Ülkemizin İçindeki Durum


Bu makale 2019-06-20 15:20:54 eklenmiş ve 404 kez görüntülenmiştir.
Aliye BOZKURT

 

Aylardır yerel seçim kargaşaları içindeyiz,bir türlü bitmeyen dalaşmalar,polemikler milleti bıktırdı oysa ülkemizin içinde bulunduğu dış tehlikeler çok daha vahim boyutlarda ülkemizin etrafındaki dış tehditler ürkütücü bir halde gelişiyor.

Doğu Akdeniz de Kıbrıs Rum yönetimi bölgeyi parsellere ayırıp uluslar arası enerji şirketleri ile anlaşmalar yapılmasında ev sahibi rolü almış,arkasında ABD,İsrail ve ona destek veren İng.vs.gibi küresel vampirler var.

ABD.nin S-400 ler hakkındaki davranış ve küstah tavırları,Akdeniz bölgesindeki petrol ve doğalgaz için yapılan entrikalar,sert söylemler dahil hepsi de ülkemiz için tehlike oluşturuyor.ABD. bölgede 10 savaş gemisinin ve 130 savaş uçağının olması bölgeyi her an karıştırma düşüncesinde olduğunun bir göstergesidir.

Bölgede ABD-İsrail-Rum kesimi- girişimli sondaj çalışmaları Yahudi kökenli Amerikan Exxon mobil şti.gaz aramalarını sürdürüyor,zengin yatakların olduğu doğu Akdeniz bölgesini 12 ayrı bölüme ayırmışlar, o bölgeden, 18 yılda 9 milyar dolarlık bir gelir elde etmeyi amaçlıyorlar,Kıbrıs Rum bölgesi üzerinden yapılan işlemlerde diğerleri perde arkasındalar, ilk defa 2011 yılında Afrodit bölgesi olarak bilinen bölgede gaz yatağı bulunduğunda yapılan anlaşmalardaki finans kaynaklarının ise Katar ve Mısır olduğu belirtiliyor, bölgedeki aramalar ABDli Exxon Mobil ve Amerikan Noble enerji sti.tarafından yapılıyor.

Baf bölgesinin 36.50 deniz mili açığında ise bizim Fatih arama gemimiz TPAO işbirliği ile bölgede aramalar yapıyorlar.

Kıbrıs garantör ülkesi olmamızı ve kıta sahanlığı egemenlik haklarımızı görmezden gelen bu küresel vampirler,o bölgede BM.nezdinde “münhasır ekonomik bölgemiz” olduğunun tescil ettirmediğimiz için bizleri o bölgeden dışlamak istiyorlar,her yöndeki tehditlerini devam ettiriyorlar,savunma alanlarımızı korumak adına alınacak S-400 lere işlerine gelmediği içinde karşı çıkıyorlar.Doğu Akdeniz üzerindeki egemenlik haklarımızdan vazgeçmemizi tehditle açıklıyorlar.

Tacikistan- Duşanbe kentinde yapılan Asya güvenlik işbirliği toplantısında Rus lider Vladimir Putin “suriyede toprak bütünlüğü korunarak siyasi çözüm bulunmalı ve Suriyeliler kendi ülkelerine geri dönmelidir”açıklaması yapıp,o bölgedeki terörist unsurlardan oluşturulan kantonlardaki yabancıların gitmeleri gerektiğini belirtmiştir.Tabi bu ABD ve diğerlerinin işine gelmez,zira gözlerini doğu Akdenizdeki doğalgaz ve petrol yataklarına diktikleri,Hazar denizi altındaki bulunan geniş petrol yataklarını sömürmek için bölgede at koşturuyorlar.

Ay sonunda Osaka’da yapılacak olan G-20 zirvesi var,oradan da umut vadeden bir sonuç çıkar mı bilinmez küresel vampirlerin çaldığı düdükler, entrikaları hep baştadır, yaptıklarına diğer ülkelerin sessiz kalması neticelere insanlık adına olumlu yansımaz her zaman olduğu gibi dünyayı parmaklarında oynatırlar,öte yanda menfaatleri gereği onlara boyun eğenlerde hiç ses çıkarmazlar düzen ayni devam eder gider maalesef…

ABD önderliğinde ve diğer ülkelerden oluşmuş, emperyalist ittifaka tabi ülkelerin büyük bir iştahla Ortadoğu bölgesinde at oynattığı,kendi menfaatlerine bekledikleri sonuç için her türlü kaynak seferber ediliyor,her türlü irili ufaklı hainler de devreye sokularak adeta orada insanlar ve ülkeler birbirine kırdırılıyor diyebileceğimiz bir düzeni hayasızca devam ettiriyorlar.Bütün dünya sanki onlarınmış gibiler

Bölgedeki yaşanan çatışmalar,yapılan savaşlardan en kârlı çıkan tek bir şey var o da,ABD destekli İsrail'in giderek bölgeye hakim konuma getirilmesidir,İsrail Jerusalem Post Gazetesinin açıklamasına göre,Mavi Bayrak projesi kapsamında Yunan helikopter ve savaş pilotlarının İsrail'de eğitim aldığını, bu ortak savunma işbirliği çerçevesinde bir çok savaş ve savunma plânlarını birlikte yürüteceklerini açıklayan gazete,daha önce de böyle bir çalışmayı da Yunanistan'ın Olimpos dağında yaptığı ve bu yöndeki savaş taktikleri ve savunma eğitimi alan İsrailli pilotların,Olimpos'ta 11 günlük süren bir  savaş eğitimi aldıklarını yazmıştı,yapılan savaş eğitimlerinin ve tatbikatlarının olduğunu oradaki,Olimpos -Larissa hava üs komutanı Albay Dimitris Stephzanki de doğrulamıştı haberde,demek yaptıkları bu tatbikatları doğu Akdenizdeki petrol aramalarında engel olabilecek ülkelere savaşla karşılık vermekmiş asıl niyetleri,şimdi daha iyi anlaşılmaktadır.Nato’yu kendi arka bahçesi gibi gören ABD başı çekiyor,diğerleri de hep onunla menfaatleri için birlikteler.

Yunanistan'da Syriza bile seçilmeden evvel Filistine destek verdiğini açıklarken,seçildikten sonra İsrail'in yanına dönerek onunla işbirliği alanlarına girdiğini açıklaması, bu yöndeki savunma anlaşmalarını yapması ortak savaş stratejileri içine girmesi oldukça manidar değil midir,bölgedeki kurdukları tablo açıktır…

Yahudilerin büyük peygamberi Yeşeya'nın, Tannah'ta(Tevrat) açıkladığı bu doğrultudaki kehanetlerinde  Mısır ile Babil , yani bugünkü Irak ve Şam'da kurulacak olan kutsal bir devletten bahsederek belirttiği , "Mısır ve Asur arasında bir yol olacak,birlikte olacaklar ve birlikte tapınacaklar, diyerek kurulmasını işaret ettiği  kutsal devletinin tanıtımını yaptığını biliyoruz... Bu günkü yapılan bütün savaşlarında tam da hep bu bölgelerde olduğunu ve yaşandığını nasıl göz ardı edebiliriz ki,Bu kehanete göre İsrail merkezli,sağında Irak,solunda Mısır olan ve Nil'den(Mısır) Fırat'a kadar yayılan bir devletten, oraları da İsrailoğullarının yöneteceğinden bahsedildiğini de açıkça anlayabiliriz,saklamıyorlar bunu da zaten...

MÖ 2000' li yıllarda adı, HATTİ olan(bu günkü iç Anadolu bölgemizdir)bahsedilen diğer devlet ASUR'un  ise bu günkü güneydoğu bölgemizi kapsadığını anlayabiliriz…

Tevrat'a göre,(Tanah)Yaşeya tarafından, bahsedilen bu  yerlerden de, "Mısır'la, Asur arasında bir yol olacak,oraları da İsrailoğulları yönetecek,birlikte tapınacaklar,Mısır,Asur ve İsrail üç ülke olacak,dünya bu üçü sayesinde kutsanacak "  dendiğini de düşünecek olursak,kehanete göre İsrail merkezli,sağında Irak,Solunda Mısır,Şam olan ve Asur ile birleşecek olan kutsal bir devletten bahsedilmektedir.Mısır’a İsrailoğullarının bu öfkesinin altında ise o dönemlerdeki 400 yıllık kölelik ve esaretinin bulunduğunu açıkça yazan kehanette, Yeşeya ,günün birinde mutlaka," Mısır'ı İsrailoğullarının yöneteceğini"  ve oraları ikinci bir İsrail yapacaklarını söylemektedir…

Günümüzde bu bölgedeki yaşanan savaşlarla,oluşturulan koridor şeklindeki yapılanmalarla ve bölgenin adeta bu doğrultuda  dizayn edilmesiyle bu coğrafya üzerindeki amaçladıkları hayallerinin tam da bu doğrultuda olduğunu,buna göre şekillendirmeyi düşündüklerini de açıkça anlıyoruz ki,zaten aynen  dedikleri şekilde de bu bölgeyi adım adım bu doğrultuda dizayn ediyorlar!...

Bölgedeki büyük İsrail hayalinin,Bağdat'tan,Nil'e kadar adeta bir köprü olacağı bunun başında da İsrail'in yer alacağı durumu oluşturacakları anlaşılıyor. Günümüzde Orta doğudaki bu coğrafyada yaşananlara baktığımız zaman bu kehanetin belki de yarısı günümüzde gerçekleşmiş durumdadır denilebilir, Kaddafi düşürülerek iç savaş çıkarılmış,Mısır'da yönetim değiştirilmiş ve içten içe kendini vuruyor,Şam'da savaş ve belirsizlikler var,şekillendirilmeye çalışılıyor ve o bölgedeki ülkeler karıştırılıyor Yeşaya'nın,Tannah'ta(Tevrat)dendiği gibi,kardeşi,kardeşe,komşu,komşuya,kent,kente, ülke,ülkeye karşı savaşacak" deniyor ya,adeta bu kehanetteki anlatılanlar günümüzde aynen yaşanmıyor mu,Sanki gizli bir güç sinsice bu senaryoyu uygulamak için ne gerekiyorsa yapmıyor mu?...

Orta doğudaki coğrafyada bütün olup bitenlerin neticesi de, İsrail'e "Teo,Stratejik-Güç" kazandırdığı da açıkça görülebiliyor denilebilir...

Günümüzdeki yapılan savaşlara,yaşanan olaylara,bölge ülkelerindeki tüm yaşananlara geniş detayları ile  çok uluslu boyutuyla bakıp, gidişatın seyrini de göz önüne alarak, değerlendirmelerinizi de ona göre yaparsanız,"Mısır ile Asur  arasında bir yol olacak" (Asur, güneydoğu bölgemizdir)denilmesinin derin  anlamını daha iyi anlayabilirsiniz..

Göz diktikleri toprakların,İsrailoğullarının "Vaadedilmiş topraklar"olarak belirlediği,Fırat nehri ve onun havzasından,Nil nehrine kadar(mısır'dadır)olan yerleri kapsadığını açıkça görebiliyorsunuz.

Ülkemizin büyük bir bölümünü içine alan bu bahsettikleri,"Vadedilmiş Toprakları" bizden almak için de ne kadar hainlik ve yöntem varsa deneyeceklerdir.

Hiç şüpheniz olmasın asıl gözlerini diktikleri yer bizim kutsal vatanımızdır diyebilirim...

Gelişen olaylara, gidişata çok boyutlu ve uluslara arası bakmak, kimin ne yapmak istediğini ne gibi amaçları olduğunu çok iyi anlamalıyız ki vatanımızı ona göre savunabilelim.

Üç tarafı denizlerle ama dört tarafı düşmanlarla çevrili bir ülkede yaşıyoruz maalesef.

Şu aşamada odaklanılması gereken tek şey Vatanımızın birliği,bütünlüğü ve bekası ile üniter yapısının korunmasıdır,vatanımızın kazanılmış değerlerine,misak-ı milli ile çizilmiş sınırlarına,dilimize,dinimize ve bayrağımıza sahip çıkmaktır,bütün çalışmalar ve hamleler bu doğrultuda olmalıdır.

Akılları başa alarak bu vatana sahip çıkmalıyız.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA