NE ÇOK DEMOKRASİ HAVARİSİ VARMIŞ ANADOLU'DA..!


Bu makale 2019-09-26 17:16:10 eklenmiş ve 48 kez görüntülenmiştir.
ATİLA GÖRDÜK

 

Değerli Urlalılar,

Politikacılar, siyasetçiler, çokbilmişler, ağızını açan bazı aklı evveller demokrasinin azlığından, yanlış uygulandığından yakınmakta. Geçen hafta ADD'nde (Atatürkçü Düşünce Derneği) olağan Perşembe toplantısı sırasında 27 Mayıs ve 12 Eylül darbelerinin yıl dönümlerinden söz edilirken çokça demokrasinin uygulanmamasından yakınıldığına tanık oldum. Konuşmacı arkadaşlarda, eleştirilerde bulunanlarda umutla beklentiler vardı söylemlerinde. Gördükçe olarak düşüncelerimi ve önerilerimi gazetemiz Pencere Haber'in bu sayısında sizlere köşemden aktaracağım:

Çok partili yaşamın ilk partisi DP'den, bu gün ki AKP'ye değin tüm partilerin demokrasi anlayışı ve uygulamalarını yaşadım. Demokrasinin treninden istasyonunda iner gibi ineceğini söyleyenleri de gördük. Demokrasi uygulaması ilk kez Avrupa'da 1789 Fransız İhtilali ile uygulanmaya başlanmıştır. Çağdaşlaşma sürecini yakalayan uluslar sırasıyla demokrasiye geçerek geleceği aydınlatmışlardır. Türkiye ise uzun bir süre varlık savaşı vererek batılı uluslara kendini kabul ettirmiş ve demokratik parlamenter sistemi 15 yıl boyunca uygulamıştır. (1923-1938) Atatürk'ün ölümü sonrasında yönünü bulmaya çalışan Türkiye çok partili sistemi kabul ederek, uygulamaya çalışmıştır. Bu süreç de defalarca ayaklanmalar, cuntalar, darbeler yaşanmış ulus olarak çok büyük acılar çekilmiştir. Her darbe sonrasında milyonlarca kişi tutuklanmış, sorgulanmış, işinden atılmış, memleketinden kaçmıştır. Ben de 12 Eylül askeri darbesi sonrasında sürülen, yargılanan ve sonrasında emekli edilen öğretmenlerden birisiyim. Bundan sonra çok partili yaşamın meziyetlerinden bahsedilip, sürdürülmek istenirse umutsuzluğum devam edecektir. Önerim, Atatürk’ün kurucusu olduğu tek parti yaşatılmalı, kurucu ilkeleri uygulanmalıdır. Çok partili yaşamı uygulamayı beceremeyen Anadolu insanı için en güzel yönetim biçimi yine tek partili, senatolu ve meclisli sistemdir.

Vahşetin böylesine pes demişler Konyalılar:

Konya'da Tuğba E.'yi eşi Bekir E. üç çocuğunun gözleri önünde kırk altı kez bıçaklayarak yaralamış ve ölmesi için başında beklemiştir. Bir başka Konyalı Ali Mıngır da pompalı tüfek ile eşini vurarak öldürmüştür. Kadın cinayetleri artık toplumun kanayan yarasına dönüşmüştür. Kelli felli, sakalı görüntüleri ile erkeklik taslayan bir yığın cani her gün yeni bir vahşeti yaşatmaktadır millete. Ne Konya'ya ne de Türkiye'ye yakışmamaktadır bu manzaralar. Medeni hukukun koşulsuz uygulanması, adalet kavramının tüm zanlılarda suçlarının karşılıksız kalmayacağı bilincini oluşturacaktır.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ABD'yi yardıma çağırmış:

ABD'nin arayıp da bulamadığı bir durum. Amerikalı bir profesör, yaklaşık 5-6 yıl önce ABD'nin Suudi Arabistan'ı işgal edeceğini açıklamıştı. Yıllardır Orta Doğu'da yaşanan savaşların çıkış kaynağı, yeraltı kaynaklarının zenginliği, coğrafi konumu ve İsrail'in geleceğinin güvenceye alınmasıdır. Dünya şu anda III. Paylaşım savaşını yaşamaktadır. Kaostan beslenen emperyalizm Orta Doğu'dan bir türlü elini çekmemekte aksine bölge ülkelerine milyarlarca dolarlık silah satarak hem borçlandırmakta hem de kendisine daha da bağımlı kılmaktadır. Amerikan yanlısı şeyhler, emirler Amerika'nın desteği olmadan ayakta kalamayacaklarını çok iyi bilmektedirler. Bu yüzden bölgede Amerika’nın tüm oyunlarına evet demek durumundadırlar. İran’a saldırılarını haklı kılabilmek için ortamı daha da ısıtmaktadır. Diğer yandan Mısır'ın da başı yine dertte. Diktatör Sisi Mısır halkının gözünde bir türlü kabullenilmedi. Yeni olayların çıkması kaçınılmaz gibi..!

 Gelelim Kentimizin estetiğine:

1)Atatürk Mahallesi muhtarlık yanı Eshot Kampı Neyzen Tevfik Caddesi, kampı çevreleyen çitlerin telleri koparılmış, sokaklar pet şişe ve çöplerle dolu durumda. Ve her geçen gün bu çöp yığınları artmaktadır.

2)Urla, Çeşme, Karaburun Yarımadası hesapsızca RES'ler tarafından işgal edilmektedir.

3) 2000'li yılların başından beri köşe yazılarımda ısrarla bisiklet yollarının standartlar çerçevesinde yapılarak Urla'ya kazandırılmasını belirttim. Yapılması için geç kalınmış değil. Sağlıklı toplumlar oluşturabilmek için özellikle bisiklet kullanımı teşvik edilmelidir. Gittikçe artan motorlu taşıtların gürültü ve yakıt kirliliği ile beraberinde park yerleri sorunu çok büyük bir açmazdır. Bisiklet kullanımının artırılması büyük ölçüde sorunu çözecektir. Toplumda da bisiklete olan özlem gayet tatminkârdır.7,nci süslü kadınlar bisiklet şenliği bunun güzel bir örneğidir. Yerel yönetimlere bu isteğimizi ilettiğimizde bisiklet yollarının yapımı için istimlak edilecek arazilerin bedelleri ödeyecek bütçelerinin olmadığını öne sürmüşlerdi. Bundan 40-45 yıl önce rahmetli Belediye Başkanı Erdoğan KER Urla ile İskele arasında ki yolu tek gidiş, tek geliş olarak yapımına karar vermişti. Hâlbuki bu gün bu yol artan trafiğe çare olmamaktadır. Bu yola paralel bir yol daha yapılması hem kazaları önleyecek hem de araç kuyruklarını azaltacaktır.

Sağlıcakla kalın.

Atila GÖRDÜK  İletişim: 0,546,678 86 78


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA