SALDIRGANLIK VE ŞİDDET - 1


Bu makale 2019-08-28 15:39:06 eklenmiş ve 203 kez görüntülenmiştir.
Doç. Dr. Levent Tuğrul

 

Son zamanlarda memleketimizde, özellikle öz savunma için “kaba – gücü” yetersiz olan bitkiler, hayvanlar, çocuklar, yaşlılar, kadınlar, engelliler ve benzeri kesimlere yönelik saldırıların sık sık gündeme gelişi, bizi şu soruyu sormaya yöneltiyor; “Saldırganlık ve şiddet giderek artıyor mu?”

İster olay sayısı, şiddetleri,  isterse de görünürlük ve duyulurlukları artıyor olsun, yüzleşmemiz ve çözmemiz gereken çok önemli bir toplumsal sorunla karşı karşıyayız. Bu nedenle de, öncelikle söz konusu davranışların nasıl tanımlanabileceğini incelememiz gerekiyor. Bakış açısı olarak farklı kültür çevrelerinde, farklı kaynaklar alınıyor olabilir. Bu durum bile, böyle davranışları tanımlamanın ne kadar zor olduğunun en açık göstergesidir. Biz genel olarak konunun en objektif ve bilimsel ele alındığını düşündüğümüz “Toplum Psikolojisi” ders kitaplarını ve çalışmalarını rehber alacağız. Bunun en temel ön şartı da, her tür siyasi, etnik, tarihi, dini vb sınırlamaların ötesinde “ilke birliğine sahip bir toplum olarak varlığımızdır!” Böyle bir birlik söz konusu değilse, zaten, önünde sonunda doğması kaçınılmaz olacak olan ayrışmaları engellemek amacıyla oturup bir uzlaşma aramak zorundayız.

“Toplum Psikolojisinin Prensipleri” (C. Stagnor, Principles of Social Psychology 1st Int. Ed. 2019) ders kitabındaki bazı öncül kavramları ele alarak başlayalım.

“Saldırganlık genellikle başkalarının, bazen de (öz eleştiri ile) kendi davranışlarımızın nitelenmesinde çok yaygın şekilde kullandığımız sıfatlardan biridir. Bu kadar yaygın kullanılmasına karşın, yaşanan olaylar, bireyler, gruplar, psikologlar, politikacılar, yargıçlar ve avukatlar gibi, çeşitli kesimlerce farklı yorumlanabilmektedir.” Bunun nedeni, tüm bu kesimlerin söz konusu saldırganlık çıktısında, kendilerini (maddi – manevi) ne ölçüde “paydaş, ya da karşıt” görmelerine dayanır. Yani bir olay, bazı kesimlerce saldırganlık kabul edilirken, diğer bazı kesimlerce “yerinde, ya da haklı bir tepki” olarak görülebilmektedir. Ya da, kamuoyuna yansıtılışlarında, “taraf, ya da karşıt olma” durumu etkili olmaktadır.

Toplum Psikolojisi uzmanları saldırganlığı (aggression); “ Zarar görmek istemeyen bir kişiye, zarar vermek amacıyla yapılan bir davranış” olarak tanımlıyor (Baron ve Richardson 1994). Bu tanıma göre, esas olan bu davranışın kim tarafından nasıl yorumlanabileceği değil, o davranışa muhatap olan kişinin bunu “kendine zararlı” olarak algılamasıdır. Esas olan, davranışın failinin ne hissettiği, ya da düşündüğü değil, olaydan zarar görenin değerlendirmesidir. Bu nedenle de hiç kimsenin, ya da hiçbir makamın bunu “zarar gören kişi adına” hafifletmesi, açıklaması, ya da bağışlaması söz konusu olamaz.

“Şiddet” (violence) ise, aynı kaynaklarda, “Yaralama, ya da öldürme gibi aşırı fiziki zarar vermeyi hedeflemiş olan saldırganlık” olarak tanımlanıyor. Kısacası şiddet, saldırganlığın bir alt kümesidir. Tüm şiddet olayları saldırganlıktır, ancak öldürme, öldürmeye teşebbüs, tecavüz ve soygun gibi saldırganlıklar, (amaç ve sonuçlarına bağlı olarak) şiddettir. Bu noktada iki önemli kıstas gündeme geliyor. Birincisi; failin şiddet olayının amacı, diğeri de bu amaç hâsıl olsun, ya da olmasın, şiddet teşebbüsünün bilinçli şekilde planlanmış olması.

Amacın hedef kişiyi istemediği bir şeye ikna etmek gibi yaptırımcı, zorlayıcı bir çıktısının (en azından failin zihninde) olması, davranışın yorumunda, şiddetten, saldırganlığa indirgenmesine yeterli bir gerekçe değildir. Türkçesi, “ya, ya da tehdidi” hiçbir şekilde ve ölçüde, şiddetin hoş görülmesine gerekçe oluşturamaz. Bu konu “çeşitli alt kültürlerin” (aile, aşiret, örgüt, tarikat vb) kendi yargı geleneklerinin, bağımsız toplumsal yargıya rağmen hala etkili oldukları toplumlarda doğrudan devlet gücü ile çözülmesi gereken bir sorundur.

(Melekler) “A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın?... dediler (Bakara Suresi 30 / Elmalılı Meali). Genetikçiler ise, “İnsan DNA sı kökenindeki “yırtıcı” (predator) nedeniyle saldırganlık ve şiddeti kontrol etmekte daima zorlanacaktır” dedi. Bu durumda melekler ve bilim adamları aynı düşüncededir…


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA