BÜYÜ


Bu makale 2019-09-13 10:13:29 eklenmiş ve 149 kez görüntülenmiştir.
Doç. Dr. Levent Tuğrul

 

“Her işin bir büyücüsü vardır!” sözünü Anadolu’da bir saha çalışması sırasında duymuştum. “Eğer onu bulup getirebilirsen, en olmaz işi olur eder!” Böyle söylemişlerdi. Sonra biri bu söylemi düzeltti; “Kibarlık olsun diye böyle diyorlar! Aslında o sözü, her işin bir delisi vardır şeklinde söylemiş atalarımız”. Belleğime böyle yerleşti. Yani büyücü ve deli yan yana gelip yerleşti anılarımda. Şimdi bu konuyu düşünmeye değer buluyorum. Büyücü deli, ya da deli büyücü olabilir mi? Bunu anlayabilmek için öncelikle “büyü” ve “deliliğin” gerçekte ne anlama geldiğini çözüp, - varsa – ortak paydalarını belirlemek gerekiyor.

Sıra dışı bir sorunu, sıradan bakış açılarıyla çözemeyeceğimiz çok açık. Bu olanaklı idiyse, o sorun çoktan çözülmüş olurdu zaten. Deli, ya da büyücü, her şeye olduğu gibi, bu soruna da, herkesten farklı, sıra dışı bakacaktı. Belki de çözüm, ilk anda o akla hiç gelmeyen sıra dışılıkta yatmaktadır. Herkes aynı yere bakarken, başını çevirip, farklı bir yöne bakabilmek için, o başı yöneten aklın da kendine özgü bir özgürlük, merak, hatta isyankâr bir kod taşıması gerekir. Çünkü balık sürülerindeki gibi, eğer tüm balıklar dip dalgaları ile aynı harmonik hareket içindeyken biri kalkıp bu dalgalanmaya uyumu bozarsa, sürü dönüp onu parçalar. Bağışıklık sisteminin, hücrelerden, bir şekilde farklı davrananı imha etmeye yönelmesi de böyledir.

Büyücü, ya da delinin, sıradan olmadığı çok açık. Yaratacakları tepkinin farkındalar mı? Büyük olasılıkla farkındalar, ama – belki gerçekte korksalar da – umursamamak zorundalar. Yoksa o anda sıradanlaşır ve aranan çözümden uzaklaşırlar. Biri “Entellektüellik (akıl kullanımı, “akliyecilik”) uzun süre, toplumun yaygın düşünce ve davranışlarına en ters şeyleri savunup, eyleme çevirmek sanılmıştır!” demiş. İşte o biri, kesinlikle konservatif ve “İyi kötü idare edip gidiyoruz işte, ne var şimdi sorun çıkartacak!” diyenlerden biri olmalı. Sorunların sistemin doğal parçası kabul edildiği toplumlarda, sorun olmaktan çıktıklarını görebiliyoruz. Böylece sorun çözülmüş olmasa da, yok sayıldığından kanıksanıp, alışılmış, normal şeylere dönüşüyor. Bertrand Russel, dünyada iki felsefe yönü olduğunu söylüyor; doğu ve batı. Diyor ki, “Doğu felsefesinde sorunlar yok sayılarak gündemden düşürülüyor”. Yani ban zaten yaşamıyorum, bu hayat zaten yok, gerçek hayat bundan sonra dediniz mi, bu hayatta karşılaştığınız hiçbir sorunla da uğraşmak zorunda kalmıyorsunuz. Devam ediyor Russel; “Ancak biz batıda sorunlarla, neye mal olursa olsun yüzleşmeyi gerekli görürüz!” Yani batılılar, “İdare ediverin ağabeyler!” demiyormuş. Yani bunu diyen olursa da dinlemiyor, kelleyi yitirmek bahasına, “Kral çıplak!” demeyi ve bunun getireceği sorunlarla yüzleşmeyi yeğliyorlarmış. Deli olabilirler, toplumu geliştirmenin delileri. Bir de bunu başarabildiklerini düşünürsek, işte o zaman da büyücü gibi geliyorlar bize.

Demek ki, eğer biz de bir gün gelir, kendi toplumumuzu geliştirmeye karar verirsek, önce delice bir cesaretle yüzleşmemiz gerekiyor gerçeklerle. Sonrada büyücülük yapıp, daha farklı çözümler yaratmalıyız o toplumda. Sıradan projelerle başarılabilecek bir şey değil bu.

Deliliği nedense daha çabuk ve iyi anlayabiliyoruz, ama iş o büyüye gelince kafalar karışıyor biraz. Kimi sihirli sözleri tekrarlayarak bu işi başarabileceğini sanıyor. Kimi gözlerini, kulaklarını kapatıp, içinden tuttuğu dileklerle sorunların bir anda yok olmasını bekliyor. Büyücülük zor iş, çünkü büyü içten bir niyet, kararlı bir tutum ve korkusuz bir tavır gerektiriyor. Yoksa bozuluveriyor gözlerimizi açtığımızda. İçimizde bunu başarabilmiş birileri olmasa, çoktan yitirebilirdik umutlarımızı. Ama var. Hem de şaşılacak bir başarı ile koskoca bir imparatorluktan geri kalmış, savaş mağduru bir ülkeyi yirmi yıl içinde dünyadaki mevcutların da ilerisinde, modern bir toplum modeline çevirivermiş. Tabii ki ancak bir model yaratabilmiş. Bebek gibi. Onun beslenip, korunup, eğitilip, büyütülmesi, güçlendirilmesi gerekiyordu. O büyücü gidince, büyü bozuluvermiş. Çaresi var mı? Olmaz işleri olur ediverecek, bu işin büyücüsünü çağırmamız gerekiyor içtenlikle.

Ya da delisini…


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA