Yine de Umut!


Bu makale 2015-03-05 13:47:28 eklenmiş ve 1556 kez görüntülenmiştir.
Samet SEVER

Duygusalım bu hafta. Ülkede yaşananlar ister istemez etkiliyor hayatımızı. Bazen üzüyor bazen sinirlendiriyor ama çoğu zaman şaşırtıyor. Çok konuştuk siyasetten, gündemden ama az konuştuğumuz şeyler en çok üzdü bizleri. İşte onlardan biri de Gamze Akbaş…

     Gamze Akbaş deyince pek çoğunuz anımsamadı bile, hatta belki de kimse hatırlayamadı. Bir dönem ekranlarda çokça dillendirildi, canlı yayınlara çıktı ama o da hayatın akışıyla kaybolup gitti. Bir magazin malzemesi değildi ya da gündem oluşturacak konuya sahip değildi. Pek çok insanın yaşadığı bir hastalığa sahipti sadece ve bunu herkesten farklı bir biçimde anlattı dünyaya, insanlığa daha doğrusu oğlu Atakan’a.

     İlk olarak İzmir’de yani yanı başımızda oğlu Atakan’a yazdığı mektuplarla gündeme geldi Gamze. 32 yaşında bir bankacıydı ve lösemiyle mücadele ediyordu. Yakalandığı hastalıktan kurtulmak için kemik iliği bekliyordu, bu onun için ölüm kalım savaşıydı, bir mücadeleydi çünkü ardında bırakacağı küçük Atakan vardı… O dönem 3 yaşındaki oğlu için hazırladığı ’Birlikte uzun yaşayalım’ sloganını taşıyan bloğunda oğluna ve ailesine yaşama sevincini ve direnme gücünü anlatmaya başladı Gamze. Özellikle oğlu için kaleme aldığı “seyahate giden anne gibiyim” başlıklı yazısı sosyal medyada çokça paylaşılarak ilik nakli konusu ön plana çıktı. İlik nakli donörlüğü o denli zordu ki; aile içinden yüzde 1, aile dışından ise 40 binde bir kişinin iliğinin tutması ihtimali bulunuyorken, en fazla ilik donörü bulunan İstanbul’da bile sadece 27 bin bağışçı bulunuyordu. 80 milyona yaklaşan nüfuslu Türkiye için samanlıkta iğne aramaya benzeyen bu durum, olayın zorluğunu herkesin dikkatini çekmişti. Bu durum sonrasında Ozan Güven, Hande Yener, Ezgi Mola, İlkay Akkaya, Berna Laçin, Işın Karaca, Okan Bayülgen gibi pek çok ünlü isim Gamze’nin çığlığını takipçilerine duyurdu. ’Seninleyiz Gamze’ adlı sayfaların dışında onlarca blog da oluşturuldu ve ilik donörü olmak için yapılacak başvurularda yığılma olmaması için bile ’organize olup liste oluşturma’ çalışmaları yapıldı. Gamze bu destek sonrası hep aynı şeyi söylüyor, sadece ben değil bu hastalıkla mücadele eden herkes desteklenmeli, herkes için bir şeyler yapılmalı diyordu. İnsanlar hastanelere koştu, donör olmak istedi ve birkaç gün belki de hafta bu hastalığın gündemde tutulması sağlandı. Sonra ise yine pek çok mühim(!) devlet meselesi ile unutulup gitti. Kimse donör olmayı bırakın kızılaya kan bile bağışlamadı…

     Peki, bugün ne oldu, son dakika haberlerinde iki satırlık bir yazı “Lösemi hastası Gamze Akbaş hayatını kaybetti.”… O da pek çok ölen kanser hastası gibi iki satırlık haberle son yolcuğuna uğurlandı. Peki, biz bilinçlendik mi? Kan bağışı, organ bağışı konularında bir şeyler öğrendik mi? Hiç sanmasam da umarım demekten başka bir şey gelmiyor elden. Gamze Akbaş bir anneydi, geleceğe dair umutları vardı hem de Atakan’ı ile… Ama olmadı bu koskoca ülkede ona donör bulamadık, onun gibi pek çoğuna bulamadığımız, bulamayacağımız gibi. Ama ben yine de umut var diyorum. Gündelik tartışmaları bırakıp, insanı insan olduğu için seversek bir gün; o zaman birbirimizin arkasını kollamaya başlayabiliriz… O günün çabuk gelmesi için de dua etmekten başka ne gelir ki elden? Biraz duygulanmak, belki de ağlamak için Mabel Matiz’den gel şarkısı eşliğinde Gamze Akbaş’ın oğluna yazdığı yazıyı okuyun… Adres aşağıda; yazıyı okumak gelecek için bir adımdır belki de…

 

*** https://atakan310309.wordpress.com/2012/02/03/seyahate-giden-anne-gibiyim/

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA