YALANCIKTAN EĞİTİM


Bu makale 2019-09-13 10:12:59 eklenmiş ve 174 kez görüntülenmiştir.
Göksel Kayseri

Çocukluk yıllarımızda kitaplar, ansiklopediler, televizyon ve bilgisayar ile büyüdük. Şimdiki nesil ise cep telefonları ile büyüyor. Teknoloji son hızla ilerliyor ancak kanımca bizler şanslı son nesildik.

Şanslıyız diyorum çünkü öğretmenlerimiz ile büyüklerimiz bizleri araştırmaya ve sorgulamaya yöneltiyordu. Şimdiki gibi hazırcılık mı? Ne gezer? Hazır yoktu ki zaten…

Okulda bize verilen neredeyse her konuyu kütüphanelerde farklı kaynaklardan araştırıp özet çıkartmakla geçti yıllarımız. Araştırarak, öğrendik, tek kaynağa mahkûm kalmadan. Muhakeme ederek eldeki imkânlar çerçevesinde. Devlet okulumuzda laboratuvarlarda deneylerle öğrendik biyoloji, fen ve matematiği… Emek ile.

Şimdi öyle mi? Her şey Hz. Gugıl (Google)'da var. Erişim hakkının müsaade ettiği kadar bilgi deryası. “Doğru mu, yanlış mı, eksik mi, tam mı?” sorusu bile yersiz. Koskoca Gugıl bulduysa doğrudur (!)

İnternet, hazırcılığı sevenler için bulunmaz nimet. Hele internet yasası olmayan, kaynağı belirsiz internet sitelerine sınır getirmeyen ülkelerde işine gelenin propagandası için… 

Bir internet sitesi açıp gerekli kodlamaları yaptıktan sonra istenen bilgi yükleniyor. Belli programlar ile sanal yüzbinlerin okuduğu izlenimi yaratıldıktan sonra da ilgili anahtar kelimelerle arandığında site en üst sırada gugıldaki yerini alıyor. Sonra bir propaganda furyası. Atışmalar, tartışmalar, televizyon programları, reklamlar... Görevi bitince de internet sitesi kapatılıyor. Kaynak yok, delil yok. İşlem tamam. Sorumlu mu? O da kimmiş?

Yazılı kaynaklar, sanal kaynaklarla karşı karşıya… Adı üstünde “sanal” diyorsun. Yani “gerçekte yeri olmayan, gerçekte var olmayan, ancak zihinde tasarlanan”. TDK böyle tanımlıyor. Kafası karışanlar için biraz açıklama gerekli: İnternet olmadan bu kaynaklara erişilemiyor.  Yazılı kaynaklarda basıldıktan sonra bir düzeltme yapılamazken, sanal kaynaklarda istenilen zamanda istenilen bilgi değişikliği yapılabiliyor hatta yayından kaldırılabiliyor. Hatta Kuzey Kore'de internet halka yasaklandı. Kalmadı öyle bir nimet. Oysa tarihi kalıntılardaki binlerce yıllık yazılar hala günümüzü aydınlatabiliyor. 

Bu arada günden güne yok olan kütüphanelerimiz ve oradaki kitaplar, huzurevinde unutulan büyüklerimiz gibi. Mecbur kalınmadan aranmıyorlar. Ne gereği var, internet kafelerimiz var nasılsa. Öğretmen ödev versin, ödevin yazılmışı internet kafede hazır. Adını da yazdın mı ödev tamam. Ya öğrenmen gerekenler? Onu da nasılsa ihtiyacın olduğunda erişimi yasaklanmadıkça uygun görülen versiyonunu internetten bir ara bulursun. Teknoloji desen, nasılsa o da ithal, taksitle alırsın.

***

Yıldıztepe Şehitliği 

İlçemizin en önemli değerlerinden olan Yıldıztepe Şehitliği'nin yolu için birtakım çözümler gerekiyor. Önemli günlerde şehitlikte düzenlenen programlara ilçe vatandaşlarımız bir yana protokol bile çıkamaz duruma geldi. Yolunun darlığı ve hatalı eğimler iyice sorun yaratıyor. Yukarıda araçların yarattığı sıkışıklık, dolmuş ringi ile çözülmeye çalışılsa da dolmuşun dönüşü için uygun alan olmaması bu çözümü de işlevsiz kılıyor. Gerekli izin ve önlemlerin alınması ile Yıldıztepe Şehitliği yolunun acilen rehabilite edilmesi gerekli. Aksi halde orada düzenlenen törenlerin anlamı kalmayacak. İlgili ve yetkililere duyurulur.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA