TARHANA


Bu makale 2019-10-10 17:15:55 eklenmiş ve 28 kez görüntülenmiştir.
Selcan Duran

 

Ege’nin bir köyünden kadının birisinin kocası ölüyor kadın kocasının ölüsüne bakıp bakıp diyor ki "Baktın hava yağmur havası, ocakta darhana çorbası ne diye ölüvedin gözü kör olası". :)

 

Ve işte tarhana çorbasının öyküsü:

 

Soğuk ve karlı bir kış günüdür. Padişah ve veziri kimseye haber vermeden ava çıkmışlardır. Gezmişler, dolaşmışlar, avlanmışlar akşamı etmişlerdir. Geri döneceklerdir de bir türlü ormandan çıkamamışlardır. Artık karanlık çökmek üzere ve umutların tükendiği bir zamandır ki; bir kulübecik görürler. Kapıyı çalıp misafir olmak istediklerini söylerler kulübe sakinlerine. Kabul görürler, misafir olurlar haneye.

 

Ev sahibi erkek, misafirlerinin için için üşüdüklerini hissettiği an:

 

-Hanım, baksana nasıl da üşümüşler, çorba kaynatır mısın misafirlerimize?.. der.

 

Ev sahibesi hanımefendi hemen kalkar ve toprak bir güvecin içinde çorba hazırlar.

 

Çorbalar içilince, içi ısınır misafirlerin, rahatlarlar; üstlerindeki abaları postları çıkarınca göz alıcı giysiler çıkar meydana. Az, biraz genç olanı:

 

-Ben padişahım der.

 

Hane halkı şaşırır, demek ki padişah fakirhanenin konuğudur.

 

Padişah devamla:

 

-Benim sarayımda da her gün kazanlar kaynar ama hiç böyle lezzetli çorba içmedim bugüne kadar, nedir bunun adı?.. der.

 

Ev sahibesi hanım şaşırır; “Çorbanın da adı mı olurmuş, adı üstünde, çorba işte…” diye geçirir aklından. Ancak padişah soran gözlerini kadının gözlerine dikmiş, gelecek cevabı beklemektedir. Ne desin kadın?.. “Fakir Ev” anlamına gelen:

 

-Darhane Çorbası, hünkârım… deyiverir.

Geceyi o “Dar hane” de geçiren padişah ertesi gün ne yapmıştır bilinmez ama söyleyiş özellikleri nedeniyle günümüze “Tarhana” olarak taşınmıştır bu çorbanın adı.

 

Tarhana Çorbası, soğuk kış aylarının vazgeçilmezidir memleketimizin. Buram buram kokusu gelen; börülceli, acı kırmızıbiberli o tarhanadır. Yaz aylarından çıkmadan, kınalı ellerle hazırlanır da toprak boduçlara, kurutulmuş su kabaklarına doldurulup saklanırdı eskiden; ya da bembeyaz divitin keselere doldurulup asılırdı tavan çengellerine.

 

Tarhananın faydalarını bilmeyen yoktur diye düşünüyorum. Çünkü içinde tarhana otunun da olduğu faydalı olan her şey var, piştikten sonra da süzülmüş yoğurt ve un ile yoğurup dinlendirilir. Sonra parçalara ayrılıp güneşte kurumaya bırakılır, kuruduktan sonra da ovalanarak toz haline getirilir. Bu kadar uğraştan sonra tarhana yenilmez mi hiç? Çorbayı pişirdikten sonra üzerine zeytinyağı gezdirip yanına da biberi közleyin biraz da içine ekmek ufalayıp yerseniz işte o zaman şifa olur... Deneyin, görün...

 

Selam olsun memleketimin tarhanasını yapan gelinine, kızına; selam olsun elleri nasırlı analara, bacılara; selam olsun apak saçlı ebelere, ninelere. Selam olsun tarhanayı soframıza getiren öpülesi ellerin sahiplerine.

 

Gönül dolusu selam olsun, selam olsun…


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA