Enerji ve iklim değişikliği


Bu makale 2019-10-18 10:46:44 eklenmiş ve 359 kez görüntülenmiştir.
Prof. Dr. Ali Nezihi Bilge

 

İklim değişikliğini hafifletmek ve uyum sağlamak, 21. yüzyılın ana zorlukları arasında yer almaktadır. Bu zorlukların temelinde enerji sorunu yatmaktadır. Daha net bir ifadeyle genel enerji tüketimimiz ve fosil yakıtlara olan bağımlılığımız önemli bir rol oynamaktadır. Küresel ısınmayı sınırlandırmada başarılı olabilmek için, dünya hiç vakit kaybetmeden enerjiyi verimli kullanmalı ve aynı zamanda hareket, ısınma ve soğutma süreçlerini temiz enerji kaynaklarını benimseyerek yürütmelidir. Bu enerji geçişini temin etmede Avrupa Birliği politikaları önemli bir rol oynamaktadır.

 

Küresel iklim değişimi ve ekosistem, insan sağlığı ve ekonomiye yönelik giderek artan kritik riskler getirmektedir. Avrupa’nın bölgeleri de halihazırda değişen iklim koşullarının olumsuz etkilenmekte ve yükselen deniz seviyeleri, daha şiddetli hava koşulları, seller, kuraklıklar ve fırtınalar ile karşılaşmaktadır.

 

Bu değişimler, dünya çapındaki insan faaliyetlerinin bir sonucu olarak atmosfere yüksek miktarlarda sera gazı salındığından dolayı gerçekleşmektedir. Bu faaliyetler arasında hepsinden önemlisi elektrik üretimi, ısınma ve taşımacılık için fosil yakıtların yakılması gelmektedir. Fosil yakıtların yanması da çevreye ve insan sağlığına zararlı hava kirleticilerin salınmasına neden olduğu artık tartışılmasına gerek olmayan bir gerçektir.

 

Küresel olarak enerji kullanımı, insan faaliyetlerinden açığa çıkan sera gazı emisyonları arasında açık ara en büyük kaynağı temsil etmektedir.  Avrupa’da da enerji süreçleri, en büyük sera gazı emisyonu öğesi olarak yer almaktadır. Enerji kullanımımız ve üretimimiz, iklim üzerinde devasa bir etkiye sahiptir.

 

İklim değişikliğini hafifletme yönünde şu ana kadarki küresel girişimler 2015 yılında Paris Anlaşması ile zirve yaptı. Bu çerçevede 195 ülke, bugüne kadarki ilk evrensel ve hukuki bağlayıcılığa sahip küresel iklim anlaşmasını kabul etti. Bu anlaşmanın hedefleri oldukça iddialı (küresel ortalama sıcaklık artışını 2 °C’nin olabildiğince altında tutarak, artışı 1,5 °C ile sınırlandırmak); küresel enerji üretimi ve tüketiminde büyük çaplı bir yeniden yapılmaya gidilmeden bunların başarılması da mümkün olmadığı görüldü.

 

Küresel iklim gündemini desteklemek üzere AB, 2020 yılı için bağlayıcı iklim ve enerji hedefleri benimsedi, 2050 yılına kadar sera gazı emisyonlarını %80-95 oranında indirme ve düşük karbonlu bir ekonomiye geçiş için genel girişimlerinin bir parçası olarak 2030 yılına kadar bazı hedefler teklif etti. 2020 yılı için ilk olarak iklim ve enerji hedefleri kapsamında sera gazı emisyonlarının %20 indirilmesi (1990 düzeylerine kıyasla), enerji tüketiminin %20’sinin yenilenebilir kaynaklardan sağlanması ve enerji verimliliğinde %20 iyileştirmeye ulaşılması yer almaktadır. AB kuruluşlarında görüşülen mevcut tekliflere dayalı olarak, bir sonraki kilometre taşı olan 2030 yılında bu hedefler daha da öteye taşınmakta, taban çizgisiyle kıyaslı olarak emisyonlarda %40 kesinti, yenilenebilir enerji kaynaklarından alınan enerjinin %27’ye çekilmesi ve enerji verimliliğinde %27 iyileştirme beklenmektedir.

 

Şu andaki gelişmeler ve alınan tedbirler göz önüne alındığında bu hedeflere ulaşılmasının şimdiden imkânsız olduğu görülmektedir. Bu konuda ivedi tedbirlerin küresel olarak alınması zorunludur.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA