Bir Hata, Bin Belâ Demektir


Bu makale 2019-08-28 15:40:27 eklenmiş ve 387 kez görüntülenmiştir.
Aliye BOZKURT

 

Suriye bataklığındaki emperyalist güçlerin oyunları her gün yeni bir şekil alıyor, kim kiminle karışmış…

“Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu” diye herkesin bildiği bir söz vardır ama günümüzde onu, “Karaman’ın koyunu ABD’nin oyunu” diye değiştirmek gerekiyor galiba. Ama Rusya da unutulmadan.

Güvenli bölge konusunda alınan karar gereği Suriye’de bulunan ülkemizin karşısında çok karmaşık bir tablo var. İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlem evi adlı merkez haberinde, İdlib’te Han Seyhun kasabasına komşu Hama-Morik kasabasındaki Türk gözlem noktalarının etrafının çevrildiğini ileri sürüyor, Suriye devleti TV El İkhbariya haberlerinde de bunun aynısı veriliyor.

BM sözcüsü Stephane Dujarric “Suriye’nin kuzeyindeki gerginliğin arttığını 3 milyon sivilin tehlikeye girdiğini söylüyor ama o bölgede sivil dedikleri ise, İdlib bölgesinde, vaktinde İsrail’den kaçan Filistinliler Şam’a, oradan cihatçı diye İdlib’e sürülmüş olan çeşitli terörist gruplardır, içinde her milletten caninin ve Alman, Fransız, Cezayir, D. Türkistan dahil çok çeşitli milletlerden karışık kökenli bir sürü azılı teröristlerden oluşan radikal örgütlerin (Finansmanlarını Suudi Arabistan ve körfez ülkelerinin sağladığı belirtiliyor) birçok grupları vardır, onlara koridor açarak çıkışlarına izin vermeleri ise o kadar azılı terörist ve katil sürüsünün bizim ülkemize mülteci kılığında gelmeleri ihtimalini akla getiriyor, bölgede Rusya öncülüğündeki yapılan hava saldırıları var. Reuters haberlerinde ise 4 gün içinde bölgeden 60 bin insanın kaçtığını belirterek, 2011yılından bu yana oradan 945 bin 992 sivilin kaçtığı belirtiliyor. İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu ise 14 gün önce bizim kırsalda bitirdiğimiz MLKP ile ABD görüştüler ve neler görüştüklerini biliyoruz” açıklaması ise gayet net bir şekilde ABD’nin bu defa yeni bir maşa ile hainliklerine devam edeceğini açıkça anlatmaktadır.

Ülkemiz Rusya ile yaptığı Astana-Soçi mutabakatı 2018 Eylül’de oldu, oradaki terörist unsurların 15 Aralık’a kadar temizlenmesi hedeflenmiş, ancak tam tersi olmuş, El Nusra (HTŞ) silâh bırakmamış tersine işgal alanlarını %90 genişlettiği açıklanıyor. Mutabakat bağlamında oraya 12 askeri gözlem noktası kurulmuş olup geçtiğimiz günlerde oradaki, 9 no’lu gözlem noktasına giden askeri konvoya Esat güçlerince yapılan hava saldırısında da 3 sivil ölmüştü.

Eski İç İşleri Bakanı Sadettin Tantan bu konular üzerine açıklama yapmış ve ülkemizin güvenli bölgeyi PYD-YPG,nin ordulaştırılmış yapısını kırmak için düşündüğünü ama ABD aynı düşüncede değil, onları korumak adına bizi kontrol altına alarak aslında amacı onları korumak peşindedir diyerek konuya dikkat çekmiştir. Pentagon sözcüsü Sean Robertson Rudaw Tv verdiği demeçte YPG ye mesaj verip, “korkmanıza gerek yok amacımız Türkiye’yi yavaşça yumuşatmak, ilk adım ortak operasyon merkezi” demişti. ABD savunma bakan yardımcısı Paul Wolfowitz,”önceliğimiz Kürtleri korumak” açıklaması olayı net olarak zaten ortaya koyuyor.

Eski İstihbarat daire başkanı olan Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz ise, “Terörist gruplar kışkırtma yapabilir, ülkemiz Suriye ile savaşa girebilir, ABD ve Rusya ikiyüzlü politika izliyorlar, biz Suriye bataklığında boğuşurken onlar haklarımızı gasp etme peşindeler” diyor.

Genelkurmay eski istihbarat daire başkanı İsmail Hakkı Pekin “ABD PKK’dan sonra kullanacağı yeni maşa arayışında. Ülkemiz son dönemlerde PKK’nın belini büktü, ABD tüm örgütlerle işbirliğinde bir ülkedir son dönemde MLKPyi sahaya sürebilir, önümüzdeki günlerde bombalı terör olayları artabilir” diyerek gündemi yorumladı.

Öte yandan Sana Haber Ajansı teröristlerin bulunduğu bölgeden çıkması için bir koridorun açıldığını duyurdu, Esad ise İdlib’deki çatışmalarda ülkemizin oradaki terörist güçlere sınırsız destek verdiğinin anlaşıldığı saçmalamasını yaptı. Suriye Özel temsilcisi Aleksandr Lavrentyev ve dış işleri bakan yardımcısı Sergey Varşinin ile bir araya geldi, son durumu görüştüler. Suriye dışişleri bakan yardımcısı Velid Muallim ise, Esad güçlerinin İdlib harekâtı ile ilgili olarak Türk askerlerinin oradan çıkmasının sağlanacağını söylediği ve (SANA haber) çağımızda topraklarımızda işgal kabul edilemez olduğu için Türkiye’nin İdlib’ten çıkmasını umuyoruz, çatışma, cepheleşme istemiyoruz” açıklamasını yapıyor, topraklarımızı özgürleştirmek istiyoruz, askerlerinizi çekmelisiniz aksi halde İsrail gibi işgalci kabul edeceklerini sözlerine ekleyip, ne yapmak istiyorsunuz burası Suriye toprağı, buradaki terörist gruplara karşı biz 8 yıldır mücadele veriyoruz, bütün karşıt güçler ve terörist gruplar bu bölgede toplandılar onlara karşı mücadele veriyoruz diyerek, ABD ve Türkiye topraklarımızı terk etmelidir” açıklaması yapıyor.

Çin dışişleri bakanı ise, ABD ile İran arasındaki gerilime de işaret ederek Ortadoğu’da Pandora’nın kutusunu açmayın açıklaması yapıyor.

İbranice yayın yapan Maariv’e açıklama yapan adını açıklamayan BM kaynakları ise İran’a taktik hava bombardımanı niyetinde olunduğunu öne süren bir açıklama ile dikkatleri çekerken, Rusya ise güvenli bölge için yaptığı” oradaki güvenlik bölgesinin zamanı var birlikte kuralım” açıklaması ile son dönemde o bölgedeki silahlı terörist sayısının artarak iki misline çıktığını belirterek, İdlib düğümü çözülecek belki ama fatura Türkiye’ye çıkacak” gibi çok ürkütücü bir açıklamada bulunuyor.

Bu kadar karmaşadan sonra akla gelen ilk şey ülkemizin içine çekildiği bir karanlık dehliz ve tehlikeler çemberinin ne denli önemli ve tehlikeli olduğunun ortaya çıktığını gösteriyor.

2000li yılların başında F35 JSF programından beri ABD’nin Suriye’de PKK koridoru ısrarı, 20 yıl önce Apo’yu getiren, bir ay sonra FETÖ’yü götüren ABD’nin içerde ve dışarıda başımıza örmediği çorap kalmadığının bir gerçeğidir. CIA – MOSSAD - Alman BND - İngiliz M16 istihbaratları zaten ülkemizin başında Azrail gibi yıllardır melânet yağdırıyorlarken, ”Bir hata bin belâ demektir” sözünü hiç unutmadan ülkemizin kendi vatanının bütünlüğünü koruması ve ulusal konularda da kimseye güvenmemesi gerekiyor.

Bölgede 1980-1988 Irak İran savaşı,1991-1992 Körfez savaşı-2003-2011 ABD. Irak işgali-2012-2019 Suriye savaşı, dikkat ederseniz her 10 yılda bir savaşlar olmuş bu duruma göre 2012 den 2022 ye kadar yeni bir savaş olasılığı kuvvetle ihtimaldir denilebilir, zira “Ortadoğu eski yıllardan beri bataklık gibidir” unutmamalı.

Askeri uzmanlarında dediği gibi “ABD ve Rusya bölgede her zaman ikiyüzlü politika izliyorlar” sözleri gerçekleri anlatıyor. Suriye toprak bütünlüğünün bozulması Emperyalistlere kazandırırken, Bölge ülkeleri için büyük kayıplar doğuracaktır. ABD, Rusya-İsrail bölgeyi parça parça yiyor, en son Golan tepeleri İsrail’e verildiğini unutmamak gerekiyor.

Güvenli bölge oyunu tuzaklarla doludur, ülkemize dönük hain tuzaklara her gün bir yenisi ekleniyor. Suriye bataklığında ülkemizin selameti için boğuşurken onlar haklarımızı gasp etme ve yeni hainlikler peşindeler.

Ülkemiz bir yandan Suriye bataklığında mücadele verirken, diğer yandan Irak’ta Pençe Harekâtını sürdürüyor.

Ülkemizin güvenebileceği tek yer yine kendisidir gerisi hepsi haince oyunlar peşindeler.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA