YALAKA


Bu makale 2019-06-27 14:57:04 eklenmiş ve 250 kez görüntülenmiştir.
Göksel Kayseri

 

Yalaka, her daim karşımıza çıkabilecek, kendi işlerini yaptırmak için "sen aslansın, sen kaplansın, öldürseler acımaz" gibi damar laflarla insanları gaza getiren ve işi bittikten sonra yüzüne bile bakmayan insan modelidir.

Bunlar kiminle işi varsa, işi bitene kadar, işini halledecek kişiye "kral" gibi davranırlar. İşte buna “halis muhlis yalaka” denir.

Menfaat görünce dili bir karış dışarı çıkararak koşan, önüne ne gelse yalayan kişilerdir. Bunun yağcı modeli de ortalığı pek bi batırır.

Başkasının yazdığı yazılara destek veren ama kendisi hiç bir şey yapamayan sanal ortam yazarlarının yaptığı iş için de bu sıfat rahatlıkla kullanılabilir.

Bu tür insanlar her zaman mevcuttur. Yalakalık yaptığı insan bir şey söyler "offff be abii ne koydun lafı, ne söyledin beee" şeklinde cümleler kurar. Ömür billah başka laf konuşamaz. Karakteri de oturmaz. Mizacı da… Mal gelmiş, mal gidecek tiplerdir.

Ortamda kendilerini popüler tutmak için olur olmadık senaryolar yazıp, onu yaşarlar. “abi bir şey duydum, bomba”, “duydun mu?”, “bilmediğin bi şey var” klasik ilgi yaratan cümleleridir. Gerçek  -yalan araştırmadan, ha bire laf kuryeliği yapıp, ortam gererler. Sonra da birbirine giren kişileri uzaktan keyifle izleyip bu malzemeyi başkalarına pazarlarlar.

Her dakika "acaba beni de bir gün iyi yerlere getirir mi?" düşüncesiyle bir başkasının yanında durur. O’nu över, kollar, o'na gelebilecek her türlü saldırıya karşı kendini siper eder. Asalak yaşam tarzı sürer, yapıştığı kişiyle. Bu gibi durumlarda boynuz kulağı genellikle geçmez. Çünkü daha dikkatli davranır güçlü olan. Diğeri zaten kişiliğini kaybetmiştir, başka ne kaybedebilir ki? Bizim çaresiz yavrumuzu kullanır kullanır, işi bitince de sallar bir köşeye. Sonra bu canlı tekrar güçlenir, yeni bir ev arar kendine ve aynı döngü defalarca sağlanır.

Haksız rekabete yol açtıkları için sevilmezler ancak genellikle yükselmeyi becerirler. Tabi benim gibi yalakalardan nefret eden birine rastlamazlarsa. Bazen insanın sırtının sıvazlanması hoşa gider, fakat buna kapılıp gitmemek ve yalakalara prim yaptırmamak gerekir.

“Kral bir gün soytarısını çağırmış ve canının patlıcan istediğini söylemiş. Soytarı aşçılara uzun uzun patlıcanın faydalarını anlatmış; onlarca çeşit patlıcan yemeği yaptırmış.

Ertesi gün kral patlıcan yemekten bıkmış ve sofrada bir daha patlıcan görmek istemediğini söylemiş.

Soytarı bu kez yine aşçıları toplamış karşısına ve patlıcanın tokluk hissi vermekten başka hiçbir işe yaramadığından söz etmiş. Bir daha sarayda asla patlıcan yemeği pişirilmemesini tembihlemiş.

Aşçıbaşı sinirlenmiş: “be adam, daha dün patlıcanın faydalarını anlata anlata bitiremiyordun, bugün yerden yere vuruyorsun. Hangi dediğine inanalım?” soytarı gülmüş: “siz benim söylediklerimin hangisinin doğru olduğunu tartışacağınıza, ne diyorsam onu yapın. Çünkü ben patlıcanın değil, kralın soytarısıyım!”

Bu durumda yalakalara prim veren, sürekli yanlış bilgi saldırısı altında olduğundan gerçekleri göremez ve yalnızlaşır. Yalnızlaştıkça etrafında sadece yalakaları kalır ve herkesi kendine düşman görür. Oysa, gerçek öyle olmayabilir. Portakal mavi ve acı değildir. Bunu anlamanın en kolay yolu gerçeklerin peşine düşmek, yalakaları aradan çıkarıp, birebir iletişim kurmaktır.

Hadi rastgele…


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA