşların özgürlüğünü satın alarak kafesleri boşaltmak olanaksızdı. Bu işe temelden son vermek gerekiyordu. Öyle de oldu. Yerinde bir kararla bu adet yasaklandı. İşte Urukagina’nın yaptığı da bence buna benzer bir şeymiş. Tarihte bir ilk olmasının yanı sıra, sanırım bir egemen tarafından halkın kölelikten azat edilmesinin de çok az rastlanan örneklerinden biridir. Özgürlüğün verilmeyeceği, ancak alınabileceğine olan yaygın inanç da böyle yöneticilerin çok az olmasından doğmuş olmalı. Bilge kralın halkını kimlerin elinden kurtarıp, kölelikten nasıl azat ettiği  pek çok çivi yazılı tablette anlatılmış. Bunları bugün bile ibretle okuyabiliyoruz ve onun adı yüreğindeki insan sevgisi ile ölümsüzleşmiş.

Bu öykü bana 28 Ekim 1923 te kurucu önder Atatürk’ün verdiği o kutlu haberi anımsatıyor her zaman;

“Yarın cumhuriyeti ilan ediyoruz!”


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA