DOĞA VE TARİHİN KUCAĞINDA BİR İZMİR İNCİSİ URLA


Bu makale 2019-08-28 15:40:49 eklenmiş ve 29 kez görüntülenmiştir.
Ali Rıza DURAN

 

İzmir il merkezine 35 kilometre uzaklıkta bulunan Urla; Çeşme, Seferihisar ve Karaburun gibi tatil merkezlerine yakınlığıyla çok daha iyi bilinmektedir. Doğanın ve tarihin kucaklaştığı Urla’da İskele Mahallesi’ndeki Limantepe Höyüğü’nün MÖ 4000’lere uzandığı arkeolojik kazılarla ortaya konulmuştur. Ege Denizi’nin bilinen en eski limanlarından olan Liman tepe ile aynı bölgede yer alan ve antik çağda zeytinyağı üretimiyle öne çıkan İyonya kentlerinden Klazomenai, Urla’nın çok önemli ve zengin değerleri arasındadır.

Urla’ya şöyle bir bakacak olursak, her yönüyle bir tarih abidesidir.

Urla’nın tarihi, M.Ö 2000 yıllarına kadar uzanır. Urla’nın o devirdeki adı da Klazomenai’dir. M.Ö. 2000 yıllarının sonlarında Ege’den yapılan göçler sonucu,  göçenler orta Avrupa içlerinden aşağıya geçip, Yunanistan'a inmeleri ile Yunanistan'da oturan yabancılar Anadolu'ya geçerek, İzmir Körfezi'nden Mandalya Körfezi'ne kadar uzanan bölgede yerleşmişlerdir. O devirlerdeki uluslararası oluşan kargaşadan dolayı Anadolu'ya gelerek yeni kentler kurmuşlardır. O zamanın şartlarında oluşan yerleşim yerlerinin izi Klazomenai antik kentinin kalıntılarında yaşamaktadır.

Urla'nın İskele Mahallesi’nde bulunmakta olan bu eserler halen devam eden kazılarında bir kısmı da Karantina Adası üzerindedir.

O devrin değerli eserlerinden biri de İskele’de çıkarılan o devirlerde kullanılan bir zeytinyağı fabrikasıdır. Şimdiki Ağaçlı yolun (Mithat Paşa Caddesi) İskele tarafında batısında bulunmaktadır.

Bu tarihi eserler bu günün şartlarında zevkle çalışan ekiplerimiz tarafından, her zaman tarihi öğrenmek duyguları ile gelen ziyaretçilere açık tutulmaktadır.

Bu tarihi araştırmalar Klazomenai Kenti’nde yerleşimin en geç M.S. 5. yüzyıl başlarına kadar devam ettiğini göstermekte olduğu bilinmektedir.

Burada ilginç bir gelişimden bahsetmek istiyorum.

Roma döneminde anakara boşaltılmış ve Karantina Adası'ndaki yerleşim önem kazanmıştır. Karantina Adası'nın doğu kıyısındaki modern plajın içerisinde yapılan tarihi araştırmalardan öğrendiğimize göre.

Helenistik-Roma dönemi villaların duvarları ve deniz içindeki temelleri gözlenebiliyor, Ada’nın kuzeyindeki tepenin en yüksek noktasında da çok önemli olduğu söylenen bir tapınak bulunmaktadır. Bu tapınağın terasının kuzeyindeki görülen bir yığıntıdan, arkaik dönem oturan kadın heykelciklerinin Helenistik dönem kopyaları elde edilmiştir. Bu önemli bilgiler ışığında, Karantina Adası'nda çıkarılan çeşitli arkeolojik eserlerden yerleşimin Milattan sonra beş Yüzyıla kadar devam ettiği anlaşılmaktadır.

Yaşadığımız bu Tarihi belgeler içinde, Türklerin buraya gelişi bilmemiz lazım.

Türklerin ise Ege Denizi’ne ve İzmir'e ulaşması, 1080’lü yıllarda Çaka Bey tarafından gerçekleştirilmiştir. İzmir artık bir Bizans şehri değil, bir Türk şehridir. Urla’da ilk kurulduğu yıllardan itibaren bir pazar yeri olma özelliğindedir.

Tarihi kayıtlardan elde edilen bilgilere göre, XVI. Yüzyıl başlarında İzmir gümrüğünün geliri 80000 akça, Urla gümrüğünün geliri ise 30000 akçadır. Bu kayıtlardan İzmir ve Urla iskelelerinin sadece Osmanlı limanları arasında ticari etkinliklerde bulundukları görülmektedir. Urla'daki deniz ticareti, XVI. Yüzyıl sonlarında gerilemeye başlamış, bunda Piri Reis’in dediği gibi bu suların korsan yatağı haline gelmesi etken olmuştur.

Ve sonradan yaşananlar tarihimize kara bir leke olarak görülmektedir.

Sevr Anlaşması’yla Urla ve Ege Bölgesi Yunanlılar'a verilmiş, 18 Mayıs 1919 tarihinde Yunanlılar İzmir'e girerek, Urla'yı da işgal etmişlerdir. Ancak Kurtuluş Savaşı sonrası tekrar vatan topraklarına katılan Urla’nın düşman işgalinden kurtuluş tarihi, 12 Eylül 1922’dir.

Kısaca Urla, tarihte her zaman önemli bir yer tutmuştur. Her dönemden eserlerin, ilçenin çeşitli yerlerinde mevcut olduğu yapılan bu kazı araştırmalarında gözlenmektedir.

Ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesinin, aralarında Klazomenai’nin de bulunduğu 6 İyon kentini birbirine bağlayacak 350 kilometrelik tematik yol için saha çalışmalarına başlaması Urla’nın önemini daha da artıracak girişimlerden birisi olacaktır. 8 bin yıllık geçmişi, birçok medeniyete ev sahipliği yapması, ziyaret edilecek arkeolojik ve tarihi alanların sayısını artırırken, Urla’nın doğal güzellikleri de görülecekler listesinde yer almalıdır.

Sayın arkadaşlar bundan sonraki bir yazımda, yine Urla’dan ve Urla İskelesi’nden bahsedeceğim.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA