SALDIRGANLIK VE ŞİDDET – 2


Bu makale 2019-09-05 18:43:25 eklenmiş ve 150 kez görüntülenmiştir.
Doç. Dr. Levent Tuğrul

 

“Saldırganlık ve şiddet” in birey (ve toplumlarda) ortaya çıkışını açıklamaya yönelik psikolojik varsayımları okuduğumuzda, “melekler ve bilimcilerin insanın kan dökücü ve yırtıcı olduğu” konusunda neden aynı fikirde olduğu açıklık kazanıyor. Bilinçli (akli, cognitive) davranışların hepsinde, öncelikle bir “niyet” ve o niyeti tetikleyen şartlar, nedenler ile düşünceler vardır. Şiddet suçlarında, adli olarak da, bu kavram yerini bulmuştur. Suçun “niyetle, kasıtlı, planlı, bilinçli” işlenmiş olması cezasının tayininde önemli yer tutar. Bu açıdan, bir cana kıymak, hiç şüphesiz “şiddet” tir. Bu şiddetin (her açıdan) değerlendirilebilmesi için öncelikle onu doğuran “saldırganlık” aşamasına bakmak gerekiyor. Saldırganlığın değerlendirilmesi de ancak dayandığı (duygusal, içsel, ya da maddi) bir “niyet” in var olup olmaması ile mümkün. Yani bunların hiç birinin rol oynamadığı düşünülen “şiddet” haline, “kaza” diyebiliyoruz. Bu şiddeti yaşayan için, kazalar da, her şiddet hali gibi, derin psikolojik yıkım ve travmalara yol açıyor. Ancak ne yazık ki, ortada suçun yüklenebileceği bir fail yok (gibi görünüyor). Ya da kaza (hastalık) geçiren, bizzat, kendi yaşadığı şiddetin faili olarak bile görülebiliyor; “Kendi düşen ağlamaz!” deniyor. Oysaki gelişmiş, neden – sonuç ilişkilerini izleyip, zamanında tedbir almayı başaran toplumlar, bu “kaza (hastalık)(!)  ların” temelinde de çok net “saldırganlık” ların yattığını fark edip, engelleyebiliyor. Kısacası, kar ve rant hırsı ile, yaşam alanlarına yakın zararlı tesisler, beslenme zincirine hile katılması, trafik ve araç düzenindeki anarşi, eğitim ve sağlıkta fırsat eşitsizliği, adam kayırma ile her türlü hizmet akışının vb gibi davranışların da “toplumsal saldırganlık” olduğunu biliyorlar. Tüm bu olumsuz faaliyetleri yapan ve bunlara göz yumanlar, aslında saldırgandır ve eylemleri sonucu oluşan “kaza (hastalık)” durumları da aslında üstü kapalı şiddet olaylarıdır. Bu ilişkiler yumağının engellenmediği toplumların ve o toplumları oluşturan tüm grup ve bireylerin de “şartlar gereği, giderek “saldırganlaşıp, şiddete yönelmesi” kaçınılmaz olur. Daha da acısı, bu durumlar yargı yoluyla engellenemediğinde, aslında, açıkça “bir niyet, kasıt, plan ve bilinç” temelli olan bu tür şiddet olaylarına, saldırganlıklara rahatlıkla “kaza (hastalık)” kılıfı geçirilip, faillerinin bağışlanmasıdır. Birey ve toplumların giderek yozlaşmasının temel nedenlerinden biri de budur.

Kaza olmadığı kabul edilen “şiddet” olaylarının temelinde yatan “saldırganlıklar” ve bunu yaratan “niyetler”, kültür, inanç, davranış, ilke birliği olmayan birey ve toplumlar tarafından farklı değerlendirilir. Toplumsal psikoloji uzmanları, “saldırganlık ve şiddet” kavramlarının tanımlanmasındaki zorluğu bu nedene bağlıyor. Sonuçta bir birey ve toplum için “terör” boyutunda ağır bir “şiddet” olan bazı davranışlar, diğerleri tarafından, çok daha farklı nitelendirilebiliyor. Burada da asıl rol oynayan, o tarafların tümünün “gerçek niyetleridir”.

“Şiddet”, “saldırganlığın” bir dışa vurum şekli olarak nitelendiriliyor. Bu yüzden de, her tür şiddetin engellenebilmesi için, faillerinin saldırganlık düzeyindeyken belirlenip, engellenmesi daha etkili ve toplumsal barış açısından daha verimli oluyor.

Saldırgan davranışların tanımlanıp, niteliklerinin belirlenebilmesi için önerilen çeşitli (varsayımlara dayanan) değerlendirmeler var. Çocukluktan, aile ve toplum çevresinden başlayıp, “yetişkinlik şartları” aşamasına kadar bu yöntemlerle sonuç alınmaya çalışılıyor. Temel olarak saldırganlık “tip ve düzeyleri”nin en başta gelenleri; 1. Duygusal, ya da Tepkisel Saldırganlık (Emotional or impulsive aggression), 2. Araçlı, ya da Akli Saldırganlık (Bilinçli /  Instrumental or cognitive aggression ) (Stagnor, C. Principles of Social Psychology 1st Int. Ed. 2019 ) ve 3. Pasif Saldırganlık (Passive Aggressive Personality Disorder PAPD; Hopwood, C.J. et al Psychiatry. 2009; 72(3): 256–267) olarak sayılabilr. Bu “saldırganlık” biçim ve düzeylerine, zaman zaman ve göreceli olarak hepimizde rastlanmaktadır.  İlk ikisi “doğrudan”, üçüncüsü ise “dolaylı” saldırgan davranışları kapsar.

Dolaylı (pasif) saldırgan davranışların, hala giderilememiş olan “cinsiyet ayrımcı” yapısı nedeniyle yurdumuzda, en az diğerleri kadar önemli bir yer aldığı düşüncesindeyim.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA