URLA’DA İZ BIRAKAN TARİHİN ACI GÜNLERİ


Bu makale 2019-05-02 14:37:46 eklenmiş ve 202 kez görüntülenmiştir.
Ali Rıza DURAN

 

Geçen haftaki yazımın devamı,

Kurulan bu milis kuvveti, 173.Alay'ın yardımına koşup gelince, Rum çeteleri ile alayın çarpışmaları, 16-17 Mayıs günleri boyunca sürdürülünce, İzmir' den gelen Yunan ordusuna bağlı bir bölük ve bir İngiliz yüzbaşının olaylara müdahale etmesiyle 17 Mayıs akşamı ateş kesildi.

Bu sırada Urla iskelesine yanaşan bir Yunan savaş gemisinden daha fazla asker grubu iskeleden kıyıya çıkmaya başlamıştı. Bu arada takviye alan Yunan askerleri, Türk milislerini bastırarak Urla'yı kontrol altına aldılar diye söylenirdi.

Bu acı yaşananları bizimle paylaşan büyüklerimiz tarafından öğrendiğimiz,  Urla'daki Türk askerlerinin ve yerli halkının bu ilk silahlı direnişi, Batı'da Yunanlılarla ilk çarpışma kabul edildiği için, burada yaşanan olaylar, Mondros Mütareke Antlaşması hükümlerine rağmen Türk askeri birliklerinin ilk mütecaviz ve işgalcilere karşı koyma hareketiydi, buna rağmen, işgalci kuvvetler durmadan aceleyle gelip 18 Mayıs günü askerimizin silahlarına el konulan o tarihte 173. Alay Subayları ve erleri, esir alınarak İzmir'de üç gün önce tutuklanmış Türk askerlerinin yanına götürülmüştür diye gözyaşları ile acı acı anlatılırdı bize.

Böylece Üç yıl Süren bu hazin yaşam süreci 12 Eylül 1922’e kadar devam etmiştir. 12 Eylül 1922’de Türk askerinin zaferle İzmir’e girişini zevkle anlatan, büyüklerimden dinlediğim İzmir’in kurtuluşu ile Urla’da başlayan büyük zafer-heyecanı bütün yarımadayı kuşatmış ve kahraman askerimizin büyük azim ve gayreti ile 11 Eylül 1922 günü Seferihisar, 12 Eylül Urla, arkasından durmayan kahraman askerimiz o coşku ile 15 Eylül 1922’de Çeşme ve 17 Eylül Karaburun, düşman işgalinden kurtulmuştur. Bu kazanılan büyük zafer yarımadamız için Türk tarihine yazılan en büyük zaferdir diye gururla anlatılırdı bize..

Bununla beraber, yarımadamız dışında, 9 Eylül günü 1 inci Kolordu Kemalpaşa’ya, 2 inci Kolordu Manisa’ya, 4 üncü Kolordu Turgutlu’ya ulaştı diye anlatılırdı bununla kalmayıp, Türk süvarileri üç yılı aşkın süredir yas çeken İzmir halkının sevinç gözyaşları arasında İzmir’e girdiği söylenirken.

Süvarilerimize, İzmir’e girerken birkaç yerde hafif ateşle karşılaşmaktan başka hiç bir olay olmadı hatta süvarilerimiz Kordon boyundan geçerken, bir İngiliz müfrezesi tarafından selamlandı diye gururla söylenirdi, Türk bayrağı Hükümet Konağına ve Kadifekale’ ye çekildiğinde.

Birinci Süvari Tümeni Komutanı Mürsel Paşa bir Fransız harp gemisi telsizi vasıtasıyla, İzmir’e girildiğini Ankara’ya bildirisinde. İzmir’de Türk halkının sevinci o denli büyüktü ki askerlerimiz çiçek yağmuru altında kaldı deyince, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa İzmir’in alınışı dolayısıyla ordulara şu tarihi mesajını yayınladı:

Anafartalar’da ilk verdiğim, Akdeniz’dir hedefine varmakta orduların gösterdiği gayret ve fedakârlığı hürmet ve takdirle anarım. Elde edilen büyük muzafferiyetin yapıcısı olan kıymetli arkadaşlarıma en içten teşekkür ve tebriklerimi bildiririm. Orduların bundan sonra verilecek hedeflerin alınmasında da aynı fedakârlık yarışmasını göstereceklerine inancım tamdır demesinden sonra yaşananlar Türk tarihine kahraman ordumuz zaferlerle anılmıştır.

İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşundan sonra, çevre kasabalarımız olan Torbalı ve Menderes Vadisi’nden çekilen Yunan birlikleri, Seydiköy civarında kısa bir çarpışmadan sonra süvarilerimiz tarafından esir alınmıştır. 9 Eylül günü; Menemen yakılmadan kurtarıldı, Seydiköy de Türk kuvvetlerinin eline geçti. Akıl almaz bir hızla ilerleyen piyade birlikleri de bir gün sonra,

Başkomutan Mustafa Kemal ile birlikte İzmir’e gelmiştir. 18 Eylül 1922 tarihine kadar yapılan Takip Harekâtı ile bütün Batı Anadolu’daki Yunan askerleri sınırlarımız dışına çıkarılıyor ve halkımıza büyük bayram oluyor.

Benim aziz ulusum üç yıl süren bu düşmanların hain planlarını yaşarken, bu vatan toprakları için ne büyük acılar yaşayan benim aziz milletim 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkıp, Anadolu’nun hemen yarısını istila ederek, burada Yunan Asya İmparatorluğu’nu kurmak rüyasıyla üç seneyi aşkın bir süre içinde anayurdumuza saldıran düşman orduları, nihayet 18 Eylül 1922 gününde tek bir er kalmamak suretiyle aziz Atamız gazi Mustafa Kemal öncülüğünde vatanımızın bu bölgesinden tamamen yok oldu kovuldular.

Sayın dostlar sizlerle paylaştığım bu yazılar vatan sevdalısı, garip bir Rıza Usta’nın ikinci dünya harbi aşamasında çekilen sıkıntılarda babasıyla kuru peksimet yerken, babası Kilizmanlı Hilmi Çavuş’un Mustafa Kemal ile 1919’dan İzmir’in kurtuluşuna kadar beraber olduğu günlerde yaşadıklarından bir hatıradır.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA