URLA BELEDİYE MECLİSİ DE AZ ÇILGIN DEĞİL


Bu makale 2019-06-20 15:19:49 eklenmiş ve 507 kez görüntülenmiştir.
Çiğdem Adalı

 

Geçtiğimiz hafta Urla Belediyesinde yapılan meclis toplantısındaki bir konu hem dillerde hem de basında oldukça yer aldı… Yıllardır akşamüzeri yapılan belediye meclis toplantıları, bu dönem bir şekilde sabah saatlerine alınmış ama belediye meclis üyeleri bu değişikliğe uyum sağlayamamış… Uyum sağlayamadıkları yetmiyormuş gibi bir de meclis toplantısında “Grup kararı ile toplantıların akşamüstü saatine alınmasını talep ediyoruz” demişler… Sizi çılgınlar sizi…“Erken kalkan yol alır” felsefesinde yaşayan Burak Başkanımıza söylenecek söz mü bu? Söz ya da değil neticede meclis üyeleri belki profesyonel mesleklerinde sorun yaşamamak, belki de başka bir sebepten bu talepte bulundular… Peki, bu toplantılar akşam mı olmalı sabah mı?

Yapılan nörolojik çalışmalar, zihnin en açık olduğu ve beynin en verimli çalıştığı saatin sabah 10.00 olduğunu söyler ve hatta ek bilgi olarak en çok yalan söylenen saatinde “15.00 ila 17.00” arası olduğunu ekleyebiliriz… Bunun dışında her yeni gün bizler için bir karar kumbarası hazırlar… Gün içinde giyeceğimiz kıyafetten, yiyeceğimiz yemeğe kadar kararsız kaldığımız birçok konu, kumbaramızın yavaş yavaş boşalmasına sebep olur… Karar konusunda fazla hovarda davranırsak kumbaramız gün içinde iyice boşalarak, akşama doğru yanlış karar alma potansiyelimizi arttırır…

Evet, beynin çalışma şekline göre yaşamak önemlidir zira gününüzü kolaylaştırır ancak bahsi geçen konuda bunun bir önemi yok... Zira meclis toplantıları, bir hafta içinde halkın katılım sağlayamadığı oturumlar ve ayrıca halkın katılım sağladığı iki oturumdan oluşur… Halka açık ilk toplantıda alınması istenen kararlar okunur, ikincisinde ise sadece alınan kararlar oylanır… Bu iki toplantı arasında halka açık olmayan oturumlarda da dilekçelerde bahsi geçen konular tartışılıp karara bağlanır…

Peki, “başkanın toplantıdaki tavrı doğru mu?” diye sorarsanız, yanlıştır… Bana göre “siz olmasınız da olur” havasında ki davranışı, özellikle bir meclis üyesi için “ayağa kalkarak konuş” emir cümlesini kullanması etik değil… Hatta “Ah iyi ki o an da muhatabı ben değilmişim de curcuna kopmamış” dedirtiyor insana…

Bunun dışında, benim ki mesleki deformasyon olsa gerek, yine gittim bambaşka bir yere takıldım... Meclis saati konusu, oylamaya sunulmadan önce başkan telefonunu eline alıp, hiç araştırma yapmadan Atatürk'ün konuşma metnini açıyor... Belli ki toplantı öncesi Başkanımız gündemde olmayan bu maddenin, sözel olarak gündeme getirileceği ile ilgili bilgi almış ve yazıyı okumak için telefonunda hazır hale getirmiş… Bu yazıyı okumadan önce konuşma yapan Sayın Başkan “Seçilen arkadaşlarımızın hepsine saygı duyuyorum ancak takdir edersiniz ki …” diye bir cümle kuruyor… Bir cümle içinde ama ya da ancak gibi bağlaçlar kullanılmışsa bu, “Bir önceki cümlenin anlamı yok” demektir… “Seni seviyorum ama ayrılmamız lazım” gibi bir durum bu… Neticede ayrılığın önüne geçemediğimiz gibi hissedildiği söylenen duygu da bir işe yaramıyor… Sizler de günlük hayatınızda böyle bir duruma düşmek istemiyorsanız “ama” yerine “ve” bağlacını kullanabileceğiniz şekilde cümleler kurmanızı tavsiye ederim…

Gelelim Başkanımızın okuduğu Mustafa Kemal Atatürk’ün TBMM açılış konuşma metnine… Yıllarca devlet kanalında canlı yayın program hazırlayıp sunmuş, hitabet ve diksiyon üzerine defalarca eğitim almış biri olarak “Başkan bizimle deılsın” derken vicdanım oldukça rahat…

Ah be başkan, madem bu yazıyı okumayı aklına koydun, oraya çıkmadan önce birkaç kez sesli olarak yazıyı okuyup ön hazırlık yapsaydın ya… Üstelik o vurgular ne öyle? Vurgu, vurgu değil vurgun yemiş ölü balık gibi… O tarihi güzelim konuşma murdar olmuş… Heyecan yaptığın için beynin mantık bölümü olan frontal lob kendini kapamış, güdülerin kralı limbik sistem devreye girmiş… Bu da, yazıyı okuduğun sırada kendini tehlike altında hissettiğini yani “Acaba doğru mu yapıyorum?” ya da “Acaba yeterince etkili okuyabiliyor muyum?” gibi düşünceler içinde olduğunu hissettiriyor seni dinleyenlere… Bir topluluk karşısında konuşma yapılmadan önce kişi, ne düşündüğüne dikkat etmelidir çünkü düşünceler duyguya, duygu ise enerjiye dönüşür…

Allah var bu kadar bilgiyi ücretsiz kimseye anlatmam… Bizim başkanımız o kadar zeki ki, benim yazmamı sağlayarak hem bana bilgilerimi tazeletiyor hem de bu bilgilerden tüm okuyucularımızın faydalanmasını sağlıyor… Ne diyeyim… İyi varsın Başkan…


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA