BAKLAVA KIVAMINDA SEVMEK


Bu makale 2019-08-08 18:06:33 eklenmiş ve 164 kez görüntülenmiştir.
Çiğdem Adalı

 

Dini bayramlarımızın en özel tatlısıdır, baklava… Tadı özeldir çünkü yapımı oldukça zahmetlidir… Hoş, baklavayı baklava yapan da, hamuru üzerinde harcanan emektir…

Hamuru hazırlamak için kullanılacak malzemenin ısısından tutun da, yoğrulma sürecinde verilen çaba maharet ister… Hamuru sertlikten uzak, çokta yumuşatmadan bilgelik ile kıvama getirmek gerekir… Bir sonraki aşama ise, sabır ile bekleyebilmektir… İşlem sonunda, damakta kalacak lezzeti hayal ederek beklemek…  Sonrasındaysa hamuru, eşit parçalara bölüp yırtılmadan yufka haline getirmek lazım…

Hamurdan öte baklava yufkası açmak da olukça zahmetlidir… Yufka deyip geçmeyin… Tafrası çoktur… Kendisine, ince ince şefkat ile dokunulmasına izin verir, aksi halde birden bire parçalanıp kullanılmaz hale gelir… Hazırlanan yufkalar arasına yeteri kadar fıstık eklemeli… Ne eksik, ne de fazla…

Evet, zordur bayramın nadide tatlısını hazırlamak… Yorulur insan… Ta ki şekerli şerbeti, usul usul üzerine dökene kadar…

Hayat da böyledir aslında…

Yaşadığımız tüm sıkıntılar, rahmetin zahmette gizli olduğu bilincine erince; zahmet zahmet olmaktan çıkar…

İnsanın yaşamı boyunca, karşılaştığı sorunlar kişinin karakterinde oluşması gereken lezzetinin reçetesi gibidir… Hayatımız boyunca bizi üzen her yaşanmışlık, hamur gibi yoğurur bizi… Karakterimizde sivri olan köşeleri, kendimize ve çevremize verdiğimiz zararları en aza indirene kadar yoğurur… Keskin kararların zararından öte, yuvarlak hatlarda ki yaşamın keyfini hissettirir…

Elbet kolay değil dertlere hoş geldin demek… Yeri gelir, hamur gibi ezer; yeri gelir ruhunu katlara ayırır… Hatta sıcak fırın ateşinde yufka pişirir gibi pişirir karakterimizi… Sabrederek pişmeyi öğrenebilirsek, karakterimize yansıyan olumluluk hali, baklavaya dökülen şerbet gibi lezzet katar hayatımıza… İşte o anda gerçek acılar ile bilinçaltında üretilmiş acıları ayırt etmeyi öğrenir insan…

Maddi ya da manevi yaşadığımız sorunlara, bakış açımızı değiştirip onları bir lütuf olarak görmek zordur elbet… Oysa bunu yapabilirsek, aslında bir usta tarafından hamur gibi yoğurulup, onca çabanın karakterimizin kıvamı için harcanan bir süreç olduğunu anlayabiliriz…

O ehil ustanın elinde, şımarıklığımızın, gereksiz tafralarımızın, hayat denen kısıtlı zamanı boşa harcamanın; yaşamımızı ne kadar zorlaştırdığını görüp, yaşamın sadece soyut ya da somut kazanç sağlamaktan ibaret olmadığını öğreniriz…

İşte o zaman, yaşadığımızı sandığımız bu hayatta kendimiz dışında güvendiğimiz her şeyin ne kadar gereksiz ve anlamsız olduğunu fark ederiz… Karşılaştığımız her insanın, en az bizler kadar zor zamanlardan geçtiğini, herkesin kendince haklı bir yanı olduğunu öğreniriz…

Yaşamın stresinde yoğrulmuş insanları uzaklaştırmayın kendinizden… Aksine, sevebildiğiniz kadar sevin onları çünkü onlar, durgun berrak su gibidir… Sakin, sessiz, duru… Kötü davranış nedir bilmezler… Oyun oynamaz, yormaz, aklınızı karıştırmazlar… Toplumun, kapital sistemin baskısından uzak; neyi, niye istediğini bilendir onlar…

Sözün özü… Hazır bayram gelmişken, ülkenin gerek siyasi gerek ekonomik sıkıntılarından uzak bayram tadında sevgilere ihtiyacımız var bu ara… Hem de eski bayramlar tadında…


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA