HİÇ UNUTAMADIKLARIMIN ARASINDA…


Bu makale 2019-09-19 20:50:06 eklenmiş ve 71 kez görüntülenmiştir.
Aslı Kavcıoğlu

 

İnsanın yaşı ilerledikçe geçmişe daha çok özlem duyar oluyor. Yaşadığınız yer ve çevre her ne kadar aynı olmuş olsa da, çocukluğunuzda ya da geçliğinizde yaptığınız şeyler aynı olsa da, geçmişteki tada varmıyorsunuz bir türlü. Her geçen gün bir nebze daha azalıyor keyif dozunuz. Bu yapılan şeylerin değişiklik gösterdiğinden midir, yoksa bizlerin bakış açılarının farklılaştığından mıdır net olarak bilemiyorum. Belki de her ikisi de değiştiğinden olabilir.

Çocukluğumda unutamadığım şeylerden biri de, kurtuluş günü kutlamalarıydı. Haftalar öncesinden heyecan sarardı beni. Sadece beni değil, birçok arkadaşım da aynı duyguları paylaşıyordu benimle. Bizim için en önemlisi geçit töreniydi. Törenin başlama saatinden çok önce meydana giderdik. En önde durup, geçit yapan araçları, üzerinde ki süslemeleri rahat görebilmekti amacımız. Komşu sokakta oturan çocuklarla yarış niteliğindeydi bu çabamız.

En önemlisi ise, geçit yapan araçlardan atılan hediyelerden mümkün olduğunca fazla toplama çabasıydı. En çok şeker atarlardı kenarda bekleyen izleyicilere. Çiçekler, şekerlemeler, bisküviler, ekmekler, çörekler ve daha birçok şeyler.  Hatta hiç unutmuyorum bir seferinde kasap, küçük küçük yaptığı paketlerde kıyma bile dağıtmıştı. Geçit yapan araçlardan dağıtılan hediyeleri, adeta yarışır gibi kapışarak yakalamaya çalışıyorduk. Bu heyecana sadece çocuklar değil, büyüklerde katılıyordu. Büyük bir heyecanla, büyük bir keyifle yaşıyorduk o günü. Tören sonrasında ise, yanımızda getirdiğimiz çantalarımıza koyduğumuz ganimetlerimizi paylaşıp, keyifle yiyorduk. Nasıl lezzetli geliyordu, nasıl mutlu oluyorduk anlatamam size. Bir sonraki yılı sabırsızlıkla beklemeye başlıyorduk o andan itibaren.

Hiç unutamadıklarımın arasında ise, 12 Eylül 1980 yılıydı. Yine bütün çocuklar heyecanlıydık kurtuluş törenlerine gideceğimiz için. On yaşındaydım ve çocukluğumun yavaş yavaş sonlarına geldiği, ergenliğe doğru gitmek üzere olduğum zamanlardı. Bir gün öncesinden arkadaşlarımla toplanıp, törene gidiş planları yapmıştık. Fakat ertesi sabah tüm Türkiye’ yi kötü bir sürpriz bekliyordu. Sabah uyandık, çarşıya gitmek üzere evden çıkmak isteyen babam, askerler tarafından engellendi. İlk kez o zaman öğrendim darbe kelimesinin ne anlama geldiğini. Günlerce sokağa çıkamamıştık. Arkadaşlarımı, onlarla oynamayı özlemiştim. Her şeyden daha önemlisi, kurtuluş şenliklerini ve dağıtılan şekerlemeleri.  Bir yıl boyunca heyecanla beklediğimiz bu günü, bir yıl daha beklemek zorunda kalmıştık. Bir sonraki yıl bir terslik daha olmazsa tabi.

Geçmiş evet çocukluğumuzda yaşadıklarımız, oldukça keyifli ve tadına doyum olmaz nitelikteydiler. Aynı keyfe, aynı tada varamasak da yine bıkmadan usanmadan kurtuluş şenliklerini takip etmeye devam ediyorum. Belki artık geçit törenlerinde şekerleme dağıtmıyorlar ama yine de izlemek, o ambiansa ortaklık etmek bana keyif veriyor.

Bu yıl, çok uzun yıllar olduğu gibi, annemin balkonundan izledim yine geçit törenini. Her zamankinden biraz daha sönük gibiydi ama yine de olmam gereken yerdeydim.

Gece yapılan etkinliklere de katıldık pek tabii birçok Urlalı gibi. Çok güzel bir organizasyona imza atılmış yine. Ama? Aması ne biliyor musunuz? Yıllardır bu tür organizasyonlar yapılır ve yıllardır da doğru düzgün sahneyi göremeyiz. Neden mi? Ne yazık ki, hala daha Urla’mın bir amfi tiyatrosu yok da ondan. Ne acıdır ki çocukluğumda, hemen hemen her kurtuluş şenliklerinde sahne alan rahmetli Tanju Okan’ın defalarca söylediği gibi Urla’ya bir amfi tiyatro yapılmalı. Bunca yıldır neden yapılmadığını bir türlü kavrayabilmiş değilim. O kadar çok gündeme getirilmesine rağmen.

Bu yıl ki şenliklerin bitiminden hemen sonra, makam arabasına binmiş giderken Sayın Tunç Soyer’e rastladım. Daha doğrusu bir vatandaşın “Başkanım seni çok seviyoruz” nidalarından sonra dikkatimi çekti. Hiç düşünmeden aracının yanına doğru yürümeye başladım. Selamımı verdim, çok güzel bir akşam olduğunu, fakat artık Urla’nın bir amfi tiyatroya ihtiyacı olduğunu söyledim. Gayet nazik bir tavırla “Evet de mi? Bence de olmalı” cevabını verdi. Umuyorum ki geçen akşam meydana sığmayan, sahnede ki gösteriyi keyifle izleyemeyen insanların ciddi anlamda farkında olur da yetkililer, Urla’ya bir amfi tiyatro kazandırılır. Çok ama çok geç kalınmış bir projeyi, bir an önce hayata geçirirler. Düşünsenize o alanda kim bilir ne çok sanat icra edilir. Umarım birileri sesimizi duyar.

Sağlıklı ve huzurlu haftalar dilerim.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA