ENVANTER - 1


Bu makale 2019-05-23 16:37:41 eklenmiş ve 288 kez görüntülenmiştir.
Doç. Dr. Levent Tuğrul

 

Dilimize Fransızcadan geçmiş olan sözcük, aslında Latince “invenire (rastlamak)” fiilinden türetilmiş ve günümüze dek “inventorium (rastlanan, var olan ve bulunanların listesi)” olarak kullanılagelmiş. Mali bir deyim olarak kullanımı öncelikli ise de, hemen her “zaman ve mekânda” yapılabilen varlık belirlemelerinin ilk adımını işaret ediyor.

Yaşamımda bir çok kez bu tür envanter süreçleri çok önemli roller oynadı. İlki, Avrupa’dan Türkiye’ye dönüşümde, görevli olduğum üniversitedeydi.  O zaman gündemde olan yeniden yapılanma hamlesi içinde tüm akademik üniteler ve laboratuarlarda mevcut olan her tür alet, cihaz, yedek parça ve kimyasalın incelenip sayılması gerekiyordu. Bu işle görevlendirilen bir teknik ekibin içinde yer almıştım. Kurumdaki tüm ilişkili mekânlarda, tüm dolapları, depoları vb açıp, mevcutların tam kaydını yapmaya çalıştık. Gerçekten çok zor bir işti. Çünkü “rastlanan” malzemenin tanımlamasını yapmak dışında, işe yarar olup olmadıkları konusunda da bir ön rapor düzenlemek gerekiyordu. Bu ön rapora göre, malzemeler başka bir komisyonun incelemesine yönlendiriliyordu. Bu ikinci grup da teknik nitelikliydi. “HEK” (Hasarlı – Eksik – Kusurlu) olanları hurdaya sevk ediyordu. Böylece tam bir tespit ve sayım yapılıp, “demirbaş” listeleri güncellenmekteydi.

İlgili tüm personel bu işe yardımcı olmak konusunda son derece istekliydi. Çünkü önceki demirbaş listeleri, bu tür bir değerlendirme yapılmadan, kişilere “zimmetlenerek” korunmaya çalışılmıştı. Oysa bu zimmet devir teslimlerinde nerdeyse nesiller boyunca hiç kimse devraldığı listeleri kontrol edemiyordu. Genel bir eğilim ve şartlar gereği, gerçek sayım ve kontrol yapılmadan imza atılıp, envanter kaydı üstlenilmekteydi. Bu zincir bizim nesilden çok öncesinden beri böyle gelmiş, böyle gitmekteydi. Ortadaki halkaların birinin “çıkıntılık” yapıp, “Durun, ben önce bir kontrol edeyim!” deme şansı yoktu. Bu yüzden de aslında resmi kayıtlardaki varlıklar ve işe yararlılıkları ile gerçekler birbirinden çok farklıydı. Yeniden yapılanmadan sorumlu olan yönetim kadrosu da elbette bu durumu eskiden beri biliyordu ve bu kez acı da olsa gerçeklerle yüzleşmeye karar vermişti. Pratikte oluşan güncel “istek ve gereksinim” belgeleri bu durumun net bir kanıtıydı. Her hangi bir proje için istekte bulunan kurum ünitelerinin yeni istek yapılan alet ve malzeme, demirbaş kaydına göre elinde var görünüyordu. Bu yüzden de istekler gereksiz görülmekteydi. Aslında çoğu ya tümden yoktu, ya da en azından çoktan HEK niteliğine girmişti.

Bu yüzden yönetimin envanter güncellemesine herkes destek vermekteydi. Sonuçta oldukça yüksek sayı ve değerde “varlık” listelerden düşülmek zorunda kaldı. İşte asıl sorun bu noktada çıktı. Çünkü ne denli iyi niyetli olursa olsun, kimse bu sorumluluğu üstlenme cesaretini gösteremiyordu. İş bir süre çözümsüz kaldı. Başka bir çözüm bulmak zorunluluğu doğmuştu. Bulundu da. Üçüncü bir teknik komisyon kuruldu ve kurumun çok çeşitli ünitelerinden gelen HEK taleplerindeki tüm alet ve malzeme birbiri ile karşılaştırıldı. Ortaya çıkan durum daha da ilginç bir şekil aldı. Varlıklar çeşitli ünitelerdeki eşdeğerlerinin HEK niteliklerini tamamlar durumdaydı. Böylece neredeyse yarı yarıya bir ekonomi sağlama olanağı doğdu. Kurumun zaten çalışmakta olan tamirhanesinde HEK sınıfına alınıp, hurdaya çıkartılmak üzere olan pek çok malzemeden, uyumlu parçaları birbiri ile değiştirilerek, en azından acil gereksinime yetebilecek kadar kullanılabilir malzeme kazanıldı.

Bu çalışma bana teknik veriler dışında, çok önemli bir deneyim kazandırmıştır. Çünkü hangi kurumda bunu yaşamış olduğumuzun bir özelliği yok. Tüm kurumlar, tüm proje ekipleri ve hatta tüm hayatlarda zamanı geldiğinden böyle bir “gerçek envanter” çalışması yapılmasının önemini anlamış oldum. Çünkü yeri ve zamanı geldiğinde, tüm kurumlar ve hayatlarda “yeniden yapılanma” kararı verme zorunluluğu doğar. Her yeniden yapılanmanın ilk adımı da “gerçeklere dayalı bir envanter” çalışması yapmaktır.

Buna cesaret edemezsek, geleceğin gerektirdiği hamleleri yapamaz, kurumumuzu ve hayatımızı geçmişin hatalı kayıtlarına tutsak etmiş oluruz.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA