GEÇMİŞİ İRDELEMEYEN GELECEĞİ YÖNLENDİREMEZ


Bu makale 2019-08-01 17:05:56 eklenmiş ve 65 kez görüntülenmiştir.
ATİLA GÖRDÜK

 

Merhaba Urlalılar,

Günlerdir ulusal basında, televizyonlarda, kişisel sohbetlerde başlıca konu Rus S-400 füze sistemleri. Parçaları uçaklarla geldi, geliyor. Füzeler ise güvenlik nedeniyle deniz ve kara yolu ile ulaştırılacakmış. Bir sevinç, şişinme, böbürlenme sorma gitsin..! Niye bu sevgi, bu aşk? Putin'leştik birden bire. Çok mu özlemişiz yeni çarları? Amerika’dan yakamızı sıyıralım derken Rus'un dümen suyuna mı giriyoruz? Geçmişimizin anımsatılması gereken en önemli yılları 19.ncu Yüzyılın sonları ile 20.nci Yüzyılın ilk çeyreğini kapsayan dönemdir. Neler olmuştur bu yıllar içerisinde? İsterseniz kısaca irdeleyelim..!

1877-1878 yıllarında, eskilerin 93 Harbi dedikleri Osmanlı-Rus Savaşları yaşanmıştır. Padişah II. Abdülhamit'in tahtta olduğunu da anımsatmakta fayda vardır. Çöküş yıllarıdır ve Avrupa'nın Osmanlı toprakları üzerinde ki hesaplarının iyice netleştiği bir süreçten geçilmektedir. Balkanlardan ve Kafkasya'dan Osmanlı'yı sıkıştıranlardan biri de işte bugün yere-göğe sığdıramadığımız Rus'un dedeleridir. Sonuçta İstanbul Çatalca'ya kadar ilerleyen Rus orduları, Avrupalıların da araya girmesi ile Yeşilköy'de durdurulabilmiş ve Ayestefanos antlaşması ile de Kars, Erzurum, Erzincan, Ağrı çevrelerini kapsayan vatan toprağı 40 yıl sürecek bir esarete mahkûm edilerek Rus'a verilmiştir.

II. Dünya Savaşında da benzer durumla karşı karşıya kalan Türkiye, Hitler’in SSCB'ye saldırısının sonucunda işgal hareketinden kurtulmuştur. Kars, Ardahan sınırı boyunca dizilmiş olan 40 tümenlik bir Rus ordusu Hitler'in saldırılarını karşılayabilmek için daha sonra Moskova önlerine sevk edilmiştir. Savaş sonrası galip devletlerarası görüşmelerde SSCB Devlet Başkanı Stalin Türkiye'den de Boğazları istemiş idi. O gün Rusya'nın amacı ne ise bugün de odur. Çarlar ve Stalin neyi amaçladıysa Putin'in de amacı odur. Dikkatlerden kaçmamalı. Gelelim S-400 füzelerine, nereye konuşlandırılacaklar? Büyük bir olasılıkla Ankara'ya..! Bu da Ankara'nın hedef haline gelmesi demektir. Bu konu da iyice irdelenmelidir.

Ayrıca Rus haber ajansı Sputnik destekli RS FM'de program yapan Zafer Arapkirli'nin programları askıya alındığı gibi köşe yazılarından bazılarının kaldırılması istenmiş ve kaldırılmıştır. Neden acep?

Sayın okurlar..!

CHP İstanbul İl Başkanı yiğit Bayan Canan Kaftancıoğlu da Demokrasi-Atatürkçülük nöbeti tutmakta ve direnmektedir.

Direnir çünkü 1923 Atatürk Cumhuriyeti'nden önce kurulan Kars Kafkas Cumhuriyeti torunudur O.

Çok sesli Tunç Soyer de İzmir Kadifekale'de kadınlar pazarı ve kadınlar kooperatifi kuruyor. Aracısız üretici-tüketici pazarı..! Tek sesli politikacıların peşine takılmak mıdır Atatürkçülük? Bir başka gelişme de Tunç Soyer'in Birleşmiş Kentler Yerel Yönetim üyeliğine seçilmesidir..!

KÖRFEZ'DE ABD ÜSTLENMESİ İŞGAL Mİ?

Anımsadığım kadarı ile 7 yıl önce ABD'li bir profesör şöyle konuşuyordu ''yakın bir zamanda ABD ve yandaşları Suudi Arabistan'ı işgal edeceklerdir'' O zamanlar ABD Başkanı Kenyalı Hüssein Barack Obama'ydı. Şimdi ki başkan Trump İsrail yanlısı ve sattığı silahlarla Suud'ları ağır bir borç yükünün altına sokmaktadır. İran ile olan düşmanlığı sürekli canlı tutarak bölgede kendisinin vazgeçilmezliğini hissettirme uğraşındadır. Arap Yarımadası’na 500 ABD askerinin daha yerleştirilmesi de dikkate şayandır.

MERSİN AKKUYU NÜKLEER SANTRALİNDE ENDİŞE VERİCİ GELİŞMELER..!

Söz konusu santralin temel inşatlarında meydana gelen çökmeler endişe içinde takip edilmektedir. Yapılacak en küçük yanlışın çok büyük facialara yol açacağını unutmamak gereklidir.

Sinop'ta kurulması planlanan nükleer santralin yapımı ise ertelendi. Ertelenme nedeni açıklanmalıdır.

Politikacıların halktan gizledikleri gerçeklere devlet sırrı yaftası yapıştırarak olayları çarpıtmaları ise affedilecek bir durum değildir.

Değerli Yurttaşlar..!

Yaratıcı ayetleri ile insanoğlunu uyarmıştır. Düşün, aklını kullan ..! 1986'da Çernobil'de meydana gelen nükleer kazanın etkileri hala devam etmektedir. Yalnızca Çernobil mi? Tabi ki hayır. Kuzey rüzgârlarının sürüklediği radyoaktif madde yüklü bulutlar Karadeniz kıyılarında ki tüm ülkeleri ve de ülkemizi etkiledi. Fındığı, çayı zehirlenmiş ülkemizde kanser patlaması yaşandı. Hala aklımız başımıza gelmedi.

Ardı arkası kesilmeyen ölümler nasıl uysallaştırdı bizleri? Nasıl bu kadar kaderci olduk? Artık hiç kimse ah vah edip, ağıt yakmıyor. Denizlerimizde yaşanan mülteci ölümleri, trafik kazaları, kadın cinayetleri, sellerde yitirdiğimiz çocuklar, heyelanlarda kaybettiğimiz canlar..!

Ülkemizde bunlar yetmiyormuş gibi bir de sahte içki cinayetlerine tanık olmakta..! 2003'den beri alkole yapılan zam oranı  %700'leri bulmuştur. Alkol tüketen vatandaşların bütçelerini aşan bu rakamlar, kaçak içkiye yönelmeyle çözümlenmeye çalışılmaktadır. Adana, Mersin, Osmaniye civarında kaçak içkiden ölen sayısı bir kaç gün içinde yirmili sayıları geçmiştir.

Dünya yaşamının gerçeği olan alkol ve benzeri ürünlerin tüketimini azaltmak için fiyatlarını artırmak çözüm değildir. Artırılan vergiler insanlarımızın yaşamlarını da tehlikeye atmaktadır.

 Sayın Yurttaşlar, son bir soru ile söyleşimizi sonlandıralım: Yakın tarihte, TBMM'sinde yemin töreninde AK Parti milletvekillerinin ayakta alkışladığı CHP Genel Başkanı kimdir? Ve bu sevgi, saygı, hürmet nedendir?

Sağlıcakla kalın…

Atila GÖRDÜK

İletişim: 0546 678 86 78


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA