KÜRESEL DEPREM TAHMİNİ – 3


Bu makale 2019-10-18 10:48:11 eklenmiş ve 171 kez görüntülenmiştir.
Doç. Dr. Levent Tuğrul

 

İlk iki bölüm sonunda, büyük ölçekli sosyo – ekonomik deprem olasılığının hangi fay hattındaki kırılma sonucunda ortaya çıkabileceğini tahmine yakınlaştık sayılır. Birleşmiş Milletler (BM) nüfus raporları ve gelecek projeksiyonlarında “parayı” izleyince görünür oldu. Rakamlara “yüzeysel” bakınca bu pek görülmüyor, ancak “yeni nesil astrologlar” olarak, “para uzayındaki ilahların, yer altına yansımalarını” algılayabilecek “sismografik” (sarsıntı çizelgeleri) verilere sahibiz artık. Önce BM kriterlerine uygun olarak, kişi başı GSMH (Gayri Safi Milli Hasıla) açısından “ülke bazında” iki gruba ayrılan devletlere dayalı verilere bir göz atalım. Bunlar iki ana grupta ele alınıyor; 1. Daha gelişmiş ülkeler, 2. Gelişmekte olanlar. Çok yoksul ülkelerin (kişi başı GSMH 2,81 USD altında olan) nüfus verileri 2. Grup içinde verilmiş. Biz bunu ayırmak zorundayız, çünkü fay hattının “en yüksek kırılma olasılığı” taşıyan bölümü oradan geçiyor.

Böylece “zaman haritasına” baktığımızda durum şu; dünyanın genel nüfusuna oranla, 1950 yılında, 1. Grup ülkelerin vatandaşlarının oranı % 32, 2. Grup ülke vatandaşlarının oranı ise %68 imiş. 70 Yıl sonra, 2020 ye geldiğimizde bu oranlar aynı sırayla; %16 ve % 84 olmuş. Yani Zengin ülkeler oranı %50 (yarı yarıya) azalırken, fakirler % 24 artmış. En yoksulların durumu da şu; 1950 de dünya nüfusuna oranla bu ülkeler % 7,8 ken, 2020 de % 16 ya çıkmış. Yani % 105 artmış. İşte bu veri sanırım deprem olasılığının il habercisi. En kritik fay hattı belirlendi.

Peki bu deprem ne zaman olabilir? Gelecek projeksiyonlarına bakalım. 2030 Yılında 1. Grup, zengin ülkelerin nüfusu % 15 e gerileyecekmiş. 2. Grup, fakir ülkelerinki ise % 85 e yükseliyor. Az bir değişim var gibi. Ancak en yoksulların dünya nüfusuna oranı daha hızlı yükselerek % 16 ya çıkacak(mış). Fakirler içindeki en yoksulların oranı da % 19 a. Otuz yıl sonraki, 2060 tahminleri ise sırasıyla; en zenginler % 12, fakirler % 88 ve en yoksullar % 21 oluyor. Bu son grubun son 110 yıllık artış oranı ise % 269. Bir başka hesapla fakirler arasındaki her 4 kişiden biri (%24) en yoksul oluyor.

Bu 2060 yılı çok önemli, çünkü raporlardaki o sevindirici görünen “dünya nüfusunun 10 milyon civarında durağanlaşacağı” yıl, (büyük olasılıkla) o yıl olacak ve dünya nüfusu 10 151 470 000 olarak tahmin ediliyor. Ondan 30 yıl sonra, 2090 da da ancak 10 809 892 000 olabileceği öngörülmekte. Biz de bu son tahmin yılına, yukarıdaki yöntem baktığımızda tablo şu olacak gibi; en zengin ülkeler nüfusu % 11, fakir ülkeler nüfusu % 89 ve en yoksul ülkeler nüfusunun fakirler içindeki oranı da % 30 olacak. Kabaca dünyadaki her 10 kişiden ancak biri zengin ülkelerde yaşıyor olacak ve üç fakirden biri de çok ciddi yoksulluk sorunları ile savaşmak zorunda kalacak.

Böylece sosyo – ekonomik deprem olasılığının önümüzdeki 40 yıl içinde çok artacağını, ancak 70 yıl içinde bugüne dek olanlardan çok daha şiddetli depremlerin beklenebileceğini (maalesef) söylemek zorundayız. Çocuklarımız ve torunlarımıza böyle bir gelecek bırakıyoruz. Kimileri bu rakamları, yaşadıkları ülkelerin zenginliğine bakarak pek korkutucu bulmayabilir. Ancak dananın kuyruğu da bu noktada kopuyor. Bunlar yalnız BM kriterlerine göre öngörülen nüfus ve ülkeler bazındaki gelir dağılımlarına dayanıyor. Yani o “en zengin ülkelerdeki gelir, ülke nüfusunca eşit paylaşılıyor” gibi bir kanı uyandırıyor.

Başka kaynaklardan gelen veriler de “gelir ve varlık dağılımındaki “KÜRESEL EŞİTSİZLİKTEN söz ediyor. Bu verilere göre de günümüzdeki eşitsizlik şöyle; 1 milyon ABD doları üstünde varlık sahibi nüfus oranı % 1 ve bunlar dünyadaki toplam varlığın % 45 ine sahip. Bir kaynağın (Credit Suisse) “varlık tanımı” na göre ise 100 bin dolar üstünde varlığa sahip nüfus ancak %10,ama bunlar toplam varlığın % 84 üne sahipler. Forbes’e göre, dünya para uzayının (varlığının) büyük çoğunluğu aslında 2208 milyardere ait. Bunların çoğunluğu da kendini ABD vatandaşı olarak tanımlıyor. Garip bir şekilde varlık eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülkelerin başında da bu ülke geliyor.

Bu verileri de BM tahminlerine ekleyerek diyebiliriz ki; DEPREM sanıldığından çok daha yakın bir zamanda oluşabilir.         


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA