Yenilenebilir Enerji Küresel Isınmaya Çözüm Olabilir Mi?


Bu makale 2019-07-04 19:35:02 eklenmiş ve 213 kez görüntülenmiştir.
Prof. Dr. Ali Nezihi Bilge

 

Hayatımızı sürdürebilmek için enerjiye ihtiyacımız var. Peki, kullandığımız enerji yaşadığımız gezegeni nasıl etkiliyor? Yaşanan çevre felaketlerini düşünecek olursak ortada bir problem olduğu gün gibi ortada. O halde çözüm yenilebilir enerji olabilir mi?

Isınma, aydınlanma ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek için enerjiye ihtiyaç duyuyoruz. Bu enerjiyi nasıl sağladığımız konusuna gelirsek de enerji sağladığımız kaynakları, yenilenemez ve yenilenebilir olarak iki ana başlık altında toplayabiliriz. Yenilenemez enerji kaynakları, en yaygını petrol olmak üzere doğalgaz ve kömür gibi fosil yakıtlardır. Bir diğer yenilenemez enerji kaynağı ise nükleer enerjidir. Yenilenemez enerji kaynaklarının tam karşısında ise yenilenebilir enerji kaynakları yer alır. Yenilenebilir enerji kaynakları derken güneş, rüzgâr, su ve biyokütle ile biyogazı kapsayan biyoenerjiyi kastediyoruz.

İlk olarak fosil yakıtlardan başlayalım.

Petrol, kömür ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarını fosil yakıtlar olarak tanımlıyoruz. Enerji raporlarına göre gezegenimizdeki enerji ihtiyacının %78,3’ü bu fosil yakıtlardan, %19,1’i yenilenebilir enerji kaynaklarından ve %2,6’sı nükleer enerjiden karşılanıyor. Fosil yakıtların bu kadar tercih edilmesinin sebebi, petrol üzerinden gidecek olursak depolanması, taşınması ve dağıtımının diğer enerji kaynaklarına oranla daha kolay olmasıdır. Ancak unutulmamalıdır ki fosil yakıtlar yenilenemez enerji kaynaklarıdır ve gezegenimize ağır bir yük bırakır. Neden olduğu sera gazı salınımının gezegenimize verdiği zarar yetmiyormuş gibi bir de uzun vadede daha büyük maliyetlere neden olur.

Peki ya tüm bunların alternatifi nedir diye soracak olursak yenilenebilir enerji kendisini cevap olarak gösteriyor. Yenilenebilir enerji kaynakları, en basit ifadeyle her gün bıkmak usanmak bilmeden doğan ‘güneş’, saçlarımızı savuran ‘rüzgâr’ ve yatağında delice akan, kayaları acımasızca döven ‘su’ kaynaklarıdır, dalgalardır. Enerji ihtiyacımızı karşılamak için kullanılabilen bu yenilenebilir enerji kaynaklara tarımsal, endüstriyel, kentsel ve doğal atıkların dönüşümünü kapsayan biyoenerjiyi de ekleyebiliriz. Bahsi geçen bu kaynaklar, gezegenimizi fosil yakıtlar gibi yormaz.

Gerçekçi olmak gerekirse, ısınma, aydınlanma ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlarımızı karşılamak için kullandığımız fosil yakıtlardan bıçak kesiği gibi bir çırpıda vazgeçmek mümkün gözükmüyor. Ancak koyduğu yenilenebilir enerji hedeflerine teker teker ulaşmakta olan ülke örnekleri de var. Danimarka, 2014 yılında rüzgâr enerjisini kullanarak toplam enerji ihtiyacının %39,1’ini temiz enerji kaynaklarından sağlarken Birleşik Krallık ve Almanya da enerjisini rüzgârdan sağlama konusunda önemli başarılara imza attı. Elektrik üretiminin %99’unu yenilenebilir enerjiden sağlayan Kosta Rika ile birlikte Uruguay da bu konuda güzel bir örnek olarak verilebilir. Uruguay, enerjisinin %94,5’ini yenilebilir enerji kaynaklarından sağlarken bu başarıyı 10 sene gibi kısa bir süreçte elde etti. Bu ülkeler, yenilenebilir enerjiye geçişin hayali bir proje olmadığını açıkça gösteriyor.

Dünyanın dört bir yanında rota yenilenebilir enerjiye çevrilmiş durumda. Peki, ya Türkiye? Ülkemiz bu saydığımız yenilebilir enerji kaynaklarının çoğunda bolluk yaşasa da farkındalık ve yatırım düzeyinin düşük olduğunu söyleyebiliriz. Sözgelimi, ülkemizin yüksek düzeydeki yenilenebilir enerji (rüzgâr, güneş, su ve jeotermal) kapasitesine rağmen, TÜİK’e göre 2014 yılı itibariyle enerjimizin neredeyse %80’inin sürdürülemez enerji kaynaklarından elde edildiğini görüyoruz. Bununla birlikte fosil yakıtlarda dışa bağımlılığımız söz konusu. Temel enerji ihtiyaçlarımızı karşılamak için dışarıya bu denli bağımlı olmak zorunda değiliz. Örneğin, ısınmayı ele alalım. Özellikle güneydeki illerimiz başta olmak üzere kullanım olasılığı olan bölgelerde, ısınmak için güneş kollektörleri kullanılacak olursa fosil bir yakıt olan doğalgazın kullanımı düşürülerek dışa bağımlılık azaltılabilir. Keza, elektrik üretimi için daha çok kullanabileceğimiz rüzgâr enerjisi Balıkesir, İzmir, Manisa, Hatay ve Çanakkale illerinin çevresi başta olmak üzere Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerimizdeki elektrik ihtiyacının yüzde 100’ünü olmasa da önemli bir kısmını karşılayabilir. Bu şekilde hem yerel kaynaklar kullanılmış olur hem de işsizliği azaltmak için istihdam alanı yaratılabilir.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA