14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü


Bu makale 2019-05-16 19:03:22 eklenmiş ve 370 kez görüntülenmiştir.
Aliye BOZKURT

 

Urla Ziraat Odası tarafından düzenlenen 14 Mayıs Dünya Çiftçiler günü etkinliği Urla Meydan’da yapıldı. Salı günleri kurulan üretici pazarı ile aynı güne denk gelen etkinlikte çiftçilerimizin alın teri ile ürettikleri sergilendi, ödüller verilerek çiftçilerimiz ve üreticilerimiz bir anlamda teşvik edilmiş oldu.

Dünya üzerindeki tüm ülkeler dâhil bizim ülkemizde gıda ürünlerini üretmek, gıda ürünlerinde kendi kendisine yetebilmenin mücadelesini veriyor. Son yıllardaki yaşanan olumsuz hava şartlarından tutun da girdi maliyetlerindeki artışlar, ilâç, gübre vs. gibi birçok şeydeki dışa bağımlılığın getirmiş olduğu fiyatlardaki artışlarla çiftçilik yapmak, üretmek, emeğinin karşılığını alabilmek giderek zorlaşırken, azalan üretimin getirmiş olduğu pazarlardaki aşırı pahalılıklar konuşulmaya başlanmış oldu. Alın teri ile toprakla mücadele verilerek elde edilen ürünler bu maliyet artışlarından olumsuz etkilendi. Geleneksel aile tarımı dediğimiz şekilde üretimlerin ise günümüzde giderek azaldığını görmekteyiz.

Yerli tohum, yerli fide ile ”tarladan, sofraya” diyebileceğimiz geleneksel metotlar ile üretimlerin halen devam etmesi tabi en güzeli, ancak dış ülkelerden almak zorunda kaldığımız tohum, zirai ilaçlar, gübre vs. gibi birçok şey kur farkları nedeni ile hem maliyetlerde artışlara hem de ürün bazında pahalılıklara neden oluyor.

Bildiğiniz gibi, Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan 2014- 2018 yıllarını kapsayan 10.Kalkınma Plânı raporları hazırlanarak tasarı 6 Temmuz tarihli Resmi Gazetede yayınlanmış, bu rapordaki büyüme ve gelişme verilerine itiraz eden T. Ziraat Mühendisleri Odalarından "Tarımın Milli Gelirden aldığı pay eridi " diyerek itirazlar yükselmişti o dönemde.

Z. Müh. Od. Başkanı Dr. Turhan Tuncer; Tarımda dışa bağımlılık artmıştır diyerek; 9488 S. Tarım Kanunu’na göre, bütçeden çiftçi ve üreticilere ödenmekte olan desteklemelere ayrılacak miktarın Gayrisafi milli hasılanın % 1 inden az olamayacağının yasada belirtilmesine rağmen, bu rakamların Binde/6 sını  dahi geçemediğini belirterek, ”hükümet kendi çıkardığı yasadaki rakamları dahi tutturamamıştır” demiştir.

Ayrıca, İMF ve Dünya Bankası'nın çiftçilere ve üreticilere ödenmekte olan desteklemelerin kaldırılması için yaptığı baskılar da devam etmektedir deniliyor. Onlara bağımlı olmamız işlerine geldiği için tabi.

Yıllardır üzerinde durup, dile getirmekte olduğumuz tarımda ve hayvancılıkta yaşanan tüm sıkıntıları dilimizin döndüğünce anlatıp duruyoruz.

Ülkemizin doğası ve yaşam kaynaklarının hepsini göz önüne getirecek olursak, her bölgemizde yetişen birçok kıymetli ürünlerimiz var ve hepsi de farklı yörelerin adeta sesi gibi, ancak yapılacak olan sadece bu yerel ürünlerin yetiştirilmesi için canını dişine takmış üreticilerimize sahip çıkılması, destek verilmesidir.

Tarımda, Hayvancılık alanında üretim ve faaliyetlerini yürüten küçük işletmelerin, bilgi, teknoloji, girdi maliyetlerindeki yapılacak desteklemeler ile bu işletmelerimizin, çok düşük maliyetler ile tüm ülkemize yetebilecek kadar üretimi yapabilmelerinin açıklanan raporlarda teorik olarak mümkün olduğu da belirtilmektedir. Yapılacak olan destekler neticesinde de, daha dengeli bir ekonomik yapı, daha istikrarlı, daha iyi eğitilmiş bilinçli bir üretici kitlesi, ülkeye yetebilecek ürünlerin üretilerek gıdada sorunların ve pahalılıkların yaşanmaması olabilir.

Son yedi yılı kapsayan rakamlara göre;

Tarıma gerekli hassasiyetin gösterilmediğini de; yasadaki maddenin "ayrılacak destekleme oranı %1-den az olamaz denmesine rağmen " son yedi yıllık dönemi kapsayan diliminde binde/ 6 yı dahi geçememiş olmamız ters giden bir şeyler olduğunu belli etmiyor mu sizce de…

Tarımda, üretimde, hayvancılıkta uzun yıllar kendi kendine yetebilecek bir ülke iken, ne oldu da bu noktaya gelindi, samanı, kuru bakliyatı, her türlü şeyi dış ülkelerden alır olduk, herkesin düşünüp bu soruyu da sorması gerekiyor.

Ne oldu da bizler; Kabak aşılı Karpuz, Hibrit tohumlar, Mısır Nişastası şekeri (NBŞ),hormon verilen sebzelerle, meyvelerle, doğal yapısından hem görünüşü hem de tadı farklı olan bir çok ürünleri görüp almak ve tüketmek durumunda kalarak ,GDO'lu ürünlerle bu günlere geldik?...Bunun ciddiyetle ele alınıp, yerli tohum, yerli üretim gibi, her konuda kalıcı çalışmaların olması, milli tarım diyebileceğimiz sağlıklı ve ucuz ürünler yetiştirilmesine dönük bir kararlılık mutlaka olmalıdır.

Ülkemiz tarımda kendisine dışa bağımlılıktan, küresel vampirlerin oyunlarından uzak bir yol çizmeli küresel sermaye pazarının elinde oyuncak olmadan, gözünü kan bürümüş bu çetelerin ağına da düşürülmeden yapacağı "yerli tohum, yerli üretim " modeli bir sistemle, Milli Tarım Politikaları da oluşturularak yapılacak, Tarım ve Hayvancılık sistemi ile de ülkemizin üretimde, hayvancılıkta, çiftçilikte ve birçok alanda başını dik tutarak ve kimselere el etek öpmeden "Kendi kendine yetecek" bir ülke durumuna gelmesi mümkün olabilecektir.

Bunu başarabilmek için köklü metotların ve çalışmaların yapılması mutlaka olmalıdır.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA