YERYÜZÜNÜN İYELERİ


Bu makale 2019-08-01 17:04:54 eklenmiş ve 218 kez görüntülenmiştir.
Doç. Dr. Levent Tuğrul

 

“İye” bence Türk dilinin en anlamlı ve güzel sözcüklerinden biridir. Anlam derinliği, en eski inanç sistemlerimizden kaynaklanıyor olmasından. “Aslında her şeyin bir ruh ve ruhun da ölümsüz olduğu” düşüncesine odaklanan bu sistemlere genel olarak “Animizm” (Anima / Animus = Latince Ruh) adı veriliyor. Yere ve zamana göre Animizm birbirinden oldukça farklı ayrıntılar, gelenek ve göreneklerle o çağın toplumlarına özgün kimliklerini kazandırmış. Anadolu’dan İndus Vadisi’ne, Türkmenistan’dan Mısır’a uzanan (en geniş anlamda) Orta Doğu diyebileceğimiz, tarıma geçiş ile kalıcı bir yerde kentleşmenin ilk başladığı merkezi bölgede, yerini tapınak dinlerine bırakmış. Ancak göçer – konar, çobanlıkla yaşayan (pastoralist) Avrasya kültürlerindeki izleri ve geçerliliği günümüze dek sürmüş. Bu inanç sisteminde, ölümsüz olan ruhlar, dağ, deniz, bir canlı vb gibi görünebiliyor. Hatta işlevler (fonksiyonlar) de, kendi başlarına bir güç, olup çeşitli ruhlar kabul ediliyor. Örnek olarak, Öd (zaman), Töz (müktesebat), Kut (mutluluk) vb de birer ruhtur. Kısacası var olan her şey, kendine özgü bir “Anima” oluşturur. Ancak ayrıca bir “İye” si de var olabilir, ki bu da “koruyucu ruhu” anlamına gelir. Günlük yaşamda ise, bir şeyin iyesi, onun sahibi olarak algılanır.

“Yeryüzünün İyeleri” deyimiyle, dünyanın koruyucu ruhları ve “sahipleri (!)” anlatılmaktadır.

Biyoloji, çevre, ekosistem çalışmaları ile uğraşan tüm araştırıcıların aklına gelen en önemli sorulardan biri de, “Yeryüzünü oluşturan unsurlar nelerdir ve bunların miktarları ne kadardır?” olmuş. Yani dünyanın her açıdan bir envanterinin çıkartılıp, değişen yer ve zamana göre izlenmesi gerektiğini düşünmüşler. Bu, ancak tüm deneysel bilimlerin bir arada çalışıp, eldeki teknik verileri ortak değerlendirmeleri ile ulaşılabilecek, çok zor bir amaçtır. Günümüzdeki geniş veri tabanlı bilgi işlem olanakları böyle zorlu bir çalışmayı olabildiğince doğru bir şekilde başarma yolunda ilerliyor.

2018 Yılında ABD Ulusal Bilimler Akademisi’nin dergisinde (PNAS / Proceedings of the National Academy of Sciences) Bar – On, Y.M. ve arkadaşlarının dünyanın canlı kitlesinin (biyo – kitle / bio – mass) oluşumunu türler ve miktarlar olarak analiz etmeye yönelik ilk geniş kapsamlı çalışma yayınlandı (Bar-On,Y.M. et al, PNAS 115, 25). Şimdiye dek “biyo-kitle kompozisyonu” hakkında yapılan benzeri çalışmalarda, dünyada önemli yer tutan mikroorganizmalar ayrıntılı olarak ele alınamamıştı. İşte bu öncü çalışma ve 2019 da yayınlanan veri tabanı, bize “Yeryüzünün İyeleri” nin kimler olduğunu gerçek yüzü ile göstermekte ve son 300 yıldır dünyayı her açıdan strese sokan insanın yerini de bilimsel olarak ortaya koymaktadır.     

Çalışmada her canlı türünün biyo – kitle içindeki yeri “karbon miktarı” olarak ele alınıp, istatistiki hesaplamalar yapılmış. Buna göre yeryüzündeki biyo-kitlenin toplamı 550 Gt (1 Gigaton = 1 Milyar ton) dur. Bitkiler, bu toplam canlı kitle içinde, 450 Gt (% 81,9) ile yeryüzünün gerçek iyesi olarak öne çıkmaktadır. Buna bir de bitkilerin dünyadaki en öncül canlılardan biri oluşunu eklersek, dünyanın gerçek sahibinin kimler olduğu çok açık olarak görülebilir. Bitkilerin ardından sırasıyla Bakteriler 70 Gt (% 12,8) ve Mantarlar 12 Gt (%2,2) gelmektedir, ki bunlar da bazı biyoloji ekollerinde bitki olarak kabul edilebilmektedir. Toplam mikro organizmalar (Bakteri ve Mantarlar dahil) 93,2 (% 17) dir. Hayvanlara gelince, toplam olarak, canlı kitlenin ancak 2Gt (% 0,36) sını oluşturuyorlarmış. Bu 2 Gt’ luk canlı kitlenin yarısı (1 Gt) eklem bacaklılar oluyor. İkinci sırada 0,7 Gt (% 0,13) ile balıklar geliyor. Kendini dünyanın tartışmasız sahibi gören İNSAN, bu hesapta, yeryüzünün toplam canlı kitlesi içinde biyolojik olarak, ancak 0,06 Gt (% 0,01) lik bir yere sahip. Beslenme amacıyla yetiştirdiği hayvan stoğu, 0,1 Gt (c. % 0,02) ile kendi kitlesinin iki misli. Vahşi hayvan kitlesi ise 0,007 Gt (% 0,001) e düşmüş, yani kabaca yok olmasına ramak kalmış. Bu çalışma ne kadar hatalı olursa olsun, yeryüzündeki canlı kitlenin % 99, 99 unun (549,94 Gt), % 0,01 (0,06 Gt) tarafından sömürülmekte olduğunu gösteriyor.

İnsanın tek yönlü adalet anlayışına karşı, “Yeryüzünün İyeleri” biyolojik bir yanıt vermeye kalkışsa, tüm varlıkların Tanrı’sı kimin tarafını tutardı?


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA