Günlük Hayata Dair


Bu makale 2019-04-25 17:20:25 eklenmiş ve 342 kez görüntülenmiştir.
Aliye BOZKURT

 

İnsan hayatı su gibi akıp gidiyor dense de o suyun akışını gelin bir de insanlara sorun,günlük hayatın getirdiği zorluklar,hayat için verilen bütün mücadeleler pek de kolay değil.

Ülkemizde yaşanan tarımsal ürünler başta diğer bütün ihtiyaç maddeleri dahil her şeydeki fiyatların çok yükselmesi,hayata gerekli her şeyin giderek artması,pazarda el yakan sebze ve meyve fiyatları insanlara ateş dansı yaptırırcasına koşturmalara,nerede daha ucuz bulabilirim endişelerine sebep oluyor.

Hayat bu kadar pahalı bir rota izlerken uzmanların çıkıp neler yenir neler yenmez programları insanları üzüyor,TV deki yemek programlarının kaldırılmasını isteyen çok insan var inanın, zaten alım gücü olmayan kesimlerin parasal gücü nelere yeteceği belli,eldeki hesap çarşıya hiçbir zaman uymuyor ki.

İşsizlik oranları 2019 yılı verilerine göre 4 milyon 302 deniyor bunun günümüz rakamlarında ise çok daha fazla olduğunu bilmeyen yok. Yapılan son kıdem tazminatı düzenlemeleri işsizliklerin rakamlarını daha da arttıracak görünüyor ,işveren kesiminin yüksek miktarlar tutan kıdem tazminatı ödeyecek oluşu bir anlamda işten çıkarmaları engelliyor gibiydi,artık yeni düzenlemeler işsizlik oranlarını daha da arttıracak gibi.

İnsanlar artık karnını doyurabilme mücadelesi veriyorlar,yüksek kiralar,aşırı ödemeler,pahalılık karşısında şaşkın,enerji bakanlığı verilerine göre 19 milyon900 abonenin elektrik ve doğalgazı kesilmiş,hayata gerekli bütün ihtiyaç maddelerini almakta zorlanan insanlar mecburen ucuz ne bulursa almanın peşindeler,bu da kalitesiz ve sağlığa aykırı bir çok gıda maddelerinin çoğalmasına neden olmaktadır.Sağlıksız ve zararlı katkı maddeleri içeren gıdaların tüketilmesi ise toplumsal sağlığın daha çok bozulmasına neden olacaktır,zaten başta kanser olmak üzere bir çok hastalıkta artışlar görülmüyor mu.

Günlük hayatta kullanılan gıda maddelerindeki katkı maddeleri ve kimyasal eklemelerin ne derece kanser riski taşıdığını bilmeyen yok,sağlık açısından zararlı katkı maddelerini içeren ambalaj ve üretimlerinin denetlenebilirlik oranları nelerdir bilinmiyor, insanların bunları adeta mecburen almak durumu var,zira alacak güçlerinin kısıtlı oluşu mağduriyeti yaşanıyor maalesef.

Damak tadı ve fiyat etiketleri dışında önemsenmeyen ancak sağlık açısından çok riskli bir durum bu.

Tükettiğimiz gıdalar kadar,onların muhafazası için kullanılan plâstik ambalaj maddeleri bile kansere davet çıkarması bakımından büyük bir risk taşımaktadır.

Bu konularda toplumdaki bilinç pek fazla değil, ancak sağlıklı gıda tüketiminin önemi kadar o gıdaların sunuluş şekillerindeki sağlıklı yöntemleri de çok önemlidir..

Alış veriş esnasında genellikle büyük bir çoğunlukla sadece alınan gıda paketinin son kullanma tarihine bakılır ve başka detaylara bakılmaz.

Oysa plâstik ambalaj kaplar türlerine göre sınıflandırılıyor.Okların takip ettiği bir üçgen ile belirlenen işaretin bazen içi boştur,bazen de bu üçgen içinde rakamlar bulunur.Anlamak için de bilmemiz gerekir;

Kapların altındaki üçgenlerin içinde,1 den 7 rakamına kadar sayılar vardır.Ambalajda 3-6-ve 7 varsa o üründen uzak durmakta yarar var, zira zararlı madde ihtiva ediyor demektir.Bazende bu üçgenlerin içi boştur bir şey yazmaz,işte böyle paketler sağlık için çok risklidir,üçgen şeklin içindeki 5 rakamı,ambalajın zararsız olduğunun göstergesidir.Ambalajlardaki yazılı ibarelere kısaca bakarsak;

1- PET ya da PETE (polietilen) su-alkolsüz içecek şişeleri,pet şişelerde olur zararsız madde olduğu anlamına gelir.

2-HDPE(yüksek ve yoğun poliüretan):Deterjan-süt gibi ambalajlarda olur zararsız demektir.

3-PVC(poliünilklorid) streç,folyo,zemin döşemeleri,banyo aksesuarları,kabartmalı plâstiklerde kullanılır ve sağlığa zararlıdır anlamına gelmektedir.

4-LOPE(az yoğunluklu polipilen) çöp torbaları,plâstik torbalar -yemek saklama kapları vs.bulunur zararsız olduğu anlamındadır.

5-PP (Poliproplen)tüm şişe kapakları-pipetlerde-biberon-yoğurt kaplarında bulunur zararlı madde içermez.

6-PS (Poliütren):yemiş paketleri-plâstik tabak,çatal,kaşık vs.-köpük kaplar ve tabaklar-fast foot ürünlerdedir ve zararlı madde içerdiğini anlatır.

7-DİĞER (1-6 rakamının dışındakiler)pet şişeler-yemek saklama kaplarında bulunur,zararlı madde içerdiğini anlatır.Zararlı maddeleri sadece naylon ile bağlantılamak ise son derece yanlıştır,ürün içeriği,üretiminde ve içindeki maddeler bile çok şey ifade ederler.E-110 maddesinin fazla kullanımı böbreklerde tahribat yapıyor,E-120 gıda renklendiricileri ise alerji ve hiperaktivite sorunlarına,E-122 astım,E-123 kalıtsal hastalıklara,alerjiye zemin hazırlıyormuş,E-234 boraks tuzu denen madde ise hem gıdalarda hem de zararlı mücadelesinde zirai ilâç olarak kullanımında organlarda hasarlara neden olmaktadır deniyor,E-512 renk sabitleyici maddenin ise egzama,astım gibi vücutta bir çok zararları oluyormuş,insanlarımızın hiç bilmeden gıdalarla aldığı  sayılamayacak bir çok zararlı maddeler var bunlar insan sağlığı için çok büyük riskler taşıyorlar.

Sağlığa zararlı olan, kanser yapabilecek,diğer hastalıklara neden olabilecek bütün zararlı katkı maddelerin topluma genişçe anlatılması ve bilgilendirilmesi gerekir,ama böyle bir çalışmaya pek rastlanıyor denemez.

MSG ,(Mono Sodyum Glutamad)adlı katkı maddesi gıdalara lezzet vermesi amacı ile kullanılır ama çok riskli ve zararlıdır.

NŞB(Nişasta Bazlı Şeker)sağlık açısından zararlı ama bir çok gıda maddesinde kullanılır (bakanlığın yeni çalışması ile oranların düşürüleceği açıklandı)

GDO(Genetiği Değiştirilmiş Ürünler)bir çok sebze ve meyve piyasada zararlı mayın gibi dolaşıyorsa da hiç bir önlem alınmamaktadır.Hibrit tohumlarla üretilmiş olan ürünler,hormonlu bir çok sebzeler, ürünler de var.

Sadece şunu yemeli bundan uzak durmalı değil,insan sağlığını tehdit edecek neler varsa hepsi için toplum bilinci oluşturulmalıdır,ayrıca sıkı ve kalıcı denetimlerde yapılmalıdır.

Kısaca söylemek gerekirse,teknolojiye uyularak yapılan bir çok şey sağlığımız açısından riskli, zararlı bir çok gıda maddesi ve yaşamsal ürün piyasalarda cirit atıyor ama hiç bir önlem alınamıyor da denilebilir.

Halkın alım gücünün olmayışı bazen onları ucuzluğu nedeniyle merdiven altı tabir ettiğimiz ürünlere de yöneltebiliyor,sağlık açısından riskli durumlara da sokabiliyor.

Bu da gösteriyor ki artık sadece alınan ürünlerin içeriğini incelemek yetmiyor ,satılan ürünlerin doldurulduğu ya da kullanıldığı ambalajların da altındaki yazıları ve üçgen içinde yer alan rakamların ne ifade ettiğini bilmek de gerekiyor.Bazen bu uyarıcı işaretler ve yazıların olmadığı yani hiç bir şey yazmayan ya da içi boş olarak belirlenen ambalajlardan da uzak durmakta fayda var.

Gıda maddelerimizin üretilişi kadar  onların ambalajlanması da sağlığımız açısından zararlı olabilecek bir çok etkeni ve riskleri taşır şekle geldiği günümüzde,kanser ve diğer hastalıklardaki yaşanan patlamalar, sağlık sorunlarının çoğalışı kimseleri şaşırtmamalıdır..

Tezgâhlardaki en güzel ve düzgün olanlarını beğenip,aslında bunun ne denli sağlıklı olacağını unutan alışverişlere daldığımızı, ama bunun sağlığımız açısından zararlarını hesap etmeyi değil de, sadece fiyatlarına bakıp, hesap eder hallere geldiğimiz günlerde insanlarımız.

Aslında en güzeli,"Tarladan-sofraya"diyebileceğimiz her şeyi ile doğal olarak üretilen bir beslenme şekli olmalıdır ama günümüzde artık bunun giderek azalıp hatta yok olduğu bir dönemdeyiz ve bunun için de Başta Kanser olmak üzere birçok hastalık da kol geziyor denilebilir.

Ekilebilir alanların giderek yok olduğu,toplum olarak dışa bağımlı bir beslenme modelinin giderek yayıldığı,ancak sağlıksız nesillerin ve hastalıkların çoğaldığı günlerdeyiz sanki.

Yaşadığımız hayat içinde en güzeli doğal gıdalardır ancak modern yaşam içinde ambalajlı gıdaların,hazır yiyeceklerin ve bu tarz gıda maddelerinin tüketilmemesi mümkün değil,kontrol  mekanizmalarının az  ve yetersiz oluşu, serbest pazar ekonomisinin acımasız çarkları maalesef bu şekilde işliyor.

Küresel ekonominin acımasız çarklarının zararları hep üretmeyen üçüncü dünya ülkelerine oluyor,zira küresel efendiler kendi ülkelerindeki kullanılmayan, yenmeyen ne kadar zararlı ürün varsa onları dış ülke pazarlarında satıp para kazanıyorlar, hem de o ülkelerin sağlıklarını bozuyorlar, sonrasında da sağlık sektörü alanındaki ürettikleri ilâçlarla da yine ayni yollarla defalarca kan emiciliklerini sürdürüyorlar.

Tohumundan gübresine kadar insan yaşamında gerekli her şeyin yerli olarak geleneksel metotlarla ve eski usullere uygun olarak üretilmesi,ülkemizin kendi kendine yetebilecek metotlarla bütün gıdalarını üretiyor olması gerekmektedir.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA