TARİHİ YAZANLAR - 1


Bu makale 2019-05-09 20:02:46 eklenmiş ve 163 kez görüntülenmiştir.
Doç. Dr. Levent Tuğrul

 

Son iki haftadır sürdürdüğümüz “Vandalizm” yazı dizisiniAcaba sorun yine ‘tarihi yazanlara’ mı bağlıydı?” sorusu ile bitirdik. Çünkü “kökten yıkıcılık” anlamı ile Rönesans’tan beri kullanılmakta olan bu deyim aslında anonim bir sıfat olmayıp, (özellikle kilisenin bakış açısından) kuzey Avrasya kökenli göçebe halkları işaret ediyor. Yani içinde etnik, toplumsal ve inanç temelli net bir yargı taşıyor. Oysa aynı kilise, tarihe, kendi gibi olmadığını gördüğü her kültürü, bırakın baskılamayı, en kanlı şekilde yok etmeyi “hak saymış” olan bir kurum. Bunu dünyanın en uzun ömürlü ve yaygın, “her açıdan emperyal” kuruluşu olan Roma İmparatorluğu’nun yönetim erkini ele geçirdikten sonra, tüm “dışarıda kalan” kültürlere “tanrı adına” uygulamaktan hiç çekinmemiş. Antik çağın bilgi ve tarih hazinelerini koruyan kütüphaneleri yok etmekten, kitap ve yapıtları kuruluş amaçları açısından tanınamaz hale getirmekten, temsilcilerini (Nasturiler vb) öldürmeye kadar her şekilde yapmış. Kısacası Vandalizm’in rehberini yazmış. Kendi açısından “kâfir” (heretik) gördüğü toplumları imha etmek için düzenlediği haçlı seferleri ile Avrupa’dan (bugünkü Fransa, Almanya, Beserabya, Ukrayna, Rusya vb) başlayıp, İslam coğrafyasını, hatta okyanus ötesini (Güney Amerika vb) kan gölüne çevirmiş. Tanrının o “kâfirlere(!)” dil, yazı, kültür vermeyeceği savını kanıtlamak çabasıyla, yağmaladığı kalyonlar dolusu değerli metal (altın vb) eserin görülmesini engellemek için eritilip külçeye çevrilmeden Avrupa’ya naklini bile yasaklamış. Endülüs’ü ele geçirdiğinde, oradaki, çağının en yüksek uygarlığını kendine mal edebilmek için, “yeni ve yapay bir kilise dili” bile yaratmış. Çünkü oradaki uygarlığın yazılı kanıtlarının çevrilebileceği, yaşayan bir dil o çağda başka hiçbir yerde yokmuş; Kilise Latincesi denen dilin kökeni bu yapay dil olmuş. Kendi takipçilerinden başka hiç kimse bu dili anlayamadığı için tüm medeniyeti tekeline almış. Tababetin kilise dışında uygulanmasını yasaklayarak, bunu sürdürmeye kalkanları “cadı ve şeytanın esiri” ilan ederek canlı canlı yakmış. İşte bu açıdan bakılınca, “yabancı ve kâfir” saydığı Kuzey Avrasya, kadim Orta Doğu kültürlerini vb “kökten yıkan” bu kurum, yok ettiklerini “Vandal” olarak kayda geçirmiş. Çok öğündüğü “Rönesans”ın temeli de maalesef bu gerçek yıkıcılık (Vandalizm) üstüne kuruludur diyebiliriz. Bu emperyal yöntem, tarihte çok sık rastlanan benzeri yükseliş öykülerinden yalnızca biridir. Bu yüzden olsa gerek, G. Orwell’den Churchill’e ve Gandi’ye dek pek çok kişiye atfedilen ünlü “Tarihi kazananlar yazar!” deyimi yaygınlaşmış.

Açıkçası ben bu çıkarıma katılmayanlardanım. Tarih, kaba güç, teknik olanaklar, dehşet silahları yanında kültürel düzey yüksekliğine sahip, “kazanan” pek çok toplumun, kendi tarihini bile anlayamadan, tanıyamadan ve tanıtamadan yok olduğuna da tanıktır. Kaba güce sahip kazananlar arasında Kuzey Avrasya (bugünkü Avrupa halkları), Cengiz Han vb yi sayabiliriz. O eşsiz Roma İmparatorluğu’na karşı bile kazanmayı başarmışlar. Kültürel düzey yüksekliğine sahip kazananlara en güzel örnek de Fenikelilerdir. Akdeniz’i ve çevre okyanusları aşan gemileri, zamanın her türlü metal ham ve mamul maddesini, boyaları, baharatı, sayısız gıda ve diğer maddeyi Avrupa’ya ilk getirip, öğreten Fenikeliler olmuş. Buna ek olarak getirdikleri başka bir şey var ki, günümüz medeniyetinin bile temelini oluşturuyor; “alfabe”. Buna karşın Fenike adı bile onların kendilerine verdiği değil, yabancıların onlara verdiği bir addır. Kurdukları ticaret kolonileri ile eski dünyayı ele geçirmişler, ama tarihe kendi öz gerçeklerini, öz adlarını bile kaydetmeyi becerememişler. Kısa sürede, tüm bu üstünlükleri onları taklit edenlerin eline geçmiş. Tarih sahnesinden silinip gitmişler. Eksik olan neydi? Yanıtı çok basit, “yazmamışlar”…

Buna karşılık, kendilerinden önceki kültürleri, adları, gelenek ve görenekleri, olayları, yalan yanlış da olsa, çarpıtarak ve kendi bakış açılarına göre yamultarak da olsa, yazan ve anlatanlar, yazdıklarının sahibi olmuş. Bugün küresel bir kültürden söz edebiliyorsak, bunu her konunun farklı bakış açılarından (konseptlerden) ve farklı algılara dayanarak kayda alınabilmesine borçluyuz. Şöyle de diyebiliriz; Tarihi kazananlar yazmaz, yazanlar tarihi kazanır! 

Bu yüzden tüm kayıtları tutup, korumalıyız!


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA