DEVASAL KAPANLAR…


Bu makale 2019-10-10 17:21:15 eklenmiş ve 106 kez görüntülenmiştir.
Aslı Kavcıoğlu

 

Yaş aldıkça, çevre etkenleri değiştikçe, alışkanlıklarımız da değişiyor. Yemek anlayışımız, tatil anlayışımız, gezmek anlayışımız her şeyimize etki ediyor. Otuz yıl kadar öncesinde, iş hayatım dışında ki zamanları dolu dolu geçirirdim. Sadece ben değil, ben gibi bütün insanlar. Mevsime ve hava şartlarına göre, farklı etkinliklere dahil olabiliyorduk. Örneğin yağışlı soğuk bir hava var ise, ya evde oturup güzel bir film izliyorduk, ya da sinemaya gidip orada izlemeyi tercih ediyorduk. Hava orta ısıda, bizi üşütmeyecek derecede dışarıya çıkmamıza müsaade veriyorsa, kırlara açıklık alanlara gidip piknik yapabiliyorduk. Serdiğimiz örtülerin üzerine uzanıp kitap okuyabilir, top peşinde koşturabilir, ya da demli çayımızı ufak tefek atıştırmalıklar eşliğinde yudumlayabiliyorduk. Daha da sıcak ise, yaz mevsiminin hoşluğundan yararlanarak, ellerimiz ayaklarımız buruşasıya kadar, dudaklarımız morarasıya kadar denizin içinden çıkmayabiliyorduk.

İşte bütün bunları yaptığımız zaman haftanın yorgunluğunu atıp, hem keyifle dinleniyor, hem de yeni bir haftaya doping almışçasına enerjik başlayabiliyorduk.

Şimdilerde ise tatil zamanlarımızda yapacağımız en popüler şey, alışveriş merkezlerinde turlamak. Neredeyse her adım başı devasal alış veriş merkezleri var ve her gittiğimde de tıklım tıkış dolu oluyor.

Amerikalı edebiyatçı Paul Auster’in söylediği “Hafta sonu tatilleri çalışanların dinlenebilmesi için değil, kazandıklarını kapitalizme iade edebilmeleri için vardır” sözüne hak vermemek elde değil.

Çevrenizde her hafta sonu mütemadiyen, aynı alışveriş merkezine giden birçok insan sayabilirsiniz. Bazıları da her seferinde farklı yerlere giderek geçirirler zamanlarını. İşte bu tip insanlar, hayatlarında biraz değişikliğe müsaade eden tipler oluyorlar. Konsept aynı, mekân değişik. Aradaki fark sadece bu kadar. Eh bu da onlara yetiyor anladığım kadarıyla.

Şehir merkezine gittiğim zamanlarda, Üçkuyular’da hali hazırda yapılmakta olan, devasal alışveriş merkezine şöyle bir bakıyorum. O kadar büyük, o kadar büyük ki, bir haftada tamamını zor gezersiniz gibi geliyor bana. Düşünsenize, yüzlerce mağaza açılacak ve milyonlarca kişinin tatil günlerini geçireceği yer haline gelecek. Hafta arası çalışıp kazandıklarını, hafta sonunda bir çırpıda harcayıp geçecekler. Ah tabii ki onların kazancı, onların keyfi, keyifleri bilir. Bana göre keyifle yaşamak bu değil. Ben kazançlarımı kapitalizmin beni esir aldığı ortamlarda, keyif almadan tüketmek istemiyorum. Onun yerine, gidip görmediğim farklı coğrafyaları, farklı kültürleri tanımak istiyorum. Kendimi doğaya bırakarak, o mis gibi havasını koklayarak yaşamak istiyorum.

Sanmayın ki hiç alışveriş merkezlerine gitmiyorum. Pek tabii ki gidiyorum. Sadece ihtiyacım olanları karşılamak için gidiyorum. Gezilecek yer olarak görmüyorum sadece. Size ihtiyacınız olan veya olmayan birçok şeyi sunan, alışverişe özendiren kapalı kutuların içinde çok zaman geçirmek istemiyorum.  Ben alışveriş merkezlerine devasal kapanlara benzetiyorum. O döner kapılarından içeri adımınızı attığınızdan itibaren, ortamın büyülü havasına kendinizi kaptırdınız, tuzağa düştünüz demektir. Size kolay gelsin.

Bence hayatınıza farklı lezzetler de sokmayı deneyin. Dışarıda yapılacak çok daha keyifli şeyler var inanın bana.

Sağlıklı ve mutlu haftalar dilerim.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA